22 Ağustos 2019 Perşembe 01:10:19
» SEÇİMLERİMİZİN BİZE AİT OLDUĞUNDAN EMİN OLAMAYIZ!

SEÇİMLERİMİZİN BİZE AİT OLDUĞUNDAN EMİN OLAMAYIZ! - ÖZDEN İLHAN

Paylas
SEÇİMLERİMİZİN BİZE AİT OLDUĞUNDAN EMİN OLAMAYIZ!
- 08 Şubat 2019, Cuma 16:44:10
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

 

İnsanoğlunun bitmeyen tutkusu; özgürlüktür. Özgür olmak, hiç kimsenin vazgeçmeyeceği arzusudur.  Aslında özgürlük içsel bir şeydir; o bilince aittir. Ruhsal özgürlüğe sahip olabiliriz ama bu dünyada hiçbir seçimin bize ait olduğundan emin olamayız.

 

 Doğuşumuzdan itibaren öncelikle aile bireylerinin doğru bildiği öğretiler,  sonra okul ile eğitilmiş, öğretilmiş çocukluğumuzdan arta kalan son ben'imizi de toplumun bize dayatmalarıyla kaybettiğimiz yetmiyormuş gibi, küresel güçlerin algı yönetimiyle karşı karşıyayız.

 

Amerikalı Siyasetçi Henry Kissinger'in konuyla ilgili şu sözü algı meselesini daha da netleştirmektedir; “Bir şeyin gerçek olmasından daha önemli olan o şeyin gerçek olarak algılanmasını sağlamaktır.”

 

Algı yönetiminde esas olan düşünce; “amaca götüren her yol mubahtır” düşüncesidir. Bir avuç zengin kitle,  algı operasyonuna devam ediyor. Genelde etik olmayan, bir ikna aracı olan algı oluşturması, hedef alınan kişi veya kitlenin üzerinde, düşünce, tutum veya tavırlarını değiştirmeye yönelik çalışmalar yapılıyor.  Basın, televizyon, sosyal medya gibi araçlarla hedef kitlenin, istenilen şekilde düşünmesi hedefleniyor.

 

Ülkemizde kitleler devamlı ötekileştirme algısıyla karşı karşıyadır. Toplum, ırk, din ve siyasi olarak, birbirine sıcak bakmayan, her an patlamaya hazır bir topluluk haline dönüştürüldü. Toplumumuz, Atatürk’ü sevmeyen insanlar bir tarafta, diğer tarafta Osmanlı'yı sevmeyen insanlar olarak kutuplaştırdılar. Oysa Atatürk'te, Osmanlı'da bizim tarihimiz ve zenginliğimizdir.

 

Ateist- dindar- yobaz, - köylü, şehirli, sağcı-solcu, patron- işçi,  zengin-fakir gibi ayrımlar ile geldiğimiz yere, siyasi görüşümüze, hayat standartlarımıza göre kutuplaştırıldık.

 

Değişen dünyanın etkisi tüm sistemlerde olduğu gibi, büyük aile ilişkileri, çekirdek aileye dönüştü,  Özellikle  '80'den sonra içine girdiğimiz tüketim toplumu sürecinde insanlar yalnızlaştırıldı. İyi ve kötü günümüzü paylaşmak, birbirimize güvenmek ve beraber bir şeylerin mücadelesini vermenin hazını yakalayamaz olduk.

 

Moda ve tüketim kültürü insanı devamlı yeni şeyler almaya itiyor. Eskiden insanlar, birkaç elbiseyle mevsim geçirirken,  şimdi marka bağımlısı ve ihtiyacından fazlasını alıyor. İnsanlar alışveriş yaparken temel ihtiyaçlara göre alışveriş yapmak yerine, son moda giysiler giymek, son model telefon almak, popüler mekânlara giderek, bunların sonucu oluşan toplumun takdir ve övgüsüne göre hareket ediyor.

 

 O kadar şartlandırılıyoruz ki, hiçbirinden gerçekten hoşlanmamamıza ya da ihtiyacımız olmamasına rağmen, bunları yapmadığımızda toplumun içinde önemli biri olamayacağımızı hissediyoruz. Kendimizi sürekli olarak başkalarıyla kıyaslıyoruz. Başkalarının yaşam tarzlarını taklit ederek onlar gibi olmaya çalışıyoruz.

 

Bir insan, egosunu beslerse zaman içinde, değerlilik ölçüsü değişiyor. Makam mevki ve maddiyatı ön plana çıkartarak,  egosunu besleyip, kendini olduğundan fazla önemseyip diğer insanlardan üstün olduğunu düşünür.

 

Büyük bir ego, merhametli bir insan olmamızı imkânsız kılıyor.  Çünkü bu algılar kişinin düşüncesini oluşturur. Kişi kendi algısını yaratamıyorsa kendi düşüncesini de var edemeyeceği bir gerçektir.

 

İnsanlar önce algılar, sonra algıladıklarıyla da kendi içinde bir düşünce oluşturur. Tecrübelerinde, yaşanmışlıklarında, anlatılanlardan yola çıkarak bir algı sahibi olmaktan ziyade algıların esiri olabilmektedir. İşte bu nedenle” dünyada hiçbir seçimin bize ait olduğundan emin olamayız.”, diye yazdım.

 

İçsel yolculuğumuz bizi bunlardan arınmak için geçerlidir. Yoksa Frontal lobtaki o karar verici sistemi; filtre sistemini, değerlilik ölçüsünü yanlış çalıştırırız.

 

Yaradılıştan gelen baskın olma arzusunu ve isteklerimizi yönetmek, kişilerle empati yeteneğimizi geliştirmeyi öğrendiğimiz zaman, olumsuz kişisel özelliklerimizi yönetmiş oluruz.

 

Ne ilginçtir ki insanlar özgürlük olmak istiyor ama egosunun tutsaklığına esir oluyorlar.  Kendilerini o kadar önemsiyorlar ki, kibirin, benciliğin tutsağı oluyorlar ve özgürleşmek için çaba sarf etmiyorlar. “Bugün mutlu olayım da, sonrasında ne olursa olsun” felsefesi üzerine kurulu düşünce tarzıyla günümüzdeki  hızlı yaşantıyı tercih ediliyor.

 

Tolstoy, "Sıradan şeylerle mutlu olmayı öğrenmek",  gerekiyor der. İşte ancak içsel olarak kendimizi eğirtirsek, özgürlüğümüzü kazanırız. İçsel olarak, bir seri yanlış gelen mesajlardan kurtulur ve huzuru buluruz.

 

Yoksa bazılarımız farklı kimliklerle şekillenmiş olan, duygusal fırtınaların  bulutları içinde kaybolmaya devam ederken, yaşadığı krizin farkında bile olmadan, hayatın anlamının farkındalığına varmadan yaşamaya devam ederler…


E-Posta ile gönderilen veya direk Web sitesine yayınlanması için gönderilen yazıların fotoğraf gibi tüm demokratik protesto, bilgi, haber, yorum ve sosyal/siyasal içerikli paylaşımlar TC Anayasasının;
MADDE 25: "Düşünce ve Kanaat Hürriyeti";
MADDE 26: "Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti"
kapsamında Web sitemizde yapılmıştır.
Kişisel veya kurumsal Demokratik düşünce ve kanaatlerimiz engellenmesi ve/veya şiddet/baskı altına alınması, bu nedenle
"Yazar olan biz Hakkımızdaki veya kullanıcıların kullandıkları web sitesindeki yayınlanan haberler dolayısı ile olası her türlü anti-demokratik yasal girişimi",
TC Anayasası, AİHM ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kapsamında, her türlü yasal haklarımız saklı kalmak üzere, peşinen reddederiz…

OKUYUCU YORUMLARI

UYARI:Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.(Yorum Yapanın Taahütü)Yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Ad Soyad
E-Posta
Güvenlik Kodu: Guvenlik
Yorum
MANŞETTEKİLER
Copyright ©2010 - Tüm hakları saklıdır.
PHP Haber Sitesi Türkiye Tasarım
Rogg&Nok Haber- Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Ve kaynak gösterilmeden Alıntı Yapılamaz. Yayınlanan Tüm Haber Ve Açıklamalar İlk Kaynaktan Ulaştırılan Açıklamalardır. Sitemiz Bu Açıklamalara Ekleme Veya Müdahelede Bulunmadan Yayınlar. Yorum,Makale, Sizden Gelenler Bölümündeki Yazılardan Yazanlar Sorumludur. Harici Bilgiler Ayrı Bir Sayfada Açılır. Rogg&Nok Haber Bu Linkler Ve İçeriklerinden Sorumlu Değildir.Her Türlü Haber Ve İletişim İçin roggnok@gmail.com Adresini kullanabilirsiniz. Sitemizden Daha İyi Yararlanabilmek için Gizlilik İlekeleri Ve Yayın Prensiplerimzi Okuyunuz. En İyi İnt Exp 8+ 1024x768 Görüntülenir