23 Eylül 2018 Pazar 11:58:02
» Mecburdular, mecburiyetten Süleyman Soylu...

Mecburdular, mecburiyetten Süleyman Soylu... - Cessur Demirali Gürsu

Paylas
Mecburdular, mecburiyetten Süleyman Soylu...
http://www.bagimsizozgurmedya.com/turkhaber.html
- 11 Temmuz 2018, Çarşamba 17:41:20
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

...

 

 

Saygın okurlarım,

 

Öncelikle sizlerden özür dilerim.

 

Sabaha karşı bu yazıyı yazdım ve tekrar okumadım…

 

Kısaca yazım üzerinde her hangi bir düzetme yapmadan yayına sokulmasını istedim…

 

Çünkü ilk tepkilerim her zaman olmasa da genelde doğru çıkıyor…

 

Aldığım tüm bilgileri şimdi yayınlıyorum…

 

Yazımda cümle düşüklükleri veya kelime hataları varsa da yine şimdiden  özür dilerim…

 

İyi okumalar...

 

Mecburen mecburiyetten kimsenin soyuna sopuna bir şey diyemeyiz. Onların dokunulmazlığı var bizim mecburiyetten dokunulmazlığımız yok… Herkes bize dokuna bilir çünkü biz vatandaşız onlar vatandaştan büyük sözde adamlar olarak bulunuyorlar… İşte bu sözde adamlara mecburen mecburiyetten saygı duymamızı tehdit ve şantaj yolu ile isteye padişahımız var. Padişahım çok yaşa mecburen mecburiyetten…

 

Evet, haber vermek mecburen mecburiyetten…

 

Haberlere ah o haberler; fikrimizi sokmadan, bize sokulanları görmeden, düşüncelerimiz söylemeden gediği gibi vermek mecburen mecburiyetten…

 

Bu çağda bu ortamda gördüklerimizi duyduklarımız yazmamamız günah… Onları isteklerine uyarak onları gözünden yazmamız mecburen Mecburiyetten sevap. İşte bu ortanı sağlayan “Padişahımız çok yaşa” demek mecburen mecburiyetten sevap…

 

09/07/2018 Sevabı ile günahı çok olan sekretarya kabinesini padişahımız mecburen mecburiyetten açıklandı…

 

Biraz onu irdeleyelim…

Türkiye, Padişahlık dönemine geri döndüğü saatlerde yönetim Sistemi'ne değişti.

 

 

Padişahımız efendimiz Erdoğan çok yaşasın, nidaları altında Meclis'te yemin etmesiyle birlikte parlamenter sistem sona erdi.

 

 

Padişahımız Recep Tayyip Erdoğan yeni sekretarya kabineyi açıkladı.

 

 

 

16 Nisan 2017'de kabul edilen Anayasa'ya göre eski laik Türkiye  cumhuriyetinde bulunan milletvekilleri bakan olamıyor.

 

 

Hepsi birer piyon veya vezir ve de sekreter olarak atana kişiler oluyor…

 

 

Mecburen mecburiyetten bunlardan 4 isim 24 Haziran'da sekreter veya varis ve de göstermelik dokunulmazlığa kavuşsun diye sözde zorla halkı kandırarak milletvekili seçildi.

 

 

Allah günahımız varsa affetsin, yine o dini çok iyi bilenler için biz günah işledik… Onların istediği gibi haberi yayınlamıyoruz…

 

 

Günahımız bizim olsun, sevaplar sevap işleyen bu zamana uyan arkadaşlarımıza sevaplar onlar yazılsın…

 

Buna göre bu 4 ismin kabinede yer almaları için milletvekilliğinden istifa etmeleri gerekiyor.

 

Mecliste 293 koltuğu bulunan Adaleti Karatma Parti'nin buna göre ceylan koltuklarda oturan koltuk sayısı 289'a düştü.

 

 

Meclis'ten istifa edecek olan Padişaha biat eden isimler ise şöyle:

 

Abdulhamit Gül

 

 

Mevlüt Çavuşoğlu

 

 

Süleyman Soylu (haberimiz başkahramanı)

 

 

Berat Albayrak (Padişahın damadı)

 

 

Mecburen mecburiyetten bu isimler biat kavramına uydukları için önceki Laik Türkiye cumhuriyetinde kabinede de yer alan isimler oldu.

 

 

İŞTE YENİ VEZİR VE SARAYDAKİ GÖSTERMELİK SEKRETARYASINI OLUŞTURULAN SEÇME ANAM SAYILAN MECBUREN MECBURİYETTEN ÖYLE LANSE EDİLEN KABİNE.

 

 

VEZİR:  Fuat Oktay bugün bir açıklama yaptı haberleri verildi. Bakınız çiçeği burdun da vezir mecburen mecburiyetten nasıl açıklama yaptı;

 

 

Mecburdu mecburiyetten vezir Fuat Oktay, Erdoğan'a teşekkürünü, "Devlet ve millet için bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da azim ve gayretle görev yapacağım" ifadesi özet olarak verildi…

 

Daha sonra ayrıntılarda ise;

 

Mecburdu mecburiyetten vezir Fuat Oktay, devlet ve millet için bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da azim ve gayretle görev yapacağını belirtti.

 

FUAT OKTAY TWİTTER'DAN PAYLAŞIM YAPTI

 

Oktay, Erdoğan tarafından Cumhurbaşkanı Yardımcılığı görevine getirilmesine ilişkin sosyal paylaşım sitesi Twitter'dan açıklamalarda bulundu.

 

 

 

"CUMHURBAŞKANIMIZA ( PADİŞAHIM ÇOK YAŞA ) TEŞEKKÜR EDERİM"

 

Mecburdu mecburiyetten vezir Fuat Oktay, "Devletimiz ve milletimiz için bugüne kadar olduğu gibi bundan sonrasında da görev yapma fırsatı veren Sayın Cumhurbaşkanımıza (padişahım çok yaşa) teveccühleri için şükranlarımı arz ederim. Daha fazla azim ve gayretle göreve devam edeceğimi belirtmek isterim. Allah yar ve yardımcımız olsun." değerlendirmesinde bulundu.

 

Peki bu biat eden Fuat Okyay kimdir;

 

Vezir Fuat Oktay, 1964 yılında Yozgat'ın Çekerek ilçesinde dünyaya geldi.

 

1985 yılında, Çukurova Üniversitesi, İşletme Bölümü'nden mezun olduktan sonra üniversitede araştırma görevlisi olarak çalıştı.

 

Mecburen mecburiyetten bu notu veriyorum: Bu arada şuna dikkat edelim bu vezir üniversite mevzunu padişahın üniversite diploması tartışılıyor hâlâ ortada yok sebebin ben bilmiyorum ama düşünüyorum çünkü varım… Bunu da Padişahımız ve okuyucularımız lütfen unutmayalım… Ve de padişahımız efendimiz arkasını kolasın yurt dışına gidip döndüğünde bu vezire iktidarını bıraktığı zaman dönüşte Sezar gibi olup “'sende mi brutus' diyecek zaman da gelebilir…

 

Bu yukarıdaki notu mecburen mecburiyetten bildirdim “Bir kişinin bildiği sır iki kişinin bildiği medyadır” mecburen mecburiyetten Padişahım çok yaşa…

 

1990 yılında, batı savaş kolu liderliğini üstlenen ABD'de otomotiv sektörünün merkezi olan Detroit'teki Wayne State Üniversitesi'nde İmalat Mühendisliği alanında yüksek lisans ve İşletme alanında MBA programlarını bu veziri azam tamamladı.

 

Bir ufak not Daha; O zamanlar arkadaşları ve ilişki kurdukları kişiler kimlerdi?

 

Aynı üniversitede Endüstri Mühendisliği alanında doktora derecesini alarak, Havacılık ve otomotiv endüstrisi alanlarında uzmanlaştı.

 

Görünüş olarak yani lanse edilen şekli ile, bu şimdi batı savaş kolu lideri olan ABD'de kaldığı süre boyunca, çeşitli şirketlerde Süreç Yönetimi Danışmanlığı ve Proje Liderliği yaptı; Ford, General Motors ve Chrysler gibi firmalarda otomotiv endüstrisi üzerine çalışmalarda bulundu.

 

Bu şirketlerde ürün geliştirme ve yalın üretim projelerini yürüttü.

 

Eski Türkiye laik cumhuriyetinde, hem kamu hem de özel olmak üzere birçok şirkete danışmanlık hizmetlerinde bulundu.

 

Yine eski Türkiye laik cumhuriyetinde, ayrıca KOSGEB'in de içinde bulunduğu küçük ve orta ölçekli işletmelere de danışmanlık hizmetini görünüşte yaptı…

 

Bu şirketlerin bazılarında Genel Müdür, Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerinde konusu geçen veziriazam görevlerinde bulundu.

 

2000'li yılların başında şimdiki düzenin kurulması aşamaları olur iken Türkiye'de yaşanan ekonomik krizde işletmeler bazında kriz yönetimi alanında uzmanlaşmasının yanı sıra, Beykent Üniversitesi'nde Dekan Yardımcılığı ve İşletme Bölüm Başkanlığı da yaptı. O sıralar Abdullah Gül’ün kızı üniversiteden mevzun olmuştu…

 

Veziriazam Beyin eski Türkiye Laik cumhuriyetinde kariyeri gelişiyordu.

 

THY A.Ş.'de Stratejik Planlama ve İş Geliştirme, Satış ve Pazarlama, Üretim Planlaması ve Bilgi Teknolojilerinden sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı görevini tanıması açısından hakkı ile yürüttü. Hatırladığım notlar ile devam ediyorum.  2008-2012 yıl içerisinde henüz Padişahın paralel yapı diye bilinen olguda FETÖ yapılanması yürürken ve de bu yol arkadaşları ile ülkenin her can alıcı yerlerine sızar iken…

 

Ergenekon balyoz davaları gümde iken…

 

Veziriazam bey eski Türkiye cumhuriyeti laik ülkenin medarı iftiharı olan daha sonra liyakatsiz kişilerin toplandığı THY Teknik A.Ş. bünyesinde bakım-onarım, tasarım ve imalat alanlarında 5 ayrı ortak girişim projesini hayata geçirdi…

 

Bu arada mühendislerin bulunduğu uçakta düştüğünü hatırlıyorum, daha sonra Muhsin Yazıcı olgusunu da hatırlıyorum. Bunları bir araya koymak benim işim değil ancak hatırladıklarımı siler ile paylaşıyorum…

 

Bu arada ayrıca Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu'nda; Türk-İngiliz, Türk-Alman ve Türk-İspanyol İş Konseyleri Yürütme Kurulu üyeliklerinde bu veziriazam bulundu.

 

İşi icabı ve aldığı eğitiler dolayısı ile çok iyi derecede İngilizce bilen veziriazam Dr. Fuat OKTAY, 2 Ocak 2012 tarihinden itibaren T.C. Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı görevini yürütmekte olarak bilgilerini araştırma yaparsanız internet ortamında bulabilirsiniz…

 

Şimdilik ön bilgi olarak bunları sizlere veriyorum…

 

Anlayan anlamıştır umarım…

 

Birde sizden ricam anlayan anlamayana bu olguyu anlatsın.

 

Biliyorsunuz benim dokunulmazlığım yok. O yönden mecburen mecburiyetten böyle anımsadığım ve bulduğum haberleri sizlere biraz kızanlarınız olsa bile kendi üslubumlar ve arkadaşlarımın yardımı ile veriyorum…

 

Kimse kusturma bakmamasın! Ben yazıyı hiç okumam yazdığım gibi yayınlarım… Yani dönüp yazımı düzetme ve eklemeler yapma nasıl o anda düşünüyorsam öyle yazarım… Padişah efendimiz tarafından vezir olarak bu kişilik görevlendirildi… Sen çok yaşa padişahım…

 

Devam edelim;

 

Adaleti kendi açılarından yönetmek karşı duruşta olanları sözde adalet varmış gibi yargılama işlerine müdahale etmesi bakımından bakması istene sekreter: Abdülhamit Gül padişah efendimiz tarafından görevlendirildi… Sen çok yaşa padişahım…

 

Kullarını Çalışma, Sosyal hayatını raptı zapta alarak Hizmetkâr olacak kullarını ayırarak ve gerektiğinde kullarını Aile yapısına padişahın çıkarını yapmaz ise hemen müdahale edecek sekreter: Zehra Zümrüt Selçuk padişah efendimiz tarafından görevlendirildi… Sen çok yaşa padişahım…

 

 

Çevreyi padişahın istediği gibi talan edip düzenlemek  ve padişahın çıkarları için müteahhitlere beton AVM gibi işleri yapmasını sağlamak ve onlara yol açmak için tüm  Şehirlerin içine şarkı okumak için mecburen mecburiyetten bu işler Bakacak sekreter: Murat Kurum padişah efendimiz tarafından görevlendirildi… Sen çok yaşa padişahım…

 

 

Eski Türkiye laik cumhuriyetinde Dışişlerinin içine şarkı okuyan şimdiki düzende yine şarkı okuması için bu ilerden son derece mükemmel işlere yine Bakması için sekreter olarak: Mevlüt Çavuşoğlu padişah efendimiz tarafından görevlendirildi… Sen çok yaşa padişahım…

 

 

Mecburen mecburiyetten damadı eski Türkiye cumhuriyetin Enerji ve Tabii Kaynaklar şarkı okuyan ve bu işte son derce cebin doldurmak için Bakan olan damadını yerine, çok yıprandığını gören ve kızına alaka göstermediği için biraz bozulan padişah onun yerine bakması için sekreter olarak:  Fatih Dönmez padişah efendimiz tarafından görevlendirildi… Sen çok yaşa padişahım…

 

Mecburen mecburiyetten, Kindar ve sömürücü olguya dâhil olması için sözde dindar Gençliği kontrol etmesi ve Sporun siyasete nasıl alet edileceğini planlarını yapması için bu olgulara Bakan sekreteri: Mehmet Kasapoğlu padişah efendimiz tarafından görevlendirildi… Sen çok yaşa padişahım…

 

 

Asıl konumuz olan içteki silahlı güçleri fikir ve düşünce üreten herkesin üzerine eski Türkiye laik cumhuriyetindeki faaliyetlerini organze eden ve beli partileri hedef tahtası olarak lanse eden kişilik olarak padişah tacını giymeden ona göz kırpan yine eskiden bir partide iken padişaha olmadık sözler sarf eden bu döner yanar kişi olarak tanıdığımız Kişi yine mecburiyetten mecbur kaldığı için padişah efendimizin talimatı ile yine iç işlerine bir müddet daha piyon olarak kullanmak için ve acil planlarını bu kişilik sayesinde yapmak için  İçişlerine silahlı olarak bakması için sekreter olarak bu yanar döner  Bakanı ve sekreteri olarak: Süleyman Soylu padişah efendimiz tarafından görevlendirildi… Sen çok yaşa padişahım…

 

 

Evet,

 

Mmecburen mecburiyetten tek Padişahımız efendimizin projelerin ben ve grup Rogg & Nok olarak çok önceden çözen biz miyiz bilemiyorum…

 

 

Çükü sanal yapısal sivil darbeye hazırlık sırasında eski ortakları olan FETÖ liderini eskiden Türkiye laik cumhuriyeti var iken, TBMM’de canla başla savuna Bekir Bey adaleti karatması için nasıl başa geçirip…

 

 

Tüm yazar ve çizerlerin davalarını açılmasını isteği zaman bu işlerle uğraşan ve yanında daha önce iç işleri boş bakanı olarak görev yapan Efkan bey ile çalıştıktan sonra…

 

 

İşleri yoluna koyup revizyon (yenileme) yatıp diye Efkan Beyi ala ala ıskartaya atarak…

 

 

Bekir beyi alt göreve atan “padişah efendimiz çok yaşa” mecburen mecburiyetten diyoruz…

 

 

Ve Padişahım yaptığın veya sana yapılmasın önerilen projeleri bizler artık çözdük…

 

 

Ve bu çözülen olguları elimizden geldiğince eski Türkiye laik cumhuriyette olan halkımıza ve vatandaşlarına ve siyasete ben ve grup arkadaşlarım anlattık…

 

 

Ama anlatamadık…

 

 

O yüzden bükemediğimiz bileği öpmüyoruz ve güreşmeye doymadık.

 

Yenilen Pehlivan doymazmış, hele karşısındaki pehlivan tüm dünya oldu mu? Türk olan bir pehlivan bile kalsa doymazmış…

 

Kızmayı ama benim de anlayışım bu ne yapayım Türk doğdum Türk olarak öleceğim…

 

Er meydanından yenilgi aldım diye kaçmamayı bana öğreten ecdadıma sonsuz teşekkürler…

 

Adımı boşuna Cessur koymamışlar, acaba belli olmuyor mu dersiniz? 

 

Fakat bizi bu aşamada yendiğiniz…

 

Daha fazla çalışmamız gerek olduğu için ve bunu bizlere, ve sizlere üniversite diploması olup olmadığı hala bir muamma olarak tartışılan bir kişilik olarak  çok acıda olsa gerçekleri gösterdiği için ve yaşça benden büyük olduğu için padişahım efendimize saygılar sunarım…

 

Zannederim yalnız kaldığınızda aynaya bakıp; neleri yanlış yaptım ve neleri görmedim ve umursamadım diye sizde bu padişah olan kişiye eleştirirken bile yaparken saygı duyarsınız… 

 

Unutmayın bu günün aynası yarın görüntüsü olacaktır…

 

Çünkü biz böyle olmasını istemeden ortak olduğumuzu aynaya baktığınızda anlarsınız…

 

Ama bunu çözemeyenler utansınlar da deriz.

 

Çünkü siyasi ortamda olsun diğer ortamlarda olsun ne ben ne grubum legal veya illegal bir oluşuma dâhil olmadık hep fikirlerimiz yazdık…

 

Başta ben olmak üzere yazıyoruz ve yazacağız…

 

Ben bu grubun görülen yüzüyüm…

 

Evet,

 

Birde halkın yarısından çoğunun siyasi gücünü temsil eden ama doğru siyasi atılımları bir süredir yapamayan ve bu yanardöner kişiliğin; bu oluşuma karşı açık tavırlarından dolayı hâlâ bir şey yapmayan siyasette oluşan olgular var… Bu beni utandırıyor inanın…

 

Bu yanardöner kişi mecliste göstermelik olarak ant içerken…

 

Sarayın sekretaryasını yapacak olan yeni kabinenin sekreteri olan ve içi silahlı güce operasyon sonuna kadar aldığı biat talimatı ile bakacak olanlardan bir, var karşımızda.  TBMM'de yemin ederken sıra bu  silahlı güce talimatlar ile hükmedecek olan yanardöner Süleyman Soylu'ya gelince bahsi geçen siyasi oluşumun, bu oluşum çerçevesinde kurumsal kurumun CHP Grubu salonu terk etti. Bir nevi protesto etti. Ve bunu tüm basın yayın organları kedi açılarından yorumsuz olarak veya çok az yorum yaparak daha öncesin fazla ele almadan verdiler…

 

Şöyle ki; Yeni sistemin ilk sarayın padişah efendimize bağlı olarak çalışacak olan sekretarya kabinesinin üyeleri TBMM'de yemin etti. Bahsi geçen CHP grubunu oluşturan kişiler yemini sırasında salonu terk edip gitti… Yalnız protesto etmekle yetindiler… 07/07/2018 Cumartesi günü milletvekili yemin töreni sırasında da CHP'liler Soylu'nun yemini sırasında sırtlarını dönerek yine tek yaptıkları biçimde protesto etmişlerdi…

 

O gün olarak nasıl okunuyor biliyor musunuz?

 

 

“Yedi, yedi” diye okunuyor…

 

 

Kusura bakmasın bu siyasi oluşum ama ben soracağım…

 

“Acaba CHP neyi yedi veya neyi yedirtti o gün?” 

 

DÜN (10/07/2018) 3 YENİ SEKTERLİĞE BAKACAK KİŞİLER İÇİN ADALETİ KARARTAN PARTİ SIRALARINDA ALKIŞ KOPTUĞU GÖRÜLDÜ...

 

TBMM'de yeni sekretarya kabine üyelerinden yanardöner olan ve operasyonlar bitene kadar iç silahlı güce emir verecek olan kesinlikle padişah efendimizin sözünden çıkmadan bu operasyonları götürecek olan Süleyman Soylu.

 

Sanayi ve Teknolojinin bilim olmadan bu işlerin içine şarkı okuyacak sekreter Mustafa Varank…

 

Ve Milli Savunma konusunda ancak şehit cenazeleri olduğunda selam vermeyi bile beceremeyen bunu 15 Temmuz sanal yapısal darbe esnasında gösteren ve eni kapı açılırken verdiği selem şekline bakarak nasıl birinin bu mevki ye gediğini göre bilirsiniz… Ve bu zatı muhterem yukarıda belirtiğim gibi şehit cenazesi sonrası daha kanları yede iken o kanları unutup hemen padişah efendimizin düğününe katılan eskiden tanıdığımız Hulusi Beyin nereye aktığın daha önceki Türkiye laik cumhuriyeti varken çoğu arkadaşlarım yazdılar… Şimdi neye aktığını anlamanızı anlatmak istedim. Yoksa herhangi bir yan kastım yok. Fakat anlayan anlamayan anlatmalı diye düşünüyorum… Ve akarak su gibi akarak yemin etmek için kürsüye çıktıkları sırada salonda Adaleti karatanlar tarafından alkış koptuğu görüldü…

 

Bakın insanın soyu soyadından gelir. Benimde soyadım GÜRSU yani ben suların nereye aktığın çok iyi tahlil ederim ve “çiviyi çivi söker” derya kusura bakmamasın Hulusi bey cılız akan suyun nereye gittiğin ben bilirim sizin gibi silahım yok ama Kalem gücüm var… GÜRSU sizi durdurma yolunda bilir düzgün bir Bo. Çukuruna yollamayı da bilir. Kısaca askerlik hava atma mesleği değildir dürüst namuslu vatanı sevmek ve canını bu vatan için vermektir… Astı ve üstünün öğrendiği bir şey vardır. Askerlik yapar iken altında çarpışan biri ölünce onun kanı soğumadan eğlencelere dâhil olmaz. Önce asker olarak o silah arkadaşını intikamını alır… Daha sonra askerlik görevine ve özel hayatına döner. Burada asker ise olguyu tamamladıktan sonra ister Bo. Çukurun ister Ba. Çukuruna özel hattında gidebilir. Kimse ona niye gittin diye bir şey sormaz çünkü o şerefi ile silah arkadaşlarının intikamın almıştır. Cepheden kaçılmaz. Asker ölünceye kadar asker olarak kalır… Bilmem anlata bildi mi? Tebriyem daha ileri gitmememe müsaade etmiyor… Anlayan anlamıştır diye umuyorum… Bu  Hulusi Beyi huşu içinde alkışlayanlar içinde geçerli.

 

Benim dokunulmazlığım yok ama onları ve Hulusi Beyin var aramızdaki ufak fark bu.

 

O yönden bana ve sizlere saygın vatandaş diyorlar…

 

Onlar sayın adam diyorlar…

 

İnanın ben sayın olmaktansa saygın olmayı tercih ederim… Herkessin tercihin saygım var…

 

Sizlerde beni benim bu şekilde bazıların ters yazdığım için duyguları şu sabah karşı nasıl olduğun anlatmak çok zor güne daha doğmadı ama hava yavaş yavaş aydınlanıyor… Kelimeleri nasıl çıktığın artık ben bilemiyorum...  Karşında bir Türk bayrağı yavaş yavaş dalgalanıyor karşımda Atatürk bana sert olarak bakıyor. bu bakımdan  sizlerde bana saygı duyacağınızı umuyorum….

 

Şimdi hava yavaş yavaş aydınlanıyor,

 

Karşımda Atatürk set olarak bakıyor,

   

Şimdi hava yavaş yavaş aydınlanıyor,

 

Kuş sesleri gelmeye başladı,

 

Şimdi hava yavaş yavaş aydınlanıyor,

 

Zifiri kanlıktan sonra hafif bir aydınlık oluşuyor,

 

Şimdi hava yavaş yavaş aydınlanıyor,

 

Sakağa bakıyorum kimsecikler yok,

 

Şimdi hava yavaş yavaş aydınlanıyor,

 

Herkes son rüyalarını görüyor,

 

Şimdi hava yavaş yavaş aydınlanıyor,

 

Dışarıda kuşlar cik cik diye ötmeye başladı,

 

Şimdi hava yavaş yavaş aydınlanıyor,

 

Karşı aparmana gözüm çarptı,

 

Şimdi hava yavaş yavaş aydınlanıyor,

 

Apartmanın  çatısında bir solmuş kırmızı kumaşta ama dalgalan ay yıldız var.,

 

Şimdi hava yavaş yavaş aydınlanıyor,

 

Sabah oldu herkes mecburen, mecburiyetten işine gücün gidecek.

 

Şimdi hava yavaş yavaş aydınlanıyor,

 

Guguk kuşları ötmeye başladı…

 

Şimdi hava yavaş yavaş aydınlanıyor,

 

Evet, sabah oldu yeni bir gün umutla başlıyor…

 

Şimdi hava iğce aydınlandı güneş uzaklardan yüzü göstermek istiyor,

 

Komşun çocuğu ağlamaya başladı,

 

Şimdi hava iğce aydınlandı güneş uzaklardan yüzü gösteriyor,

 

Komşunu çocuğu, bana durma yazmaya devam et der gibi hala bağırıyor, 

 

Şimdi hava iğce aydınlandı güneş uzaklardan yüzü gösterdi,

 

Ve be yazıma devam ediyorum…

 

 

KONUMUZDAKİ SİYASİ OLUŞUMA YÖN VERECEK CHP GRUBU HE ZAMAN Kİ PROTESTO OLGUSUN UYGULAYARAK SALONU TERK ETTİ VE BU OLGUDA ALT MANŞET OLARAK YAYINLANDI. ÇÜNKÜ BUNU DEĞERİ ARTI YOK. OLDUĞUNU HERKES BİLİYORDU. DAHA DEĞİŞİK SİYASİ ATILIMLAR GEREKİYOR... AMA KENDİNE HABERCİ OLANLAR GÖREN KESİMİN BAZILARI BUDA AT BAŞLIKTA BİRAZ DEĞERLENDİRDİLER...

 

Süleyman Soylu ve diğer sekretaryayı oluşturan kabine üyelerinin yemini sırasında konumuzda bahsi geçen CHP grubu salonu terk ettiği görüldü.

 

BU SİYASİ KONUMDA ADI GEÇEN KÖKLÜ SİYASİ GRUP; YENİ BİR PROTESTO ÖRNEĞİ GÖSTERMEDEN HER ZAMANKİ YATIĞI GİBİ VEYA TEK BECERDİKLERİ PROTESTO YÖNTEMİ OLARAK YAPTIKLARI OLGUYU TEKRARLADILAR BUNDA ALT BAŞLIKTA DEĞERLENDİRİLDİ “MİLLETVEKİLİ YEMİN TÖRENİNDE DE SIRTLARINI DÖNMÜŞLERDİ…”

 

Artı mazide kalan Türkiye laik cumhuriyeti var iken bir şey yapılmayan sık sık CHP'lilerle ile karşı karşıya polemik konuşmaları ile gündem gelen bu yanardöner kişilik Süleyman bey, 07/07/2018 Cumartesi günü Meclis'te yemin ederken CHP'li bazı vekiller arkasını dönmüştü.

 

O GEÇMİŞİMİZDE MAZİ OLARAK KALAN TÜRKİYE LAİK BİR ÜLKE İKEN "CHP'LİLERİ ŞEHİT CENAZELERİNE ALMAYIN" TALİMATI VEREN BU SOYU SOPU BİZİ İLGİLENDİRMEYEN YANARDÖNER KİŞİLİK İDİ VE YİNE DOĞRU DÜZGÜN BİR PROTESTO YAPILMAMIŞTI. BU OLGUDA MAZİDE KALDIĞI İÇİN ALT BAŞLIK OLARAK DEĞERLENDİRİLDİ...

 

CHP'lilerin tek yaptığı etkili olmayan protestosunun nedeni olarak Soylu'nun "Valilere müsteşarım üzerinden talimat gönderdim; ' CHP İl başkanlarını bundan sonra şehit cenazelerinde protokole kabul etmeyin' diye. Bu kadar basit. Onların gideceği bir adres var. O adresi de göstereceğiz. PKK mensuplarının cenazeleri var. Biz onları çok kısıtlı kaldırtıyoruz. Onlara bir kişilik kontenjan ayıracağız. Sandıkta beraberlerse cenazede de olacaklar" sözlerinin neden olduğu düşünüldü.

 

Düşünmek güzel ama düşünceleri eyleme geçirmek zordur. Ve bu eylem geleneksel protesto yöntemleri olarak yapılıyorsa başarıyı ede etmek zordur. Hiçbir mazeret başarın yerini tutamaz… Bunda bir hata vardır. Acaba siz okuyucularımın fikri nedir ne değildir?…

 

Bu partiye gönül bağı ile bağlı olan kişilerin bu bağlarından kopmadan geleneksel protesto dışında protesto biçimleri bulmaları gerekmektedir…

 

Fakat bu elit kesim ile olacak bir olgu değildir.

 

Bu olgu halk ile oluşan bir yapısal olgu devamında yapısal protestolar ile tüm halk kesimin katılacağı protesto olmalıdır.

 

Bu olmaz ise halktan kopuk bir parti görünümünde kendi sahasında top koşturan hiç kaşı sahaya geçemeyen oyuncular misali görüntü sağlarlar…

 

Tribünlerde bu maçı izleyen taraftarları dâhil karşı taraftar gibi kendi taraftarı da bu oyunculara yuh çekerler…

 

Ben ve grubum mazide kalan Türkiye laik cumhuriyetinde hep birlik çağrısında bulunmuştuk.

 

Ama ikici yedek teker ve oluşumu başlangıcının yapı taşlarını oluşturan partileri ve oluşumları desteklemediğimizi de he ortamda bildiren yegâne yayın organı, her olguya bilimsel olarak bakan Bağımsız Özgür Medya olarak her halde tek biz kaldık…

 

Seçimlerde dayanışma içinde olan bir oluşum niye bu protestoya katılmadı?

 

Bunda sormasam bu işi yapmayı bilmiyorum demektir…

 

Bunu yanında 2013 den bu yana yayınlarımızı takip edenler var ise dünya ve Narko-terör üzerinde düzenli yayın yapan yine tek kurum Türkiye’de tek biz kaldık.  PKK ve yandaşları ile şimdiki tanımı ile FETÖ terör örgütünün bağlantıların bilimsel kaynaklara dayanarak veren tek kurum yine biz kaldık…

 

Arkadaşlarım ve ben mecburduk, mecburiyetten hep 15 Temmuz olaylarını bir sanal yapısal darbe ve sivil darbeye hazırlık olarak oluşturulduğunu söyleyen tek yayın kurumu yine bizdik…

 

Olan oldu mecburduk mecburiyetten bunu ve bu bilgileri veren arkadaşlarımıza teşekkür etmeye mecburuz, mecburiyetten, biz susturulana kadar hiç susmayacağız, hiç değişmeyeceğiz…

 

Evet,

 

Devam edelim;

     

Kültürü ve sanatı yok etmek veya kültürsüz ve sanatsız bir toplum yatmak ve Turizm alanlarını beton ile yapılandırıp yeşili ve doğayı yok etmek ile görevlendirilen saray sekreteri olarak padişahın çıkarlarını gözetecek bunun için her türlü sanat ve kültürel faaliyeti olumsuz yönde  etkilemesi için bakacak olan: Mehmet Ersoy padişah efendimiz tarafından görevlendirildi… Sen çok yaşa padişahım…

 

Bu gün 11/07/2081 günün itibarı ile Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü: Kurum kapatıldı haberleri asılsız haberi geldi Yalnız ateş olmayan yeden duman çıkmaz…

 

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü ve Genel Sanat Yönetmeni Murat Karahan, basında çıkan "Devlet Opera ve Balesi ile Devlet Tiyatroları kapatılıyor" haberlerine ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

 

Karahan tarafından yapılan açıklamada haberlerin asılsız olduğunu ve gerçeği yansıtmadığını aktardı. Açıklamada, "Yeni sisteme geçiş sürecinde Devlet Opera ve Balesi “Bağlı Kuruluş” olması sebebi ile aynı statüdeki diğer kuruluşlar gibi önümüzdeki dönemde yayımlanacak Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ile sistemdeki yeni statüleri ile faaliyetlerine aynı şekilde devam edecektir" ifadelerine yer verildi. Açıklama, "Dünya’da çok az ülkeye nasip olan köklü bir Opera ve Bale geleneğine sahip ülkemizde bu güzide kurumlarımızın faaliyetleri hiçbir aksamaya uğramadan aynı şevk, heyecan ve başarı ile devam etmektedir" ifadeleriyle son buldu.

 

BİR AÇIKLAMA DA DT'DEN: HABERLER ART NİYETLİ BİR ZİHNİYETİN ÜRÜNÜ

 

Öte yandan bir açıklama da Devlet Tiyatroları (DT) tarafından yapıldı. DT'nin açıklamasında, "Yapılan düzenlemelerin kurumların kapatılmasıyla ilgili gibi gösterilerek haberleştirilmesi ve kamuoyunda ‘Devlet Tiyatroları artık yok’ algısı oluşturmaya çalışmak tamamen art niyetli bir zihniyetin ürünüdür. Devlet Tiyatroları üzerinde sistematik bir şekilde yanlış algı oluşturmaya çalışan bu tarz haberleri ve yapılan açıklamaları şiddetle kınıyoruz ve kamuoyunun takdirine sunuyoruz" ifadelerine yer verildi.

 

KHK ile yapılan düzenlemeleri DT şu sözlerle aktardı: "703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile birlikte sadece Devlet Tiyatrolarının değil; Bakanlığımıza bağlı ve ilgili birçok kamu kurumunun teşkilatına dair hükümleri yeniden düzenlenmektedir. 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameden sonra çıkarılan Cumhurbaşkanlığı 1’inci Kararnamesinin Geçici 1’inci Maddesinde ise “2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile teşkilatlarına ilişkin kanun veya kanun hükmünde kararnameleri yürürlükten kaldırılan kamu kurum ve kuruluşlarından münhasıran devir ve geçiş hükümleri düzenlenenler dışında kalanlar hakkında ilgili Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenleme yapılıncaya kadar yürürlükten kaldırılan hükümlerin uygulanmasına devam olunur” ifadesi yer almaktadır."

 

Düne dönelim:

 

 

Padişah efendimiz mazide kalan Türkiye laik cumhuriyete iken dosları şimdin düşmanları din sömürücü FETÖ örgütün ile yol arkadaşlığı yaparken dünyaca ünlü piyanist  Fazıl Say’ı bir fikri yayınladığı için mahkemeye verilmesin göz yumuştu…

 

10/07/2018 Fazıl Say bir yazı yazdı bu yazısını OdaTv haber potalında yayınlandı.

 

Şimdi o haberi veriyorum…

 

Hiçbir suçum yokken bu tarz yaralar açmalarına da izin veremem

 

Sevgili dostlar.

 

Üzgünüm, yazacaklarımı okuyun...

 

Harbiye Açıkhava Cemil Topuzlu sahnesindeki 14 Ağustos konserimin iptalinin sebepleri ile ilgili.

 

Konser kaldırılması bir sanatçıyı elbette ki üzer..

 

Hayatım boyunca bana verilmiş yeteneğin, meziyetlerin insanlığa ve memleketime olan borcunu ödemek için çok çalıştım ve emek verdim, hala da veriyorum, hep de böyle devam edecek. Klasik müzik dünyasının tüm ülkelere ve Türkiye’nin de her yerine yayılan konserlerimle, bestelerim ve kayıtlarımla en çok ilgi gören sanatçılarından biriyim belki, bununla övünmedim. Beni yaptıklarım değil önümdeki hedefler daha çok ilgileniyor. Ama şu kadarını söyleyeyim; Türkiye Fazıl Say’ın bu konumundan gerçekten çok faydalanabilir, yarar sağlayabilir, köprülerin müzik ve sanat ile atılmasında, insanlığın dost olmasında, bu ülkenin batı ile ilişkilerinin düzelmesi gerekliliğinde herkes hemfikirdir, gerçekten bu dostluğa çok büyük emek verdim.

 

Kitabımda da çok yazdım, yıllardır tekrarladım. Bu halk barışmalıdır, ötekileşmeler olmamalıdır, kültürler kaynaşmalıdır, doğu ve batı kültürleri buluşmalıdır, buna emek verilmelidir, bu konuları özellikle son yıllarda çok yazdım, yüzlerce makale, açsınlar kitabımı, bazı yazılarımı okusunlar.

 

Bir insanı anlamadan, önyargılarla hüküm verilmesine karşıyım. Yılda 120 konser veren bir insan emin olun “1” konseri olamıyor diye üzülmez, 119 konser olunca ne değişiyor ki, tam tersi sevinirim. Ama sebebinin içeriği, bu olunca, haliyle üzülüyorum, memleketim adına üzülüyorum. 14 Ağustos Harbiye Açıkhava Fazıl Say konserini programdan kaldırmak zorunda kalan yapımcı Erdal Bey (Atlantis yapım) herhalde yıllar sonra bu olayı çocuklarına torunlarına gurur duyarak anlatmayacaktır.

 

Hayatımın çok zor bir döneminde, annem yoğun bakımda ben de sağlık dertleri içindeyken beni bu tatsız durumun içine itenler, dürüst bir şekilde düşünmelidirler, doğru mu yaptıkları?

 

Bakın; güç müziktedir, hiçbir suçum yokken bu tarz yaralar açmalarına da izin veremem. Ben müziğimi yapıyorum, her fırsatta dostluk istiyorum.

 

Fazıl Say

 

Dostluk güzel bir şeydir. Öyle değil mi padişahımız efendimiz. Padişahım sen çok yaşa…

 

Yukarıda söz ettiğimiz damat vardı ya işte o damdı mecburen mecburiyetten devletin parasın daha iyi cebine koyması açısından ve padişah efendimizin ufak bir örnek ile mutfak masrafların ve gelir giderlerini hesap vermeden harcaması ve bunları saklanması içi Maliye ve Hazineyi damadı olan kişiliğe şu anda bıraktı…

 

İlerde bu damadına daha üst düzeyde mevki vereceğine kızına söz verdiği padişah efendimiz kulislerde konuşulduğunu şimdilik bilelim…

 

İste bu damat Hazineden sorumlu olarak biraz daha göz önünde bulunmadan kızına ilgi göstermesini sağlamak amacı ile saray sekreteri yaptığı ileriye dönük sakladığı bir vezir olarak Bakılan: Berat Albayrak padişah efendimiz tarafından görevlendirildi… Sen çok yaşa padişahım…

 

Milli Eğitim son 18 yılda değişen politikalar ile eski ortakları olan şimdini sözde düşmanı olarak lanse edilen FETÖ dini sömüren yasa dışı öğüt bağlantısı ile yok edilen eğitim sisteminde dindar ve kindar öğrencilerin daha fazla yetiştirilmesi…

  

Ve daha sonraki aşamalarda bilim ve düşünce yapısını yok ederek dış ülkelere beyin göçünün çoğaltılarak ülkede yaşlı nüfusun çoğalmasın sağlamak…

  

Genç beyinlerin raptı zapta alınması zorlaştığı için ilerde başlarına bela olmamasını sağlama başta bu amaç güdülerek bu amaç doğrultusunda eğitim politikalarını uygulanması projesinde…

  

Ve biat eden kullarının kendisi için düşünmeden fikir ve düşünce üretmeden istekleri doğrultusunda köle olarak çalışması için…

  

Ülkenin bölünüp parçalanmasını dış ülkelerin istekleri ve kendi çıkarlar doğrultusunda daha kuvvetli biçimde onarılmadan yapılanması için mecburen mecburiyetten saray sekreteri olarak Bakması için: Ziya Selçuk padişah efendimiz tarafından görevlendirildi… Sen çok yaşa padişahım…

 

Sağlık konusunda sağlıksız ve akıl dışı uygulamalar ile şimdiki Padişahlık dönemi oluşmuş iken padişahımız efendimizi ruhsal, fiziksel, oranda yeterli mi, yetersiz mi?

 

Kulları bu bilgileri bilmiyor, hep görünüşte olarak sanal bilgiler veriliyor. Bu bilgilerin yanı sıra mazide kalan Türkiye laik Cumhuriyeti var iken şimdiki durma hazırlık olması için sanal ortamda tüm kulları tüm sağlık sorunları belli düzeylerde akılı hafızaya aktarıldı.

 

Bu önemsemedi fakat bu sitem her seçimde son 10 yılda kullanıldı.

 

Kimler tarafından bilinmiyor ama biline bir geçek var.

 

Bu bilgiler sanal ortamda herkes tarafından istendiği zaman kullanılacak.

 

Bu bilinen terim olarak programcılık terimi ile “açık kapı” bırakıldı… Bu açık kapıdan girenler Türkiye’deki kulların geçmiş ve gelecekteki hastalıklarını analiz etmeği ve ona göre stratejik hastalıkları yayma projesi olarak eskiden kamudan saklandı…

 

Ve bunun yanında niteliksiz öğrenciler tıp konusunda eğitim alarak Türkiye’nin değişik bölgelerine özellikle sevk edildi…

 

Kendini yetiştiren öğrenciler dışında bu işi para kazanmak için yapanlar arasında uçurumlar oluşması sağlandı…

 

Bu ortamda Turgut Bey, ve Bülent Beyin bu sistemin ilk deneme kobayları olduğu biliniyor.  

 

Bu sistem dahil olmayan saray ve eşrafını haklarını korumak ve insan sağlığından kazanılacak paranın beli bir bölümü saraya tahsis edilmesi için ve niteliksiz eleman yetiştirilip bu sisteme sokulması için başlatılan proje kapsamında…

 

Bu sistemi organze eden istemde bulunan değişik ülkelere bu yolla para transferi…

 

Bu transfer ilaç ve diğer tıbbi malzemeleri yapacak beyin gücünün periyodik olarak yok edilmesi ve dışarı bağımlı bir sağlık projesi üretilmesi için başlatılan bu projeni başına bakması için : Fahrettin Koca padişah efendimiz tarafından görevlendirildi… Sen çok yaşa padişahım…

 

Mazide kalan Türkiye laik cumhuriyeti var iken engel olunamayan Tarımın yok edilmesi projesinin devamı olarak ve Orman alanların mazide kalan güzelliklerini kulları analarını hedef alan kişiler verilmesini biliyoruz yeterli düzeyde Arap şerhlerine başta Karadeniz bölgesini Albayrak tarafından gösterilip alınacak talan edilecek yerlin daha önceden belirlendiğini de biliyoruz…

 

Bu projenin hızlandırılması için padişahımız efendimizin mecbur olduğu ve mecburiyetten bu işler bakacak sekreteri olarak seçtiği: Bekir Hakdemirli padişah efendimiz tarafından görevlendirildi… Sen çok yaşa padişahım…

 

Asıl en önemlisi Ticaret ve kulları sömürmek için. Dış ve iç ticarette padişah ve eşrafını çıkarlarını korumak amaçlı olarak mecburen, mecburiyetten bu işler bakacak saray sekreteri olarak: Ruhsar Pekcan padişah efendimiz tarafından görevlendirildi… Sen çok yaşa padişahım…

Ulaştırma; daha doğrusu parsı olanı ulaştırma ve ihale yolu ile yandaşlarına ve padişahin sayar eşrafına yapılacak rüşvet ve sonucunda ihale alınarak Altyapı olguların Bakması için mecburen mecburiyetten: Mehmet Cahit Turan padişah efendimiz tarafından görevlendirildi… Sen çok yaşa padişahım…

 

Burada beni şaşırtan bir olgu daha var… Oda şu niye veliahtları olan o çocuklarını en biline eğitim ile uğraşan ufacık gemiler alarak mazide kalan Türkiye laik cumhuriyetinde bir ada zengin olan rüşvet skandalında paraları sıfırlayan babacık diyen Bilal, ve fazla adı duyulmayan Ahmet Burak, gerçi damadı  Berat Albayrak veliaht olarak hazırlandığı söylense de ve alakası olmasa bile NATO toplantısına padişah efendimiz ile gitse bile O çocuğunda ikisi olan kızları Esra ve Sümeyye niye sekreter olarak atanmadı. Ve de eşi, orta okul diploması bile olduğu veya olmadığı tartışılan emine hanım tek kaldı ona göre bir sekreter ya icat edilmedi yoksa tek haremden mi? Sorumlu olacak…

 

Bu tabii olarak padişahımız efendimizin saraydaki durumu yalnız bunu kullarından bazıları öğrenmek istiyor…

 

Bunu yanında en fazla 3 sene sonra bu veliahtlar değişik görevler getirile bilir mi? Buda etkileyici bir soru.

 

Bir etkileyici soru daha; Padişah efendimiz ölümünden sora veliahtlar arasında kanlı kavgalar ola bilir mi dersiniz?      

 

Düzenleme ve yorum: Cessur Demirali Gürsu


E-Posta ile gönderilen veya direk Web sitesine yayınlanması için gönderilen yazıların fotoğraf gibi tüm demokratik protesto, bilgi, haber, yorum ve sosyal/siyasal içerikli paylaşımlar TC Anayasasının;
MADDE 25: "Düşünce ve Kanaat Hürriyeti";
MADDE 26: "Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti"
kapsamında Web sitemizde yapılmıştır.
Kişisel veya kurumsal Demokratik düşünce ve kanaatlerimiz engellenmesi ve/veya şiddet/baskı altına alınması, bu nedenle
"Yazar olan biz Hakkımızdaki veya kullanıcıların kullandıkları web sitesindeki yayınlanan haberler dolayısı ile olası her türlü anti-demokratik yasal girişimi",
TC Anayasası, AİHM ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kapsamında, her türlü yasal haklarımız saklı kalmak üzere, peşinen reddederiz…

OKUYUCU YORUMLARI

UYARI:Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.(Yorum Yapanın Taahütü)Yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Ad Soyad
E-Posta
Güvenlik Kodu: Guvenlik
Yorum
Copyright ©2010 - Tüm hakları saklıdır.
PHP Haber Sitesi Türkiye Tasarım
Rogg&Nok Haber- Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Ve kaynak gösterilmeden Alıntı Yapılamaz. Yayınlanan Tüm Haber Ve Açıklamalar İlk Kaynaktan Ulaştırılan Açıklamalardır. Sitemiz Bu Açıklamalara Ekleme Veya Müdahelede Bulunmadan Yayınlar. Yorum,Makale, Sizden Gelenler Bölümündeki Yazılardan Yazanlar Sorumludur. Harici Bilgiler Ayrı Bir Sayfada Açılır. Rogg&Nok Haber Bu Linkler Ve İçeriklerinden Sorumlu Değildir.Her Türlü Haber Ve İletişim İçin roggnok@gmail.com Adresini kullanabilirsiniz. Sitemizden Daha İyi Yararlanabilmek için Gizlilik İlekeleri Ve Yayın Prensiplerimzi Okuyunuz. En İyi İnt Exp 8+ 1024x768 Görüntülenir