10 Aralık 2019 Salı 19:35:06
» KÜLTÜR ESARETİ

KÜLTÜR ESARETİ - ÖZDEN İLHAN

Paylas
KÜLTÜR ESARETİ
- 20 Kasım 2019, Çarşamba 10:52:46
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

KÜLTÜR NEDİR?

Bir toplumun tarihsel süreç içinde ürettiği, kuşaktan kuşağa aktardığı her türlü maddi ve manevi özelliklerin bütününe kültür denir. Kültür, bir toplumun kimliğini oluştururken onu diğer toplumlardan farklı kılar. Kültür, toplumun yaşayış ve düşünüş tarzıdır.

Kültür toplumların yaşam biçiminin bir göstergesidir;  Toplumumuzda kültürel değişme de söz konusu olmuştur. Bu süreçte Türkler de farklı kültürlerle ve siyasi ekollerle tanışmış; bu ilişkiler ekseninde dolaylı ya da dolaysız olarak farklı uluslara ait kültürlerden de etkilenmiştir. 

PEKİ, BU KÜLTÜRÜ KİM YARATIYOR?
Dünyada tüm canlıların tek amacı var, o da yaşamak. Evrende hepimizi eşit kılan budur.
Gelenek ve ahlak aynı şey değildir. Biz kültür olarak evrim geçirirken, gelenekler de evrim geçirir.
Bu kültürü kim yaratıyor? Allah mı? Değil, doğa mı? Değil, tabii ki, insanlar…

Evrimcilere göre, içgüdüler canlıların genlerine programlanmış olan davranışlardır.  Bir hayvan doğar, büyür, çiftleşir ve varlığını içgüdüleriyle sürdürür ve sonunda ölür. Kendini koruma içgüdüsü, insanın doğuştan gelen bir özelliği olan temel içgüdüdür. Her zaman aktiftir.  Özellikle acı ya da korku anında aktiftir.  Yaşam için ya da tehlikeli bir durum için potansiyel bir tehdit ortaya çıkarır. Tüm canlı varlıklara aittir, hayvanlar da, insanlar gibi, hayatlarını güvenceye almak için hareket etme konusunda doğuştan gelen bir yeteneğe sahiptirler.

İnsanların hayvanlara benzeyen tarafları, şehvet, kaba güç, yaşama içgüdüsüdür. Bunun ikisi de, insan ruhu için kıymetli değildir. Bu kuvvetler, hayvanlarda da vardır. İnsanı hayvandan ayıran en büyük güç akıl ve irade gücüdür.

İnsanın rasyonel bir varlık olması, " çıkarına uygun olduğunu düşündüğü davranışı seçmek isteyen bir varlıktır.", anlamındadır.  İnsan tabii ki rasyonel bir varlıktır. Ama her insanın aklı kendisine en fazla çıkar sağlayacak davranışın hangisi olduğunu her zaman anlamaya yetmez.

İnsan doğuştan sosyal bir varlıktır. Öncelikli bulunduğu ortam içinde öğretilerle büyür. Kültür her zaman ahlaki değerlere ve doğrulara dayanmaz.
Doğal içgüdülerle karşıdan gelen her şeye inanırız. Küçüklüğünüze inerseniz, benim ne demek istediğim daha iyi anlaşılacaktır. Bizlere öğretilen her şeye inandık. 

Bir yalan, bizler tarafından ne kadar tekrarlanırsa, gerçeğimizin bir parçası olur. Bu yalan ne kadar çok insana, yani yeterli sayıdaki kişiye öğretilirse, bu kültürün bir parçası olur.

 Eğer o yalan veya yanlış bilgi, kültür tarafından yeni nesillere öğretilirse gelenek, yani yalan gelenek haline gelir. Bu bilgiye sahip olmak ahlaken doğru olmayabilir?

Her ülkenin kendine has kültürel hikâyeleri farklıdır. Örnek, Köpek, bizim sadık dostumuzdur, asla onu yemeyi düşünmeyiz. Etini önümüze sürseler, yemeyiz. Bazı ülkelerde afiyetle yeniyor. Çünkü onlara öyle inandırılmışlar. Mesela Hindistan; orada ineklerin kutsal olmasına güleriz. Onların hikâyesi, ölen insanların ruhlarının ineklere geçmiş olması üzerinedir. Bizim hikâyemiz de onları yemektir. 

İnsanoğlu, hayatta o kadar acı çeken canlılar varken nasıl gülebilir? Birbirine kötü davranmak, doğaya kötü davranmak, hayvanlara kötü davranmak için hep bir neden arkasına sığınıyoruz. Hep bir neden hikâyesi yazıyorlar ve kitlelere bunu inandırıyorlar.
Bizi yaratan, ruhumuza enerji veren, en kötü ve iyi günlerimizde sığındığımız, olağanüstü güçtür. Bize hâlâ tam olarak çözülemeyen astronomik bir kâinat yaratmış. Bize akıl ve mantık vermiş ve bunları kullanma yeteneği vermiş. Neden öğretilmiş hikâyeleri günümüzün koşullarına göre, mantık çerçevesinde değerlendirmek istemiyoruz?
İçimizde doğruyu yanlıştan ayırt etmemiz için konan vicdanımız olmasa, bize daima doğruyu fısıldayan iç sesimiz olmasa, bu dünya yaşanır olabilir miydi?
Siz de, haksızlıkları duymayan, hissetmeyen, kalbi kaskatı kesilen insanlardan olmamak için devamlı düşünen, sorgulayan, öğrenen kişiler olarak, bize öretilmişlerin hangisi doğru ve yanlış olduğunu anlayabiliriz.

Fiziksel olanın ötesinde bir şeyi bilmek istiyorsan 5 duyunun ötesinde bir algılamaya sahip olmamız gerekiyor.  Eğer sahip değilseniz, sadece inanır veya inanmazsınız. Benim sizi onamam, sizi halkı çıkarır mı? Tabii ki çıkarmaz.

 Neden inançlarımızı onaylatmak ve dikte ettirmek istiyoruz ve bunun için vakit harcıyoruz?  Neden algılarımızı genişletmek istemiyoruz?  Ancak algılayarak bir şeyleri anlayıp bilebiliriz.  Öyle değil mi? Bilmenin başka yolu yoktur. İnanır veya inanmazsın.  İnanç sana güven verir. İnsanın kendine güvenmemesi tehlikelidir. Çünkü basitçe bir şeye inandığınız zaman güven duyarsınız ve yüzde yüz kendinizden eminsinizdir.

Neyi biliyorsam onu biliyorum. Neyi bilmiyorsam onu bilmiyorum. Bu noktaya içtenlikle geldiğinizde, görecekseniz ki, bilmenizin gerekliliği gün geçtikçe artacaktır. İnandığınız zaman durgunlaşmışınız demektir. Gerçekte inanç ölüdür ve belirsizdir. 

Merhametli ve vicdanlı biriysen etrafınıza bakarsınız. Neyin oradan, neyin oradan olmadığını görürsünüz. Ama inanırsak, sadece tanrıya değil birçok şeye inanırız.

Saygı bir inanca veya düşünceye değil, inancın ve düşüncenin sahibi olan insana gösterilir. Kimsenin kimseye, algılayamadığı konularda baskı yapmasının anlamı yoktur. 

İNSAN SOSYAL BİR VARLIKTIR.

Biz öğrendiklerimizi tartışırken¸ yani düşünürken, olayları ve nesneleri anlamaya¸ değerlendirmeye çalışırız. Olayların ve nesnelerin sebep ve sonuç ilişkilerini düşünerek karar veririz. Düşünmenin sonucunda zararlı şeylerden korunmak için önlemler alırız. İnsan¸ düşünerek geçmişini değerlendirir. Yaptığı yanlışlardan vazgeçer. Yine insan¸ düşünerek geleceğini plânlar.


E-Posta ile gönderilen veya direk Web sitesine yayınlanması için gönderilen yazıların fotoğraf gibi tüm demokratik protesto, bilgi, haber, yorum ve sosyal/siyasal içerikli paylaşımlar TC Anayasasının;
MADDE 25: "Düşünce ve Kanaat Hürriyeti";
MADDE 26: "Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti"
kapsamında Web sitemizde yapılmıştır.
Kişisel veya kurumsal Demokratik düşünce ve kanaatlerimiz engellenmesi ve/veya şiddet/baskı altına alınması, bu nedenle
"Yazar olan biz Hakkımızdaki veya kullanıcıların kullandıkları web sitesindeki yayınlanan haberler dolayısı ile olası her türlü anti-demokratik yasal girişimi",
TC Anayasası, AİHM ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kapsamında, her türlü yasal haklarımız saklı kalmak üzere, peşinen reddederiz…

OKUYUCU YORUMLARI

UYARI:Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.(Yorum Yapanın Taahütü)Yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Ad Soyad
E-Posta
Güvenlik Kodu: Guvenlik
Yorum
Copyright ©2010 - Tüm hakları saklıdır.
PHP Haber Sitesi Türkiye Tasarım
Rogg&Nok Haber- Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Ve kaynak gösterilmeden Alıntı Yapılamaz. Yayınlanan Tüm Haber Ve Açıklamalar İlk Kaynaktan Ulaştırılan Açıklamalardır. Sitemiz Bu Açıklamalara Ekleme Veya Müdahelede Bulunmadan Yayınlar. Yorum,Makale, Sizden Gelenler Bölümündeki Yazılardan Yazanlar Sorumludur. Harici Bilgiler Ayrı Bir Sayfada Açılır. Rogg&Nok Haber Bu Linkler Ve İçeriklerinden Sorumlu Değildir.Her Türlü Haber Ve İletişim İçin roggnok@gmail.com Adresini kullanabilirsiniz. Sitemizden Daha İyi Yararlanabilmek için Gizlilik İlekeleri Ve Yayın Prensiplerimzi Okuyunuz. En İyi İnt Exp 8+ 1024x768 Görüntülenir