24 Şubat 2018 Cumartesi 01:14:22
» MİT için: 3 FARKLI GÖRÜŞ AKTARIYORUZ. KEYİFLİ OKUMALAR DİLERİZ.

MİT için: 3 FARKLI GÖRÜŞ AKTARIYORUZ. KEYİFLİ OKUMALAR DİLERİZ. - ERKUT ERSOY

Paylas
MİT için: 3 FARKLI GÖRÜŞ AKTARIYORUZ. KEYİFLİ OKUMALAR DİLERİZ.
http://www.bagimsizozgurmedya.com/turkhaber.html
- 09 Şubat 2018, Cuma 08:03:09
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

BUGÜN DE MİT’İN DEDESİ OLAN TEŞKİLAT-I MAHSUSA ÖRGÜTÜNÜ İNCELEDİK VE SİZE 3 AYRI KAYNAKTAN 3 FARKLI GÖRÜŞ AKTARIYORUZ. KEYİFLİ OKUMALAR DİLERİZ.

 

Teşkilatı Mahsusa nedir ? Teşkilatı Mahsusa kimdir, üyeleri kimlerdir ?

Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT)'in atası olarak görülen Osmanlı Devleti'nde Enver Paşa'nın 1913 yılında kurduğu Teşkilât-ı Mahsusa hakkında elde olan bilgiler çok az. Teşkilât-ı Mahsusa’nın varlığı ve faaliyetleri bugüne kadar bilimsel şekilde araştırılmamış, hakkında yazılanlar bir efsane bulutu içerisinde kalmış ve abartmalar günümüze kadar devam etmiştir. Peki Teşkilat-ı Mahsusa kimdir, üyeleri kimlerdir?

TRT'nin büyük beğeni toplayan dizisi Mehmetçik Kut'ül Amare bu haftaki bölümüne Teşkilât-ı Mahsusa sahnesi damga vurdu. Vatan sevdalısı Hüsrev oğlu Mehmet'i büyük dikkat ve gizlilik içerisinde Bağdat'a ulaştıran Süleyman Kumandan, çölde şifacıların yanında bulduğu Mehmet'i Teşkilât'ı Mahsusa'ya resmen aldı. Büyük heyecan yaşatan sahnede, dizinin başından bu yana sık sık görülen Süleyman Kumandanın yüzüğü dikkatlerden kaçmadı. Bazı izleyicilerin hâlâ merak ettiği üç hilâlli sancağın da Teşkilât-ı Mahsusa sancağı olduğu biliniyor.

 

TEŞKİLÂT-I MAHSUSA NEDİR?

Teşkilât-ı Mahsusa, İttihat ve Terakkî Cemiyeti bünyesinde Enver Paşa'ya bağlı olarak kurulan gizli bir teşkilattır. Teşkilatın, Türkçü ve İslâmcı siyasî görüşler doğrultusunda, yurt içi ve yurt dışında, karşı-istihbarat, propaganda ve örgütlenme eylemlerinde bulunduğu bilinmektedir. Çeşitli ifadelere göre 1911'den itibaren etkin olmuş, 5 Ağustos 1914'te Harbiye Nezareti'ne bağlı resmî bir örgüte dönüştürülmüştür. 8 Ekim 1918'de İttihat ve Terakkî hükûmetinin iktidardan ayrılması ile birlikte Teşkilât-ı Mahsusa da resmen tasfiye edilmiştir.

 

TEŞKİLÂT-I MAHSUSA'NIN FAALİYETLERİ 

Teşkilât-ı Mahsusa'nın Trablusgarp'ta İtalyanlara, Batı Trakya'da Bulgar ve Yunanlara, Mısır ve Irak'ta İngilizlere karşı direniş örgütleme çalışmaları kısmen belgelenmiştir. Buna karşılık 1915 Ermeni Tehciri'nde Teşkilât-ı Mahsusa'nın oynadığı rol, sık sık dile getirildiği hâlde ayrıntılarıyla ortaya konabilmiş değildir. Teşkilât-ı Mahsusa hakkında tek köklü araştırmanın yazarı olan Philipp Stoddard'a göre Teşkilât-ı Mahsusa, Ermeni tehcirinde hiçbir rol oynamamıştır. 

TEŞKİLÂT-I MAHSUSA VE KUVÂ-Yİ MİLLİYE

I.                   Dünya Savaşı'ndan sonra Anadolu'da oluşturulan Kuvâ-yi Milliye ve Müdafaa-i Hukuk gruplarının önde gelen liderlerinin hemen hepsi Teşkilât-ı Mahsusa üyesi olduğu bilinen kişilerdir. Buna rağmen Teşkilât-ı Mahsusa ile Millî Mücadele arasındaki örgütsel ilişki yeterince incelenmemiştir. Teşkilatın kurucusu Enver Paşa'dır. Başında ise Hüsamettin (Ertürk) Bey bulunmaktaydı.

BU BAŞKA BİR KAYNAK ….

 

Teşkilat-ı Mahsusa Kuruluş ve Seçkin Üyeler

1.Dünya savaşı’nın başladığı günlerde seferberlik ilan edilmiştir. Seferberliğin ilan edildiği 11 Kasım gecesi İttihat ve Terakki Teşkilatı Genel Merkezi‘nde tarihi bir toplantı vardı ve üyelerin hepsi hazırdı. Toplantı önemli bir karar gebeydi: Enver Paşa’nın önerisiyle Teşkilat-ı Mahsusa’nın temelleri atılacaktı. Alınan kararda şöyle deniliyordu: “İster savaşa katılalım, ister katılmayalım ordularımızın ileride düşman topraklarındaki hareketlerini kolaylaştırmak için bir Teşkilat-ı Mahsusa kurulmalıdır. Bu teşkilat sayesinde silahlandırılacak çeteler savaş sırasında düşman topraklarına girecekler, düşmanın hareketi ve sayısı hakkında ordularımıza gerekli bilgiyi vereceklerdir.”

 

Teşkilat-ı Mahsusa yaptıkları, en zor şartlarda bile imza attığı inanılmaz eylemlerle bir döneme mührünü vuran bir örgüttür. Öyle ki dünyanın en gizli teşkilatları arasındadır. Hücre sistemiyle çalışmıştır ve hücre evleri günümüzde dahi belirlenememiştir. Teşkilat’ın kuruluş tarihi hakkında çeşitli görüşler vardır: Cemal Paşa hatıralarında Teşkilat-ı Mahsusa’nın 1913 yılında Batı Trakya’daki faaliyetlerinden söz eder. Doktor Philip Hendrick Stoddard (Teşkilat-ı Mahsusa kitabının yazarı) da Ağustos 1914’te Teşkilat-ı Mahsusa’nın illegal olarak çalıştığını 5 Ağustos 1914’te resmi bir kimliğe büründüğünü belirtir. Kaynakların ortak görüşü ise şudur:

 

Teşkilat-ı Mahsusa Enver Paşa’nın ve mesai arkadaşı Binbaşı Süleyman Askeri‘nin yönettiği ve İttihat Terakki Genel Merkezi’nin Batı Trakya ile ilgili kararlarını uygulamakla görevli bir örgütün büyüyüp gelişmesiyle oluşmuştur.Kuşçubaşı Selim Sami ve Eşref kardeşler, Çerkez Reşit, Hüsrev Sami gibi isimlerin aktif olarak çalıştığı teşkilat, yakın tarihimizin en başta gelen gizemli bir örgütüdür.

 

Teşkilat’ın kuruluş amacı şuydu:

-Bütün Müslüman alemini bir bayrak altında toplamak, yani İslam birliğini gerçekleştirmek. Bunun yanında bütün Türk Dünyası’nı da siyasi birliğe kavuşturmak, yani Turan Ülküsü’nü gerçek kılmak.Önemli bir İslam büyüğü Emiri efendi ve Türkçülük’ün ideologu   Ziya Gökalp Teşkilat’ın fikirlerinden esinlenmiş, Teşkilat-ı Mahsusa Osmanlı coğrafyasında geniş bir yelpazeye yayılmış, büyük bir ümit kaynağı olmuştur.

 

Teşkilat-ı Mahsusa başlangıçta oldukça iyi işler yapmış, ama Arap isyanları ve İngiliz altınları zamanla bütün dengeleri değiştirmiştir. Balkanlar’da ve Osmanlı’nın değişik yörelerinde İttihat ve Terakki’nin fedakar subayları sayesinde ayaklanmalar çıkmış, İtilaf devletleri’ni oldukça uğraştırmıştır.

Enver Paşa’nın emri ile Teşkilat-ı Mahsusa’nın başına geçen Kurmay Binbaşı Süleyman Askeri’nin emrinde seçme subay ve askerlerden  oluşan Osmancık Gönüllü Alayı vardı. Yüzbaşı Hayri, Filibeli Halim Cavit, Yüzbaşı Lütfü, Piyade Teğmeni Şehreminili Sadık gibi mümtaz subaylar, Binbaşı Süleyman Askeri Bey’in işini oldukça kolaylaştırıyordu. Burada Teşkilat-ı Mahsusa emrinde çalışan ve yakın tarihimizde önemli işler yapan bazı subayların listesini vermeyi faydalı görüyorum:

 

1.        Yüzbaşı Yakup Cemil

2.        Emir Abdulkadir el-cezayir’in oğlu, Meclis-i Mebusan İkinci başkanı Emir Ali Paşa

3.        Osmanlı Meclis-i Mebusan üyesi Abdulkadir Gannavi

4.        Dr.Abdurrahman Bey

5.        Yüzbaşı Ali

6.        Müstakbel İstiklal Mahkemesi Başkanı ve Cumhuriyet Dönemi Nafia Nazırı Miralay Ali Çetinkaya

7.        Başbakan Binbaşı Ali Fethi Okyar

8.        İşkodralı Ali Rıza

9.        Teğmen İskeçeli Arif

10.      Teğmen Atıf Kamçıl

11.      Binbaşı Mısırlı Aziz Ali

12.      Padişahın saray görevlilerinden Besim Ağa

13.      Gazzeli Cemal Bey

14.      Mustafa Kemal’in yaverlerinden Cevat Abbas

15.      Yüzbaşı Hacı Emin

16.      Geleceğin Harbiye Nazırı Enver Paşa

17.      Enver Paşa’nın kardeşi Nuri Kıllıgil

18.      Enver Paşa’nın kayınbiraderi Yarbay Nazım

19.      Enver Paşa’nın amcası Kurmay Binbaşı Halil Kut

20.      Enver Paşa’nın yaveri İzmitli Mümtaz

21.      Trablus Mebusu Ferhat Bey

22.      Sapancalı Hakkı

23.      Türk Hava Kurumu başkanı Binbaşı Fuat Bulca

24.      Deli Fuat Paşa’nın oğlu Teğmen İslam

25.      Deli Fuat Paşa’nın oğlu Şehit Reşit

26.      Topçu Yüzbaşı İsmail Hakkı

27.      Jandarma Yüzbaşı Kadri

28.      Kuşçubaşı Eşref

29.      Miralay Neşet

30.      Ünlü Hatip Ömer Naci

31.      Sağlık Bakanı Dr. Refik Saydam

32.      Şeyh Salih eş-Şerif et-Tunusi

33.      Trablusgarplı Süleyman el-Baruni

34.      Askeri Temyiz Mahkemesi Başkanı Bingazili Yusuf Şetvan

35.      Halepli Ethem Paşa

36.      Şeyh Abdulaziz Savaş

37.      Yarbay Çorumlu Aziz

38.      Teşkilat-ı Mahsusa Siyasi Büro Müdürü Dr. Bahaeddin Şakir

39.      Teşkilat-ı Mahsusa Sİyasi Büro Müdürü Mithat Şükrü Bleda

40.      Dördüncü ordu müftüsü Esat Şukayr

41.      Ohrili Eyüp Sabri

42.      Ünlü komitacı Fuat Balkan

43.      Süvari binbaşı Eyüplü Hüsamettin Ertürk

44.      Manastırlı Hüsrev Sami Kızıldoğan

45.      Topçu Yüzbaşı İhsan

46.      Türkistan’daki Teşkilat-ı Mahsusa harekatının idarecilerinden Kuşçubaşı Selim Sami

47.      Kolağası Trabzonlu Rıza

48.      Balkan Savaşı’nda Teşkilat-ı Mahsusa üyelerinden İsmail Canpolat

49.      TBMM üyesi Edremitli Necati Bey

50.      Yüzbaşı Kırkkiliseli (Kırklarelili) Ali Rıza

51.      Yüzbaşı Üsküdarlı Muhtar

52.      İstiklal Savaşı paşalarından Dağıstanlı Nuri

53.      Çerkez Ethem’in kardeşi Tevfik

54.      Eğinli Hasan Rıza

55.      Meclis-i Mebusan Bursa Mebusu Talip Bey

56.      TBMM üyesi Yüzbaşı Giritli Ruşeni

57.      Fas’ta Ticani Hücresi Reisi Hoca Abbas

58.      Tunus Devlet Başkanı Habib Burgiba’nın babası Şerif Burgiba

59.      Arabistan’ın ünlü şeyhlerinden İbnü’r-Reşit

60.      İstiklal Marşı Şairi Mehmet Akif Ersoy

61.      Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mareşal Mustafa Kemal Paşa

 

BU DA BAŞKA BİR KAYNAK ….

 

 

Teşkilat-ı Mahsusa Hakkında Gerçekler

Tolga Gerger

 

Herkes konuştu hakkında binlerce kitap yazıldı. Teşkilat-ı Mahsusa kimdir? Faaliyetleri nedir? Neler yapmışlardır?

 

Tarih genel hatlarıyla zor bir bilimdir. Evrakın incelenmesi esas olmakla birlikte bazı konuların yıllarca üzerinde çalışılır. Açıkcası bu yazıyı çok zor bir şekilde yazdım. Teşkilat-ı Mahsusa kimine göre efsanevi operasyonları yapan bir kurum, kimine göre ise Ermeni Tehcirini organize eden grup. Oysa gerçekler çok farklı. Araştırmamı yaparken Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt (ATASE) Daire Başkanlığından faydalandım. Arkadaşlarımın ısrarı üzerine kendisine hep şüpheyle yaklaştığım internete bir bakayım dedim. Gördüklerim karşısında adeta şok oldum. Konu hakkında yazılan binlerce kitap olduğunu biliyordum ama bu denli "hayal" ve "yalanın" olduğunu asla tahmin edememiştim. İzlememekle birlikte arkadaşlarım bana malum bazı dizileri ve yapımları söylediler. Oradaki konuları üstün körü bilmekle beraber, içeriğine tam anlamıyla vakıf olduğumda ikinci bir şok yaşadım. Bu kendini inandırma furyası halkımıza o denli sirayet etmiş ki burada yazılanlara anlatılanlara inanır duruma gelmişler. Börü Budun efsanesinden tutun, Göktürkler'den bu yana gelen ihtiyarlar örgütü saçmalığına kadar birçok garip şeyle karşılaştım. Bu durum öyle bir noktaya gelmiş ki Teşkilat-ı Mahsusa'nın hizmetinde çalışmış (üyesi değil) Yakup Cemil'in torunu olduğunu iddia eden insanın binlerce baskılı kitabını (ki iki kızı vardır, ikisi de hiç evlenmemiştir) bile görmek zorunda kaldım. İnternette yetmemiş, Teşkilat-ı Mahsusa amblemi diye dolaşan şeylerin (ki hiçbiri gerçek değil, gerçeği kayıptır) yüzük yapıp satıldığını gördüm. Bu araştırmayı sırf bunun için yaparak durumu daha anlaşılır hale getirmeyi amaçladım. Takdir siz sayın okuyucularındır.

Teşkilat-ı Mahsusa gerçekte nedir?

Teşkilat-ı Mahsusa ya da esas ismiyle Umur-ı Şarkiyye Dairesi'ni (Doğu İşleri Dairesi) askeri yazışmalarda ilk kez 1911 yılında, Trablusgarp'da görmekteyiz. Burada yerel unsurların başında yer alan Osmanlı zabitleri eğitimlerle düşmana zarar vermeye yönelik faaliyetlerde bulunurlar. Başarısız olan bu girişim sonrasında aynı taktik Balkan Savaşı'nda uygulanır. Balkan Savaşı'ndaki büyük yenilgi, istihbarat anlamında devletin ne kadar geri planda olduğunu gözler önüne serer. Burada kurulan Teşkilat-ı Mahsusa birlikleri gönüllülük esasıyla oluşturulur. Katılım öncesi kontrat imzalanarak işe alınırlar.

Neden efsane olduğu anlaşılamayan Kuşçubaşı Eşref

Burada Teşkilat-ı Mahsusa denildiğinde adı sıkça geçen Kuşçubaşı Eşref'ten bahsetmek gerekir. Nasıl olduğunu anlayamamakla birlikte, Kuşçubaşı'nın yaptıkları zamanla efsaneleşmiş ve bir mit haline gelmiştir. Balkan Harbi sırasında kendisine bağlı Teşkilat-ı Mahsusa birliklerinin disiplinsiz davranışları üzerine buradaki askerlerin kontratları fesh edilmiş ve silahları elinden alınmıştır. Yine Kuşçubaşı'nın faaliyetleri sonrasında kurulduğuna inanılan Batı Trakya Bağımsız Hükümeti onun değil, Fuat Balkan'ın çabaları sonunda kurulduğu arşivlerde geçmektedir.

 

Başkan değil, teşkilatın tasfiyesinden sorumlu üye

Resmi bir kurum olarak Teşkilat-ı Mahsusa'nın kuruluşu 4 Eylül 1914'tür. İstihbarattan ziyade Genelkurmay içinde memurları ve kadrosu olan "İslam toprakları'' üzerinde yaşayan halkları uyandırma maksadıyla kurulur. Birinci Dünya Savaşı içinde bu kuruluş farklı görevlerde bulunmuştur. Balkan Savaşı'nın verdiği tecrübe sonrası Teşkilat-ı Mahsusa'ya bir Merkezi Umumiye oluşturulur, kendi fonu yaratılır. Binbaşı Süleyman Askeri Bey, Emniyet Umumi Müdürü Aziz Bey, Doktor Nazım ve Atıf Bey tarafından örgüt kurulur. Süleyman Askeri Bey kurulan bu teşkilatın ilk başkanıdır. Kendisi gayri nizami harp tekniklerini savunur. Fakat bu durum kendisine muhalif olanların dikkatini çeker, çabucak istifa etmeye zorlanır. Sonrasında kendisi Irak'ta yaşadığı yenilgiyi hazmedemeyerek intihar edecektir. Teşkilat Nisan 1915'te Almanlar'ın Doğu İşleri Bürosundan örnek alınarak ismini Umur-ı Şarkiyye Dairesi (Doğu İşleri Dairesi) şeklinde değiştirir. Başkanları sırasıyla Süleyman Askeri Bey, Enver Paşa'nın amcası Halil Bey, Yarbay Cevat ve Ali Başhampa'dır. Çokça bilinen yanlış olarak buna Hüsamettin Ertük eklenir. Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt (ATASE) Daire Başkanlığı arşivinden çıkan belgeler bu durumu yalanlar. Hüsmettin Bey başkan değil, teşkilatın tasfiyesinden sorumlu bir üyedir.

Teşkilat-I Mahsusa'nın elimizde olan belgelere göre faaliyet gösterdiği yerler, Fas, Trablusgarp (bugün Libya) Rusya ve İran'dır. Peki bu teşkilat buralarda neler yapmıştır?

Teşkilat-ı Mahsusa'nın görevleri

Fas operasyonu bölgede bulunan Fransız nüfusuna yöneliktir. Çanakkale Savaşı'nın neticesinde başlar. Binbaşı Tahir ve emrindeki 3 teğmen, Haziran 1915'te Madrid'e gönderilir. Fas'ta bir cihat organize ederler, bu kısmen başarı sağlar. Fransa bu bölgeden asker toplayamaz. Bölgede kazandıkları güç, o dönemde müttefiğimiz olan Almanlar'ı rahatsız eder. Birinci Dünya Savaşı hakkında yorum yaparken en büyük eksikliğimiz Almanlar'la yapılan ve kusursuz olduğu iddia edilen müttefikliğimizdir. Oysa Almanlar'la müttefikliğimiz kusursuz değil, sorunludur. Şurası bir gerçek: Biz savaş öncesinde İngilitere ve Fransa'ya yanaşmak istedik fakat onlar bizi istemeyince Almanlar'a itildik. İtildik diyorum, çünkü gerçek tabiri budur. Almanlar Binbaşı Tahir'in görevi Alman makamlarına devretmesini ister. Binbaşı Tahir bunu reddeder ve görevine devam eder. Almanlar daha çok bastırınca buradaki görev sona erer.

Trablusgarp operasyonu

Trablusgarp'da Enver Paşa'nın kardeşi Nuri Paşa görevlendirilir. Buradaki görev Afrika genelinde Habeşistan sahasına kadardır. Akdeniz'in güvenliği amaçlanmıştır. Nuri Paşa burada ciddiye alınmaz. Bunun üzerine Şehzade Osman Fuat Efendi Trablusgarp'a gönderilir. Kendisi askerdir, Almanya'da eğtim görmüştür ayrıca Osmanlı şehzadesidir. Burada yoğun ilgiyle karşılaşır. Birçok Arap Kabile şefiyle görüşür. Kabileler ona biat eder ama bir icraat gösteremez. Savaş sonrası tutuklanır.

 

İran operasyonu

İran'da Rauf (Orbay) Bey görevlendirilir. Buradaki amaç İran'da yaşayan Türkler'in, onun etkisiyle domino taşı etkisi yaratacağına inanılarak Afganistan ve Hindistan'ı ayaklandırmaktır. Bu, gerçekleşmesi mümkün olmayan bir hayaldir. Zaten yapılanları değerlendirdikçe bir hayalin peşinden koşulduğu, uğraşıldığı, fakat arkalarına baktıklarından yine bir hayalin etrafında olduğu görülmektedir. Hindistan'a belgelerin ışığında yapılan kontrollerde iki kişinin gönderildiği ve burada başarısız olup geri geldikleri tarihi kayıtlarda mevcuttur.

Rusya operasyonu

Rusya'da ise daha çok siyasi faaliyetleri görebiliriz. Türk - Tatar Konseyi Başkanı Yusuf Akçura burada görevlendirilir. Kendisine Ali Başhampa tarafından para gönderilir. En önemli operasyonları Ukraynalı Milliyetçilerle iş birliği yapıp Rusya karşısında ayaklanmalarını sağlamaktır. Bunda da kısmen başarılı olmuşlardır.

Teşkilat-ı Mahsusa'nın Genelkurmay arşivlerinde olan operasyonel bilgileri bunlardır. Bu doğrultuda teşkilatla doğrudan bağlantılı olduğu düşünülen bazı kişeleri anlatmadan olmaz.

Kuşçubaşı Eşref aslında kimdir, kim değildir?

Kuşçubaşı Eşref figürü tarihimizin büyük bir balonudur. Yaptığı iddia edilen icraatlar bilinmemektedir. Örneğin Lawrance'ın bütün mektup, günlük, kısacası her şeyi yayınlanmıştır. Lawrance ile Eşref'in mücadelesi anlatılır, oysa Lawrance Eşref'ten hiç bahsetmemiştir. Lawrance'ın kitabında, günlüğünde bahsettiği tek Türk, Cemal Paşa'nın Yaveri İsmet Bey'dir. Çokça yapılan iddialar ve hakında yazılan binlerce garip kitaplara rağmen gerçek bundan ibarettir. Ki kendisi, Milli Mücade sırasında Yunanlılar'a iltica etmiştir. Kuşçubaşı aynı zamanda Birinci Dünya Savaşı yıllarında Mustafa Kemal'e karşı düzenlenmeye çalışılan suikastin içinde yer almıştır, onun sağlığında Türkiye'ye gelememiştir.

Yakup Cemil kimdir peki?

Aynı efsaneler Yakup Cemil için de söz konusudur. Yakup Cemil, Teşkilat-ı Mahsusanın emrinde geçici olarak çalışmış biridir. Bu kurum, yazının başında anlattığım üzere, askeri bir kurumdur. Yakup Cemil, Sarıkamış Harekatı sırasında 2000 kişilik Teşkilat-ı Mahsusa gönüllü birliğiyle Artvin'e gelir. Ardahan'da bulunan Rus birliği çekilme taktiğiyle şehri boşaltır. 29 Aralık günü Yakup Cemil ve gönüllü birliği Ardahan'ı alır fakat kısa bir zaman sonra Ruslar saldırır. Yakup Cemil'in kuvvetleri ağır bir yenilgiyle savaşı kaybederler. Yakup Cemil'in torunu olmamasına rağmen (daha önce belirttiğim gibi iki kızı vardır ve ikisi de evlenmemiştir) onun torunu tarafından yazıldığı belirtilen Teşkilat-ı Mahsusa kitabının takdirini siz değerli okuyuculara bırakıyorum.

 

En büyük iddialardan bir tanesi de Teşkilat-ı Mahsusa'nın Ermeni Tehcirinde yaptıklarıdır. Birincisi, Teşkilat-ı Mahsusa gizli bir teşkilat değildir. Antetli kağıdı bile bulunmamaktadır. Bölgede bulunan bazı süvari alayları, evet, Teşkilat-ı Mahsusa birlikleri olarak geçmektedir fakat tehcir sırasında bunların görevli olduğunu düşünmek yanlıştır. Ne yazık ki burada da tarihçiliğimizin eksik yönü ortaya çıkıyor. Hamidiye alayları ve sevk defterleri halen açılmamıştır. Bunların ortaya çıkmasının, bazı şeyleri daha net aydınlatacağı düşüncesindeyim.

Teşkilat-ı Mahsusa hakkında bir diğer iddia ise Kurtuluş Savaşında MM ve Karakol grubu çalışmalarından gelip oradan MİT'in kuruluşuna kadar devam eden süreçtir. Bu tartışmalı bir durumdur.

Günümüzde anlatılandan çok farklı bir teşkilat

Bu kadar evrak sonrasında geldiğimiz nokta Teşkilat-ı Mahsusa'nın günümüzde anlatılandan çok daha farklı bir kuruluş olduğudur. Zaten çok etkin ve güçlü bir yapı olsalardı, Osmanlı İmparatorluğu ayakta kalır ve savaşı kazanırdı.

Bahattin Şakir'in Enver Paşa'ya gönderdiği mektup

Burada bir evraktan bahsetmeden olmaz. Esası Türk Tarih Kurumu arşivinde yer alan Bahattin Şakir'in Enver Paşa'ya gönderdiği mektuptur. Enver Paşa teşkilatın bütün faaliyetleri hakkında bilgi sahibidir. Savaş sonrası gönderilen bu mektupta ilk iki madde çok ilginçtir.

1- Teşkilat-ı Mahsusa'nın bütün evrakları kaldırılmıştır.

2- Örtülü ödenekten alınan evraklar gönderilmiştir.

Bu iki madde bize şunu gösteriyor. Bu evraklar nerede? Teşkilat-ı Mahsusa neler yaptı? Yoksa gerçekten bilmediğimiz operasyonların içinde mi bulundu? Açıkcası şüphe içindeyim. Bu evraklar ortaya çıkmadan kesin birşey söylemek halen güç. Fakat bilgi kirliliği oldukça yoğun. Halen bir sis perdesi altında kalan bu teşkilat, yeni belgelerin ortaya çıkmasıyla daha çok aydınlanacaktır. Tarih, belgelerin ortaya çıkmasıyla yazılmaya devam ediyor.

Kaynaklar:

GENELKURMAY ASKERÎ TARİH VE STRATEJİK ETÜT (ATASE) VE DENETLEME BAŞKANLIĞI ARŞİVİ

Ahmet Tetik Teşkilat-ı Mahsusa (Umur-ı Şarkiyye Dairesi) Tarihi, Arşivci Murat Akdeniz


E-Posta ile gönderilen veya direk Web sitesine yayınlanması için gönderilen yazıların fotoğraf gibi tüm demokratik protesto, bilgi, haber, yorum ve sosyal/siyasal içerikli paylaşımlar TC Anayasasının;
MADDE 25: "Düşünce ve Kanaat Hürriyeti";
MADDE 26: "Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti"
kapsamında Web sitemizde yapılmıştır.
Kişisel veya kurumsal Demokratik düşünce ve kanaatlerimiz engellenmesi ve/veya şiddet/baskı altına alınması, bu nedenle
"Yazar olan biz Hakkımızdaki veya kullanıcıların kullandıkları web sitesindeki yayınlanan haberler dolayısı ile olası her türlü anti-demokratik yasal girişimi",
TC Anayasası, AİHM ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kapsamında, her türlü yasal haklarımız saklı kalmak üzere, peşinen reddederiz…

OKUYUCU YORUMLARI

UYARI:Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.(Yorum Yapanın Taahütü)Yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Ad Soyad
E-Posta
Güvenlik Kodu: Guvenlik
Yorum
Copyright ©2010 - Tüm hakları saklıdır.
PHP Haber Sitesi Türkiye Tasarım
Rogg&Nok Haber- Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Ve kaynak gösterilmeden Alıntı Yapılamaz. Yayınlanan Tüm Haber Ve Açıklamalar İlk Kaynaktan Ulaştırılan Açıklamalardır. Sitemiz Bu Açıklamalara Ekleme Veya Müdahelede Bulunmadan Yayınlar. Yorum,Makale, Sizden Gelenler Bölümündeki Yazılardan Yazanlar Sorumludur. Harici Bilgiler Ayrı Bir Sayfada Açılır. Rogg&Nok Haber Bu Linkler Ve İçeriklerinden Sorumlu Değildir.Her Türlü Haber Ve İletişim İçin roggnok@gmail.com Adresini kullanabilirsiniz. Sitemizden Daha İyi Yararlanabilmek için Gizlilik İlekeleri Ve Yayın Prensiplerimzi Okuyunuz. En İyi İnt Exp 8+ 1024x768 Görüntülenir