27 Mayıs 2020
Üye Girişi
Üye Girişi
×
Türk Vatandaşları Üye Olabilir
[Turkish CitizensCan Be Members Of]
Güvenlik Kodu:
Guvenlik
http://www.bagimsizozgurmedya.com
http://www.bagimsizozgurmedya.com
YAYCI OLAYININ ARKA PLANI
1 2 3
ANKET
Bu kullandığınız site kapatılsın mı?
CIP 0 - CRZ 0
Evet
31
Hayır
907
Çekimser
6
Fikrim yok
5

Toplam Oy:949

SON YORUMLAR
» Gençlerin Geleceğe İlişkin Ciddi Sorunları ve Beklentileri

Gençlerin Geleceğe İlişkin Ciddi Sorunları ve Beklentileri - Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ

Paylas
Gençlerin Geleceğe İlişkin Ciddi Sorunları ve Beklentileri
21 Mayıs 2020, Perşembe 19:52:42
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Gençlerin Geleceğe İlişkin Ciddi Sorunları ve Beklentileri

 

 

Atatürk “umudum geçlerdedir” demişti.  

 

Özet

TÜİK (2020) verilerine göre nüfusun yüzde %15.6’sını oluşturan 13-14 milyonu gencin %25.4’ü işsiz, işgücüne katılım % 44, genel mutluluk düzeyi % 56.

Sosyal Demokrasi Vakfı (SODEV) in hazırladığı gençlik raporu (http://sodev.org.tr/wp-content/uploads/2020/05/detayli_rapor.pdf) verileri Çalışma, Gençlik ve Spor Bakanlıkları, ilgili eğitim ve bilim kuruluşlarına ve yöneticileri, geleceğe ilişkin ülkemizin yönetime talip olanlar için bir hayli üzerinde kafa yoracak bilgi ve mesaj vermektedir. Raporun verileri okuması üzerinde bazı tedbirler alınmasa ülkemizin gelecekteki yetişmiş insan gücü, bilimsel gelişmesi ve ekonomik-sosyal zenginliği ve yaşayacağımız sorunları hakkında şimdiden bazı kestirimlerin olduğunu düşündürtüyor.

SODEV’in ulaşabildiği gençlerin % 61.7’si öğrenci olunca, öğrencilerin geleceğe ilişkin eğitimden beklentileri ve tutumları ile üniversiteden aldıkları dersler ve ortam ile olan ilişkisi uzun zamandır ilgimizi çekmektedir. Raporundaki veriler ve diğer çalışmalarda ise gençlerin temel sorunlarının eğitim ve istihdamda yer alamamak, fırsat eşitsizliği, düşüncelerini rahatlıkla açıklayamama ve güvencesizlik olarak yansıtılıyor.

Gençlerin yüzde 70’i ekonomik anlamda ailelerinden bağımsız değiller ve alilerinin desteği olmadan kendilerini yönetecek ekonomik araçlardan yoksun görülüyor. Türkiye genelinde gençlerin 79,3’ü yetenekli de olsalar “arkası sağlam” ve “torpilli” bir başkasının kendisinin yerini kaptırabileceği görüşündeler. Gençlerin % 40,8’i Türkiye’de üniversitelerin iş bulmak için yeterli donanım sağladığını düşünmüyor. Yüzde 62,5 oranında genç imkânları olsa yurtdışına yaşamayı ve iş edinmeyi düşünüyor. “Hayatınızın kalan kısmının tamamını Suudi Arabistan’da veya Kuzey Kore’de aylık 10 bin dolar kazanarak veya İsviçre’de aylık 5 bin dolar kazanarak geçirme imkânınız olsa hangisini tercih edersiniz?” sorusuna ise sırası ile %72,2 ve % 64.3’ü İsviçre yanıtını veriyor.

Gençlerin sorunlarının önem sıralamasında “özgürlükleri” önceliklendirmişler. Yüzde 68,3’ü için 'düşüncelerini özgürce ifade edebilmeyi' birincil öncelik olarak görürken % 52’si ise başkalarının düşüncelerini özgürce ifade edebilmesini önemsiyorlar. Bilime, kültür ve sanata daha az öncelik verdikleri görülüyor.

Rapordaki verilerden benim çıkardığım ülkemizdeki gençlerin siyasi parti aidiyetleri ve oy verme davranışlarından bağımsız olarak; aldıkları eğitimin kalitesi, kendini ifade edebime ve özgürlük algıları, güven ilişkileri ve çalışma yaşamları ve değerlerine kadar belirli konularda kendi konumları ve gelecekleri ile ilgili değerlendirmelerde ortak kaygı ve beklentileri olduğunu göstermektedir. Önemsenmesi gereken en önemli konuların başında değerlerine ve inançlarına verdikleri önem ne olursa olsun, kendilerini ve karşısındakilerin kendilerini ifade etmesini istiyor. Türkiye’de ki çalışma hayatı, liyakat ve üniversite eğitiminin güven vermediğini ve geleceğini fırsat buluşa yurt dışarıda ve özgürlükler vadeden bir yerde yaşamak istediğini belirtiyorlar. Verilerin ortak paydası gençler Türkiye’nin geleceğini herkesin kendisini ifade edebildiği demokratik özgürlükçü bir ortamda; eğitim kalitesinin önemini ve çalışma hayatında liyakatin, şeffaf işleyen kurumsal yapının sağlandığı kendini güvende hissettiği bir Türkiye yaşamak istediğini ifade etmektedirler. Türkiye’nin geleceği olan gençlerin bu talepleri bizim geleceğimizin nasıl olmasının fotoğrafıdır. Başarırsak gençlerimiz bu ülke için canla başla çalışır, sağlayamasak fırsat bulursam İsviçre’ye gitmek isterim derler.

 

 

İlgi duyanlar için yazını geniş açılımı aşağıdadır.

 

 

Türkiye Nüfusunun Yarısı Gençler Geleceğe İlişkin Ne İstiyor?

Basına yansıyan birçok görsel ve bilgiler Türkiye gençliğinin ciddi anlamda sorunlar yaşadığını gösteriyor. Günümüz gençliğinin sorunlarının başında, işsizlik, eğitim ve kendini ifade edememe gibi birçok sorun yaşamın her alanında karşısına çıkmaktadır. Doğal olarak nüfusunun yarısından fazlası 40 yaş altında (TÜİK 2019) bulunmaktadır. Enerjisi olan ve yarınlarını kurmak isteyen gençlerin birçok taleplerinin olması gayet normal ve gereklidir. Taleplerin karşılanmaması durumunda da sorunlar ve onun devamında koordineli olarak diğer sorunlar oluşmaktadır. Üniversite öğretim üyesi ve bir genç babası olarak genç insanları hayata hazırlayan ve onlara mesleki bilginin yanında yaşam başarısı için de alt yapısı gelişmiş her yönden nitelikli insanları topluma kazandırma sorumluluğumuzdan dolayı konuyu yakından takip etmekteyim. 

Gençlerin genel durumu en son 19 Mayıs 2020 tarihinde SODEV'in hazırladığı araştırma raporunda (http://sodev.org.tr/wp-content/uploads/2020/05/detayli_rapor.pdf) yayınlandı. Rapor verilerine göre 15-24 yaş arası üniversite mezunu gençler arasında ne eğitimde ne de işte olanların oranı %33,3. Bu durum kadınlarda % 38.7. 15-24 yaş arası tarım dışı nüfus işsizlik oranı ise % 26,8 (TÜİK İşgücü İstatistikleri, Şubat 2020). Olarak gösterilmektedir.

 

Gençlerin Mevut Düşünce Dünyası ve Geleceğe İlişkin Beklentileri

Raporun çarpıcı bir diğer verisi ise gençlerin % 62.5’i imkânı olsa yurtdışında yaşamak istemektedir. Bu durum gençlerin ülkenin geleceğine olan inancının zayıflığı ile açıklanabilir. Konu doğrudan beyin göçü ile ilişkili bir durumdur. Türkiye’den yurtdışına göç edenlerin % 47’si genç. Çoğunlukla üniversite mezunu iyi eğitimli ve farkındalığı yüksek beyin göçüne gidenler olarak bilinir. Ülkemiz için ciddi bir kayıp. Devletin bu konuya ciddi eğilmesi ve geleceğin taze kanlarını kendi geleceği için değerlendirmesi ve bu yolda ciddi bir politika belirlemesi gerekir. Bu durum çok hoş değil tabii. Mutlaka bir yere geleceğine ilişkin inanç gençler arasında %20,7 oranında iken katılımcıların %70,3’ü ise ancak işe girmek ve bir yere gelmek için yüksek bir mevkide bir yakınınızın olması ve arkanızda duran birinin olması gerektiğini belirtmişler). Benzer şekilde daha önce Bağımsız Eğitimciler Sen­dikası'nca 2009 yılında gerçekleştirilen "Genç­lik ve Gelecek Araştırması" çalışması kapsamında gençlerin toplumsal ve yaşamsal alanlara bakış açısını değerlendir­mek amacıyla 18-30 yaş arası 1752 genç üzerinde bir araştırma yaptı. Araştırama sonuçlarına gö­re, genç­lerin yüzde 68'i ilgilendikleri herhangi bir konuya ilişkin Türki­ye ve dünyadaki gelişmeleri dü­zenli takip etmediklerini belirtiyorlar. Aynı araştırmada gençlerin yüzde 70'i başka bir ülkede yaşaması durumunda ko­numunun daha iyi olacağına ina­nıyor. Bu sonuçlar doğrudan gençlerin ülkemize ve geleceğe güvenmemekte olduğunu yansıtıyor.

Raporda gençlerin %40,8’i Türkiye’de üniversitelerin iş bulmak için yeterli donanım sağladığını düşünmüyor. Daha önceki benzer raporlarda da üniversite diplomasının tek başına yeterli olmadığını işaret ediyordu. Yalnız TÜİK 2018 verilerinde 18-24 yaş arası gençlerin aldığı eğitimden memnuniyet düzeyi % 58.3 olarak verilmektedir.

Gençlerin %72.2’si yüksek maaş vereceği söylenen Suudi Arabistan ve % 64.3’ise Kuzey Kore Yerine, maaşın yarısı kadarını veren İsviçre’yi tercih etmektedirler. Gençlerin daha güvenli ve kendini rahat ifade edebileceği bir ortam arayışında olduğunu göstermektedir.

 

Gençler Gelecek Konusunda Kaygılı

Her ne kadar bu araştırmada gençlerin çoğunlu kendilerine güvenleri­nin tam olduğunu belirtse bile araştırmaya katılan gençlerin yarıya yakını %46’sı herhangi bir konuda sorunla kar­şılaştığı zaman mücadele etmek ye­rine konuyu kapatmayı tercih ettiğini de ifade ediyor. Yalnızca %25'i biri sorunu çözmek için mü­cadele edeceğini belirtiyor. Her toplumda böyle sorunlarla baş edecek enerjisi olmayan gençler vardır. Ancak dinamik ve geleceği olan bir ülke için gençlerin dörtte birinin mücadele edeceğini belirtmesi yetersiz geliyor bana.   

Daha önce de yapılan birçok çalışmada gençlerin güç ilişkisine önem verdiği ve iyi bir gelecek ancak para ve güçlü aile desteği ile sağlanacağını belirtiyorlardı. Gençlik üzerinde yapılan çalışmalar gençlerin iddialı olmadığı, mücadele etmekten uzak bir profil sergilediği görülmektedir. Çoğunlukla gençlerin fikrini savunma konusunda çok da ısrarcı davranma­yacağını belirtiyor. Bu durum gençlerin çoğunlukla belirli bir yol haritasının ve dünya görüşünün olmaması ve görüşlerini güçlendirmek için çaba içinde olmadıklarını gösteriyor.

 

Güven İlişkileri Yetersiz

Söz konusu "Genç­lik ve Gelecek Araştırması" çalışmasında gençlerin yüzde 68'i ilgilendikleri herhangi bir konuya ilişkin Türkiye ve dün­yadaki gelişmeleri düzenli takip et­mediklerini belirtiyor. Bu durumu üniversitelerde ve derslerimizde çok ciddi bir sorun olarak görüyoruz. Gençlik gazete ve kitap okumak, haber dinlemek, merak ederek başka kaynakları okumak ve izlemek yolu ile kendilerini zenginleştirmeden uzak olduklarını gösteriyor.

Ayrıca son yıllarda görülen ciddi bir sorun da gençlerin karşı cinse güvensizliğidir. Bu durumda genelde gençlerin bütünsel yaşama bakış açısından kaynaklandığını düşünüyorum. Gençlerin yüzde 37'si karşı cinsle ilişkilerde reddedilme korkusu ya­şadığını belirtiliyor. Karşı cinsle ilişkilerde genç­lerin yüzde 28'i "Beni sevecek mi?" endişesi taşırken, yüzde 26'sı karşı cinsin ihtiyaçlarımı karşılayıp karşılayamayacağı konusundan korktuklarını ortaya koymaktadırlar. Gençliğin ruh hali ve buna bağlı olarak yaşamsal beklentileri ile eğitim düzeyleri arasındaki ilişki araştırılmaya değer görülüyor. Birçok araştırma bulgusu gençliğin stres altında olduğunu sık sık vurguluyor. Hatta stresin arttığı vurgusu yapılıyor. Cumhuriyet Gazetesi 4 Ağustos 2008 tarihli yayınında kızların yüzde 25, erkeklerin ise yüzde 32’sinin stres altında olduğu yapılan araştırma ile belirlendiğini bildirmiştir. Sorununun temelinde küresel düzeyde artan çevre kirliliği, ekonomik koşulların elverişsizliği artan eğitim ve sınav kaygıları/soruları önemli etken olarak gösterilmektedir.

Marmara Üniversitesi tarafından yapılan bir başka araştırmada öğrencilerin %35’inden fazlası sorumluluk ve inisiyatif almaktan çekiniyor. Aile ve temel değer yargılarının ardına sığınıyorlarmış. Kapalı toplum özlemine daha yatkın görülüyor. Neyse ki kızlar erkeklerden daha açıklar ve demokratik yaşam eğilimindedirler. Bu bağlamda ülkemizin geleceğini kadınların coşkusunda görüyorum.

2008 yılında benzer şekilde ‘Bağımsız Eğitimciler Sendikası’, İstanbul’da ve Ankara’da 18-30 yaşlarında 2 bin 996 gencin üzerinde yürüttüğü araştırma sonuçları benzer şekilde geleceğe yönelik umutlu görülmüyor. Türk gençlerinin tümüne yakınının (yüzde 94) fobisi var, yani bir şeylerden korkuyorlar. En çok korktukları ise sırayla: Ölüm, dini inanç kaybı, cehennem ve deprem gibi. En çok korkunun dinle ilgili konulardan kaynaklanması düşündürücü. Türker Alkan 05/10/2008 tarihli köşesinde “bizden başka ulusal marşı ‘Korkma!’ nidası ile başlayan bir ulus var mıdır? Hiç sanmıyorum! Oysa biz değil miyiz çocuklarımızı ‘Türkler hiçbir şeyden korkmaz!’ diye yetiştiren! Ama sonuç olarak Türklerin korkusuz insanlar olduğu savı pek de doğru değil galiba. Hatta tam tersine, oldukça korkak insanlar olduğumuz anlaşılıyor” diyor. İstiklal marşındaki “korkma” ifadesi insanı cesaretlendirmeyi ve geleceğe akışını isteklendirmektedir.

 

Güç İlişkilerinde Eğitim Artışı Gözleniyor

Gençlerin sahip olduğu dünya görüşlerine göre farklılıklar göstermelerine rağmen genelde kendilerini gerçekleştirmek istiyorlar, güç ilişkisini ortaya koymak içinde marka peşinde koşuyorlar. Bu yolla farklı olduklarını vurguluyorlar. Gençlerin tüketici kimliği ön plana çıkıyor. Tüketici kültürü de berberinde kısa yoldan çok para kazanmayı, başkasının sırtına basarak, çalışmadan kazanmayı ve güç ilişkisi ile sağlamayı amaçlamaktadır. Günümüzde toplumdaki değer yargıları artık eğitim yolu ile gelişmek ve yaşamdan zevk almak yerine, ‘güçlü olmak', 'üstün olmak', 'işini bilmek’, “iyi yaşamak ‘tır. Doğal olarak iyi yaşamaya kimsenin diyeceği bir şey olmaya bilir, ancak Erdal Atabek’in (9 Ekim 2006 tarihli yazısında belirttiği üzere toplumun değer endeksinin gündelik yaşama çevirisi de 'çok para kazanmak', 'çok para kazanırken de kimse­nin gözünün yaşına bakmamak' ve bu konuda her yol mubah kabul ediliyor. Çok para kazanmak için güçlü olmak gerekir. Ancak nasıl güçlü olmak? Artan oranda güçlü olma ve güç kullanma yolu ile iş yaptırma anlayışı yaşamın her alanına işleniyor olması da sorunlu bir anlayış. Güç olmadan sanki hiçbir sorun çözülmeyecekmiş gibi bir durum ortaya çıkmaktadır ki bu da zamanla başkasını baskılamaya kadar uzanıyor. Özelliklede gençliğin günümüzde güçlü, var olma, marka ilişkisi hızla yaygınlaşmaktadır. Çoğu zaman bu tür ilişkinin kişiye ve topluma da zarar verdiği görülmektedir. Eğitim ile kişinin mutluluğu için gücün doğru değerlendirilmesi, sorumluluk bilincinin sağlanması, zamanın doğru yönetimi ve bütün bunlardan yaralanarak kişinin bir iç disiplin sağlamsı kazandırılmalıdır. İş disiplin ve öz güven en önemli başarı aracıdır. Kendi kendini yönetemeyen bir toplumu güç ile kontrol etmeniz hiçbir şey ifade etmeyecek düzeyde önemlidir.

 

Gençlerin Görülen En Ciddi Sorunu Amaçsızlık-Hedefsizlik ve Sorumluluk Almama Durumu

Uzun zamandır ülkemizdeki sınav başarılarını ve gençlerin üniversitedeki derslere olan ilgisini gözlemliyorum. Resmi veriler, yapılan anket çalışmaları gençliğin temel konularda yetersiz bilgiye sahip olduğu görülüyor. Bütünü kavrama ve analiz etme sorunu olduğunu hep gözlemlere dayalı olarak açıkladım. Son yılarda biraz daha görece iyi gençlerin üniversitede-derslerde kendilerini gösterdiğini görüyorum. Anlaşılıyor ki orta ve lise öğretimi gençlerin yeteneklerini kendilerine keşfettirmiyor. Tabii bu birazda biz büyüklerin gençlerin önünü açmasına-açmamasına ve onların kendilerini ifade etmelerine olanak ve ortam yaratmamıza bağlıdır.

Genç yeri geldiğinde itiraz etmesini bilmeli. Hata derler ki babasına karşı çıkmasını bilmeyen genç gelişemez (büyüyemez). Eğer genç kendisini gerçekleştirecekse “babasını da” aşması gerekir denir. Genelde “boynuz kulağı aşmalı” ifadesi ile gençler her yönden yaşlılardan daha çok bilgi sahibi olması gerektiği söylenir. Ancak pratikte pek gençliğin önünü açacak girişimlere yer verilmez olduğu bilinir. Gençliğinde itiraz etmesini bilmeyen, sosyal aktivitelere katılmayan kişiyi büyüdükten sonra etkili sosyal aktivitelerde göremezsiniz. Bu kişiler büyüyünce makamlara gelseler bile ülkeye ve makama ciddi katkı olmaz. Yanlışı görseler dahi ona karşı çözüm geliştiremezler. Toplumu bir arada tutacak aktivitelere de katılamazlar. Buna sosyal başarısızlık denir. Genelde eğitimde bilimsel başarıdan önce yaşam başarısının daha önemli olduğunu yaşayarak tecrübe ettik.  

Bugün gençliğe baktığınızda genelde ciddi bir anlamda heyecansızlık bulunmaktadır. Geçmişte insanlar üniversiteye gittiklerinde bir meslek öğreneceklerini, bu arada da hayatın kurallarını öğreneceklerini düşünüyorlardı.  Geçmişte eğitimin amacının olduğu ve fen temelli, yaparak, tecrübe ederek öğrenmenin olduğu dönemlerde öğrenciler ve eğitmen hocaların da örnek davranışları ile öğrenciler kendilerini yetiştiriyorlardı. Bugün bu anlayışın çok zaafa uğradığı çok sık vurgulanmaktadır. ÖSS sınavı maalesef öğrencinin bilgi ve yeteneğinin düzeyini ölçemiyor. Eğitim düşündürme, muhakeme yapma ve farkındalığı geliştirme olanağı sağlar. Günümüzde eğitim adeta ilkokuldan başlayarak ezbere dayanıyor. Eğitim çoğunlukla öğretmen merkezli öğretim ve a-b-c veya hiçbiri üzerinde şekilleniyor. Öğrenci hiçbir şey anlamadan üniversiteye oradan da hiçbir şey anlamadan iş hayatına başlıyor. Yeterince bütünü kavramadığı için de yaşamda karşılaştığı sorunların üstesinden gelemiyor.

Atatürk’ün gençliğe hitabesinde belirtiği ve gençlerin omuzlarına bıraktığı sorumluluk; gençlerin daha gerçekçi ve geleceğine odaklanmış, eğitimli, çağın gereksinimleri ile donanımlı, öz güvenli ve her yönden gelecek ufukları olan insanlar olmalarıdır. Gençlerin her yönüyle iyi eğitilmeleri onlara sunulan ortam ve güven ile ilişkili olduğunu değişik gençlik araştırmalarından görüyoruz.

 

Gençler Düşüncelerini ve Başkasının da Düşüncesini Açıklamayı Önemsiyor.

SODEV 2020 raporuna göre gençlerin çoğunluğu sosyal medyada görüşlerini ifade edemediğini belirtiyorlar. Partilere oy verme durumuna göre gençlerin sosyal medyada görüş belirmeleri konusunda da derin farklılıklar görülüyor. Bu durum bazı siyasi görüşlerin kendini yansıtamadığını gösteriyor. Raporda gençlerin %68,3’ü düşüncelerini özgürce ifade edebilmeyi çok önemli olarak görüyor. %52’si ise başkalarının düşüncelerini özgürce ifade edebilmesini de çok önemli buluyor. Gençler düşüncelerini ve başkasının da düşüncesini açıklamayı önemsemeleri çok önemli bir olgunluk özelliğidir. Bu gençlerin karşılıklı olarak birilerinin düşüncelerine saygı duyduğunu ve bununda bir gelişmişlik örneği olduğunu anlıyorum.

 

Sonuç olarak nihayet bu ülkenin geleceği olan gençlerin taleplerini bilmek ve onların geleceği nasıl gördüklerinin bilinmesi önemlidir. Siyasetin, devletin üst yönetimleri, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Çalışma Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, YÖK ve ilgili kurumların konuyu bütünlüklü bir bakış açısıyla geleceğin nitelikli insanı burada tutmak ve ülkemizin kalkınması için yeni yaşanılabilir ortamlar yaratmak zorundadır. Türkiye’nin geleceği olan gençlerini sağlık, ekonomik ve sosyal olarak çağın gereklerine uygun her yönü ile eğitip donatması gerekiyor. Son virüs salgınında ülkemizin iyi yetişmiş doktorlarının ve sağlıkçılarının sayesinde süreci daha rahat atlatıyoruz. İyi ve nitelikli insanına yaşanabilir ortam sağlamayı hep beraber düşünmemiz gerekiyor.

Son yıllarda yapılan bütün gençlik araştırmalarından edindiğim ortak payda eğitim, değerler, ilgi alanları özgürlük algılarına ve çalışma yaşamlarına kadar kendi gelecekleri ve yaşam standartları için siyasi dünya görüş, parti aidiyetleri ve oy verme davranışlarından bağımsız olarak kendilerini ifade etme ihtiyaçları bakımından özgürlükçü-demokratik bir ortamda iyi eğitim alarak liyakate dayalı bir çalışa ortamının kurumsal kültürün veya mekanizmalarının bir Türkiye’de yaşamak istediklerini belirtiyorlar. Gençlerinin acil ihtiyaçlarının sağlanması geleceğimin daha iyi olması ile doğrudan ilişkilidir. Gençlerin sesine partiler üstü bir yaklaşıma kulak verilmesi bu ülkenin yarınlarının hayrına olacağına inanıyorum. Gençlere güvenelim, onların kendilerini geliştirmesine ve bu ülke için çabalarına destek verip onların beyine göçüne kurban olmasının engellenmesi yeniden düşünülmesi gerekir.

 

21 Mayıs 2020 Adana,  İbrahim Ortaş Korona Günlüğü

 

Prof. Dr. İBRAHİM ORTAŞ

Çukurova Üniversitesi/ Ziraat Fakültesi / Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü. Adana


Rogg & Nok Haber Servisi:
E-Posta ile gönderilen veya direk Web sitesine yayınlanması için gönderilen yazıların fotoğraf gibi tüm demokratik protesto, bilgi, haber, yorum ve sosyal/siyasal içerikli paylaşımlar TC Anayasasının;
MADDE 25: "Düşünce ve Kanaat Hürriyeti";
MADDE 26: "Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti"
kapsamında Web sitemizde yapılmıştır.
Kişisel veya kurumsal Demokratik düşünce ve kanaatlerimiz engellenmesi ve/veya şiddet/baskı altına alınması, bu nedenle
"Yazar olan biz Hakkımızdaki veya kullanıcıların kullandıkları web sitesindeki yayınlanan haberler dolayısı ile olası her türlü anti-demokratik yasal girişimi",
TC Anayasası, AİHM ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kapsamında, her türlü yasal haklarımız saklı kalmak üzere, peşinen reddederiz…

OKUYUCU YORUMLARI

UYARI:Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.(Yorum Yapanın Taahütü)Yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Ad Soyad
E-Posta
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKECEK HABERLER

Copyright ©2010 - Tüm hakları saklıdır.
PHP Haber Sitesi Türkiye Tasarım
Rogg&Nok Haber- Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Ve kaynak gösterilmeden Alıntı Yapılamaz. Yayınlanan Tüm Haber Ve Açıklamalar İlk Kaynaktan Ulaştırılan Açıklamalardır. Sitemiz Bu Açıklamalara Ekleme Veya Müdahelede Bulunmadan Yayınlar. Yorum,Makale, Sizden Gelenler Bölümündeki Yazılardan Yazanlar Sorumludur. Harici Bilgiler Ayrı Bir Sayfada Açılır. Rogg&Nok Haber Bu Linkler Ve İçeriklerinden Sorumlu Değildir.Her Türlü Haber Ve İletişim İçin roggnok@gmail.com Adresini kullanabilirsiniz. Sitemizden Daha İyi Yararlanabilmek için Gizlilik İlekeleri Ve Yayın Prensiplerimzi Okuyunuz. Ekonomik Veriler Bilgilendirme Amaclidir.Kullanimindan Dogacak Sorunlardan Sitemiz Sorumlu Degildir.