23 Ekim 2019 Çarşamba 19:47:04
» LOZAN ZAFER Mİ HEZİMET Mİ?

LOZAN ZAFER Mİ HEZİMET Mİ?

Paylas
http://www.bagimsizozgurmedya.com
LOZAN ZAFER Mİ HEZİMET Mİ?
http://www.bagimsizozgurmedya.com/turkhaber.html
Türkiye - 19 Eylül 2019, Perşembe 14:03:57
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

 

 

Kimileri “İngilizlerin Osmanlı’yı durdurmak için laik Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdurduklarını”, kimileri “Lozan’da çok toprak kaybedildiğinden” hareketle Lozan Antlaşması’nın zafer değil hezimet olduğunu, 2023’te sona ereceğini iddia ediyor. Hatta Lozan’ın güncelletilerek “kaybedilen” toprakların yeniden elde edilmesini arzulayanlar da var.

Yenişafak yazarı Yusuf Kaplan, İngilizlerin Osmanlı’yı durdurmak için laik Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdurduklarını, Sevr gösterilerek, Lozan’ın imzalatıldığını, yani ölümü gösterip sıtmaya razı ettiklerini iddia etmişti. İngilizlerin “Müslümanları İslâm’dan uzaklaştırmak” için başvurdukları yollardan birinin “Osmanlı’nın yerine seküler Türk devletinin kurulması olduğunu şu cümleleriyle yansıtıyordu:

“Seküler Türk devletinin kurulmasında, İngilizler, doğrudan değil, dolaylı olarak rol oynadılar.

Yunanlar üzerimize salındı.

Sevr gösterilerek, Lozan imzalatıldı. (Ölümü göstererek sıtmaya razı ettiler bizi!)

Hilâfet kaldırıldı.

Sonuçta, Jakoben, tepeden monteleme yöntemiyle işleyen, önce devleti, sonra toplumu sekülerleştirmeyi yani İslâm’dan arındırmayı, uzaklaştırmayı hedefleyen kapsamlı bir proje hayata geçirildi.”

Dahası yazar Lozan Barış Antlaşması ile Anadolu yarımadasına hapsedildiğimizi iddia ediyor.[1]

Bu sözlerin yazarı emperyalizme isyan ederek kurulan laik cumhuriyetimizden önce kapitülasyonlar yoluyla İngilizlere ve diğer emperyalist devletlere ekonomik, siyasi hukuki bağımlı olduğumuzu, kendisinin ifadesiyle ayağımızın prangalarla bağlı olduğunu bilmez mi?

İngilizlerin İstanbul’un işgal ettiği, padişahın da İngilizlere boyun eğdiğini bilmez mi?

Anadolu yarımadasına hapseden anlayışın laiklik değil de İslamcılık olduğunu bilmez mi?

Hatta bırakalım Anadolu’yu eğer Anadolu’daki Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğindeki milli mücadele durdurulmazsa İstanbul’un dahi elden gideceğini söyleyen Damat Ferit Paşaların, Vahdettin’in, İngilizin varlığını bilmez mi?

İngilizlerin laik devlet kurdurmak yerine avucundaki halife aracılığıyla tüm İslam alemini yönlendirmek istemesinin daha akılcı olduğunu bilmez mi?

İstanbul gibi birçok şehrin Gayrimüslim olan İtlaf devletlerince işgal edildiğini, Müslümanların düşman dipçiği altında yaşamaya mecbur olduğunu ve buraları kurtaranın laik önderlikteki Kuvvacılar olduğunu bilmez mi?

“Prof. Dr.” ünvanlı olduğuna göre bilir de laiklik ile sorunlu olduğu için laik Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde imzalanan Lozan Antlaşmasına karşı olur.

Lozan’da bağırsak sesimizin duyulacağı adaları mı verdik?

“Lozan zafer değil hezimettir” diyenler şunu söylüyor:

          “Birileri Lozan Antlaşması’nı zafer diye yutturmaya çalışıyor. Birileri bize Lozan’ı zafer diye yutturmaya çalıştı. Bağırsan sesimizin duyulacağı adaları verdik. Bu zafer mi? O masaya oturanlar Lozan’ın hakkını veremediler.”

“Bu zafer mi?” diyenlere yanıtı ise İngiliz Heyeti Başkanı Lord Curzon’un Lozan’da isteklerine direnen İsmet İnönü’ye söylediklerini gösterelim:

“Hiçbir dediğimizi kabul etmiyorsunuz. Biz de neyi reddederseniz hepsini şimdilik cebimize koyuyoruz. Savaş sonrası ülkeniz harap durumda ve paranız da yok. Yarın para istemek için karşımıza gelip diz çöktüğünüzde bu gün reddettiklerinizi cebimizden birer birer çıkarıp size göstereceğiz.”

Türkiye Kıbrıs’tan Lozan’da vazgeçmedi. Lozan sadece İngiltere’nin 1914 yılındaki Kıbrıs ilhakını tanıdı. Ada 1882’den itibaren Osmanlı toprağı olmaktan çıkmıştı. Tahtta II. Abdülhamid vardı. 1913 yılında imzalanan Londra Antlaşması’yla Yunanlar, Gökçeada ve Bozcaada dışındaki adaları işgal etti. Bu adaları Lozan’da aldık.

2. Balkan Savaşı sonunda yapılanAtina Antlaşması (14 Kasım 1913) ile Girit, Gökçeada, Bozcaada, Meis ve Kaş adaları dışındaki tüm adalar Yunanistan’a verildi. Ege Adaları’nın geleceğinin “büyük devletlerce belirlenmesine” karar verildi. Osmanlı Devleti’nin itirazı üzerine 14 Şubat 1914’te Osmanlı’ya iletilen Londra’da Büyükelçiler Konferansı kararları ile Meis Adası hariç 12 Ada İtalya’ya, İmroz (Gökçeada) ve Bozcaada dışındaki bütün Ege Adaları Yunanistan’a verildi. Osmanlı Devleti 15 Şubat 1914’te büyük devletlere bir nota göndererek bu durumu kabul etmese de I. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla Ege Adaları fiilen Yunanistan’da ve İtalya’da kaldı. Türkiye’de ise fiilen Gökçeada, Bozcaada ve Meis vardı.

Lozan’da Gökçeada, Bozcaada, Tavşan Adası, Eşek Adası gibi adalar alınabilmişti. Ayrıca Anadolu sahillerine üç milden az uzaklıkta bulunan adalar ve adacıklar da Türkiye’ye verilmişti. Lozan’da kaybedildiği, “bağırsak sesimiz duyulacak” diyeiddia edilen adalar, daha önce elden çıkmıştı.

Lozan 2023’te mi sona eriyor?

Lozan Antlaşması’nın her yıl dönümünde “çok gizli” yazan 21 maddelik ek protokolün olduğu teranesi ısıtılır. Bu ek protokolde şu maddelerin yer aldığı iddia edilir:

Madde 2: ”Türkiye, Boğazlar üzerindeki hâkimiyetinden 24 Nisan 2023’ü 25 Nisan 2023’e bağlayan gece yarısı tamamen vazgeçecek ve bölge, anlaşmada imzası bulunan diğer devletlerin hâkimiyeti altına girecektir.”

Madde 7: ”Türkiye 24 Nisan 2023 tarihi itibariyle bütün yeraltı servetlerini ve doğal kaynaklarını kullanma hakkından feragat edecek, bu hak anlaşmada imza sahibi olan diğer memleketlerin olacaktır. İşbu maddeye ormanlar, madenler ve bütün enerji kaynakları da istisnasız dahildir.”

Madde 9: ”Türkiye, Fener Patrikhanesi’nin ekümenik olduğunu kabul edecektir. Patrikhane 24 Nisan 2023’ten itibaren milletlerarası hükmî şahsiyete sahip olacak, Ayasofya Patrikhane’ye devrolunacak.”

Madde 17: ”Uygulama imkânı kalmayan Sevr Antlaşması’nın bazı maddeleri de yine 24 Nisan 2023’ten başlamak üzere hayata geçirilecek, öncelik Ermenistan, Lâzistan ve Kürdistan projelerine verilecektir.”

Madde 21: ”İşbu anlaşma 24 Temmuz 1923 günü Lozan Palas Oteli’nin kömürlüğünde Türkiye Hariciye Vekili İsmet ile İstanbul’daki İngiliz Yüksek Komiseri Sir Horace George Montagu Rumbold tarafından gizli olarak imzalanmıştır.”

Bu iddiayı dile getirenlere soralım:

1) Emperyalistler, hedefleri önünde engel gördükleri Atatürk’ü Türk Milletinin gözünden düşürmek için neden 100 yıl sonra açıklamayı düşünsünler?

2) Asi olup emperyalizm ve padişaha isyan eden, haklarında idam fermanı verilenlerin bağımsızlık için değil de boğazları, yer altı kaynaklarını peşkeş çekmek mücadele ettikleri mantığa uygun mu?

3) Emperyalistlerin böyle bir anlaşmayı imzalayacak kadar güçleri var da neden 100 yıl sonrasına bırakıyorlar?

4) İnönü’yle gizli antlaşma yapanlar, TBMM’ce onaylanmadıkça bu antlaşmanın “yok” hükmünde olduğunu bilmezler mi? “Meclis onayladı” diyorsan tutanaklar nerede? “Tutanaklar da gizli” ise ve sen görüysen bir kopyasını niye almadın?

 5) Bunu iddia edenlerin iddialarını neden ispat etmiyorlar? Yoksa amaç bir akıllıya 40 kişinin deli deyip kendisinin de deli olduğuna inanması gibi etki yaratılmak yani ne kadar çok dillendirilirse o kadar çok inanılır diye düşünüyor olamazlar mı?

6) Neden 35, 50 yıl değil de 100 yıl? “Cumhuriyet’in 100. yılı” deyip sansasyonel etki yaratıp seni tavlamak için olmasın?

7) Patrikhane üzerinden “Hrıstiyanlığın ihyası ve İslam karşıtlığı” iddiası, vatanı  düşman belledikleri Hrıstiyan işgalcilerden temizleyerek bize dinin daha baskı altında yaşanacağı (belki de yaşanamayacağı) ortama mı neden olur?

Bu sorulara yanıt verene rastlamadım. Gerçek şu ki Lozan Antlaşması, bu ülkenin tapusudur ve Türk Milleti sahip çıktığı sürece öyle kalacak.

Lozan’ı güncelletmek isteyenler emperyalizme fırsat yaratır

Lozan’ı güncelletmekten dolayısıyla toprak genişletmekten bahsedenler var. Ne yani Lozan’daki diğer meseleleri de mi güncelleyeceğiz? Lozan ile bırakılan Ege adalarını mı talep edeceğiz? Irak, Suriye, Yunanistan, Bulgaristan ile toprak için savaşa mı girelim?

ABD emperyalizmi PYD’ye 30 bin tırdan fazla silah verirken, emperyalst devletler bölgemizde askeri tatbikatlar yaparken, sondaj çalışmamızı engeller, Ege’deki adalarımızda hak iddia ederken, FETÖ darbe girişimiyle ülkemizi işgal etmeye çalışırken, ABD S-400’ler nedeniyle tehdit ve yaptırımlarını artırırken; özetle milli devletimizi savunmakta sıkıntılar yaşar ve Lozan’ı savunmakta, uygulatmakta zorluklar yaşarken Lozan’ı güncelletmek gerçekçi de değildir, doğru da değildir.  Komşulardan toprak talebi, komşuları emperyalizmle işbirliğine yöneltir. Musul’u, Kerkük’ü alalım derken Türkiyemiz elden gider.

Lozan’ı emperyalizm de güncellemek istiyor. Biz Lozan’ın ihlal edilen hükümlerini uygulatalım yeter. Yani Lozan’a sahip çıkalım. Yunanistan ve emperyalist devletler Lozan’ı uygulamaya davet edilmeli, adacıklar ve Kıbrıs üzerindeki hak ihlallerine karşı çıkılmalı ve Irak, Suriye, İran gibi bölge ülkeleriyle, egemenlik hakkına, rejimine, toprak bütünlüğüne saygı göstererek emperyalizme karşı birleşmelidir.

Sevr köleliktir, parçalanmaktır

Biz bilmeyenlere, safça inanan vatandaşlarımıza Sevr Antlaşması’nın maddelerini gösterelim.

1) Edirne ve Kırklareli dahil olmak üzere Trakya’nın büyük bölümü Yunanistan’a, Ceyhan-Antep-Urfa-Mardin-Cizre kent merkezleri Suriye’ye bırakılacak, İstanbul Osmanlı Devleti’nin başkenti olarak kalacaktı.

2) İstanbul ve Çanakkale Boğazları ile Marmara Denizi silahtan arındırılacak, savaş ve barış zamanında bütün devletlerin gemilerine açık olacak; Boğazlarda deniz trafiği on ülkeden oluşan uluslararası bir komisyon tarafından yönetilecek; komisyon gerekli gördüğü zaman Müttefik Devletlerin donanmalarını yardıma çağırabilecekti.

3) İngiliz, Fransız ve İtalyan temsilcilerinden oluşan bir komisyon Fırat’ın doğusundaki yerlerde Kürdistan’a özerklik verilecek; 1 yıl sonra Kürtler dilerse Milletler Cemiyeti’ne bağımsızlık için başvurabileceklerdi.

 

 

4) İzmir ili ile sınırlı alanda Osmanlı devleti egemenlik haklarının kullanımını 5 yıl süre ile Yunanistan’a bırakacak; bu sürenin sonunda bölgenin Osmanlı veya Yunanistan’a katılması için halkoylaması yapılacaktı.

5) Osmanlı, Ermenistan Cumhuriyeti’ni 88-93. maddeleriyle tanıyacaktı; Türk-Ermeni sınırını hakem sıfatıyla ABD Başkanı belirleyecekti. ABD Başkanı Wilson 22 Kasım 1920’de verdiği kararla Trabzon, Erzurum, Van ve Bitlis illerini Ermenistan’a verdi.

 

 

6) Osmanlı savaşta veya daha önce kaybettiği Arap ülkeleri, Kıbrıs ve Ege Adaları üzerinde hiçbir hak iddia etmeyecekti.

7)  Osmanlı din ve dil ayrımı gözetmeksizin tüm vatandaşlarına eşit haklar verecek, tehcir edilen gayrimüslimlerin malları iade edilecek, azınlıklar her seviyede okullar ve dini kurumlar kurmakta serbest olacak, Osmanlı’nın bu konulardaki uygulamaları gerekirse Müttefik Devletler tarafından denetlenecekti.

8) Osmanlı’nın askeri kuvveti 50.000 olacak, Türk donanması tasfiye edilecekti. Marmara Bölgesinde askeri tesis bulunduramayacak, askerlik gönüllü ve paralı olacak, azınlıklar orduya katılabilecek, ordu ve jandarma Müttefik Kontrol Komisyonu tarafından denetlenecekti.

9) Savaş döneminde katliam ve tehcir suçları işlemekle suçlananlar yargılanacaktı.

10) Osmanlı’nın mali durumundan ötürü savaş tazminatı istenmeyecek, Türkiye’nin Almanya ve müttefiklerine olan borçları silinecekti; ancak Türk maliyesi müttefikler arası mali komisyonun denetimine alınacaktı.

11) Osmanlı’nın 1914’de İttihat ve Terakki’nin tek taraflı olarak feshettiği kapitülasyonlar müttefik devletler vatandaşları lehine yeniden kurulacak.

 

12) Türk hukuku ve idari düzeni hemen her alanda Müttefikler tarafından belirlenen kurallara uygun hale getirilecek; sivil deniz ve demiryolu trafiği Müttefik devletler arasında yapılan iş bölümü çerçevesinde yönetilecek; iş ve işçi hakları düzenlenecek; eski eserler kanunu çıkarılacaktı.

Yukarıda özetlenen Sevr’de siyasi, ekonomik, hukuki bağımsızlıktan bahsedilebilir mi!

Sevr ile Osmanlı’ya bırakılan topraklar haritada görüleceği gibi Ankara çevresi ile sınırlandırılmıştı. Bu bile garanti değildi.

 

 

 

24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması ile kapitülasyonları kaldırarak ekonomik bağımsızlığımızı elde ettik. Denizlerde egemenlik hakkı anlamına gelen Kabotaj hakkını kazandık. Ermeni, Kürt devletine izin vermedik. Karaağaç’ı savaş tazminatı olarak topraklarımıza kattık. Boğazlarda egemen olduk. 1936 Möntro Boğazlar Sözleşmesi ile tam egemenlik sağladık. Gayrımüslimlere egemenliğimize aykırı verilen hakları kaldırdık. İç Anadolu ile sınırlı devlet öngören, asker sayımızın 50.000 olacağına ilişkin madde Sevr planı çöpe gitti.

Sevr’de Ankara civarıyla sınırlı toprak bırakılmış, kapitülasyonlar genişletilmiş, Kürdistan, Ermenistan’ın kurulması amaçlanmış, Boğazlar silahsızlandırmış ve emperyalistlerin denetimine sokulmuş, asker sayısı 50 binle sınırlandırılmışken Lozan Antlaşması ile bunlar engellenmiştir.

Lozan’ın hezimet olduğunu düşünen saf vatandaşlarımıza sorunuz:

Lozan mı Sevr mi köleliktir? Hangisi hezimettir?

Lozan’a “hezimet” demek yerine Ege adaları, Kıbrıs, Suriye üzerinden PKK, FETÖ eliyle yürütülen emperyalist oyunlara karşı birliğimizi sağlam tutamaya, Atatürk’ün deyimiyle iç cepheyi birleştirsek olmaz mı?

Cumhuriyetimizin tapusu Lozan Antlaşması kutlu olsun.

 

Tarihçi

Mustafa SOLAK



[1] Yusuf Kaplan, “Maddî Bakımdan Büyürken, İslâmî Bakımdan Kan Kaybetmemizin Önüne Nasıl Geçebiliriz?”,02.04.2018, erişim tarihi 05.04.2018, Https://Www.Yenisafak.Com/Yazarlar/Yusufkaplan/Madd-Bakimdan-Buyurken-İslm-Bakimdan-Kan-Kaybetmemizin-Onune-Nasil-Gecebiliriz-2045090

 


Rogg & Nok Haber Servisi:- Rogg & Nok Bağımsı Özgür Fikir, Düşünce yazar Grubu

E-Posta ile gönderilen veya direk Web sitesine yayınlanması için gönderilen yazıların fotoğraf gibi tüm demokratik protesto, bilgi, haber, yorum ve sosyal/siyasal içerikli paylaşımlar TC Anayasasının;
MADDE 25: "Düşünce ve Kanaat Hürriyeti";
MADDE 26: "Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti"
kapsamında Web sitemizde yapılmıştır.
Kişisel veya kurumsal Demokratik düşünce ve kanaatlerimiz engellenmesi ve/veya şiddet/baskı altına alınması, bu nedenle
"Yazar olan biz Hakkımızdaki veya kullanıcıların kullandıkları web sitesindeki yayınlanan haberler dolayısı ile olası her türlü anti-demokratik yasal girişimi",
TC Anayasası, AİHM ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kapsamında, her türlü yasal haklarımız saklı kalmak üzere, peşinen reddederiz…

OKUYUCU YORUMLARI

UYARI:Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.(Yorum Yapanın Taahütü)Yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Ad Soyad
E-Posta
Güvenlik Kodu: Guvenlik
Yorum
Copyright ©2010 - Tüm hakları saklıdır.
PHP Haber Sitesi Türkiye Tasarım
Rogg&Nok Haber- Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Ve kaynak gösterilmeden Alıntı Yapılamaz. Yayınlanan Tüm Haber Ve Açıklamalar İlk Kaynaktan Ulaştırılan Açıklamalardır. Sitemiz Bu Açıklamalara Ekleme Veya Müdahelede Bulunmadan Yayınlar. Yorum,Makale, Sizden Gelenler Bölümündeki Yazılardan Yazanlar Sorumludur. Harici Bilgiler Ayrı Bir Sayfada Açılır. Rogg&Nok Haber Bu Linkler Ve İçeriklerinden Sorumlu Değildir.Her Türlü Haber Ve İletişim İçin roggnok@gmail.com Adresini kullanabilirsiniz. Sitemizden Daha İyi Yararlanabilmek için Gizlilik İlekeleri Ve Yayın Prensiplerimzi Okuyunuz. En İyi İnt Exp 8+ 1024x768 Görüntülenir