KÜLTÜR MESELESİ..
KÜLTÜR MESELESİ.
Ne mi oluyor? Artık babasına ulufe toplamak üzere yollara çıkan Bilal oğlanı, makûs kaderi ne hallere düşürdü görmüyor musunuz? 23 yıldır milletin parasını başka Limanlarda çarçur eden Amerikan bayraklı AKP korsan gemisi, yakında karaya çıkmak üzere gün sayıyor. Bu arada Monroe Doktrinini tekrar anımsayarak NATO'yu terk etmeye hazırlanan Trump, Türkiye'ye AB savunması içinde yeni görevlerin önünün açılacağı imajının fotokopisini, AB masasına yatırmış oluyor. Bakalım yakın günler neler taşıyacak.
Kültür sıfatıyla betimlenen birçok aktivite kült bile değildir aslında. Nitekim bazen insan hobi yaptığı aktivitelerin kült dahi olmadığını anlayınca hayal kırıklığına uğrayarak, kaybettiği zamana yanar. İşte hobi yaptığın Partin, 23 senedir seni hep aldatmışsa bilmem ki artık sana ne denmelidir. Hele birde iki perdeli bir güldürüye sarmış ve ikinci perde de Mehmet şimşek baş rolde oynuyorsa, bırakalım birinci perdeyi; ama ikinci perdede güleceğin yerde ağlamaya başlamadıysan bil ki, ruhunda seni terk etmiş demektir.
Diğer bir olmayan kültürümüzde Devlet gibi yönetilmeyen acınası Devletimizdir. Birçok insan özellikle de evi olmayan emekliler ve diğer kiracı olan asgari ücretli emekçiler, bırakın ev kiralarını ödeyebilmelerini, ev aidatlarını bile ödeyemez, hatta yiyecek bir şeyler bulabilmek için çöp kutularını bile karıştırır hale geldiler. Tıpkı ikinci Dünya Harbi mağlubu Almanlar gibi. Sokaklarda hayvan leşlerini paralayan kürk mantolu kadınların bile resimleri, acılı hatıralar olarak bugün dahi Almanya Belediyelerinde izlenebilir. Biz de nelerden bahsediyoruz. Harp mağlubu bile olmadan, neden mi bu hale geldik? Başımızda kendi küpünü 23 yıldır dolduran bir tek adamlı yandaşlar bileşkesini, İktidar diye ve halen de başımızda taşıdığımız için.
Tarım işçilerinin bütün alacaklarını ortaklarının cebine indirerek, ülkemin komşularını bile bizim ihtiyacımız olan ürünleri kendi tohumlarımızla bizim için ürettirip, aslında kendi ülkelerini bile doyurabilecek koca Türkiye'ye geri satar hale getiriyorlar. Caklar, cuklar ülkemizin bütün dertlerini yazmaya kalksak belki birlikte ağlayabiliriz. İşte mesela Kanal İstanbul gibi bir kültür(!) şaheseri, ağlatan dertlerden biridir. Ve görülüyor ki, seçimden sonra AKP öyle bir gidecektir ki, artık muhalefet Partisi bile olamayacağını anladığından, ismini değiştirmek zorunda kalacak veya çok muhtemelen de siyasi opsiyonunu kullanarak, diğer Partilere dağılacaktır. Adamlar öyle umutsuz ki, esasen bir seçim hamlesi bile olamayan, verdikleri enflasyon altı ücret zamları, bu görüşümüzü teyit etmektedir.
Bütün bu tespitlerin üstüne, her sıkıntımızın ortak unsuru olan tek adam, birde gidişimiz kanlı olur diye sallayınca, her halde ihtiyacı olan kanı fazlasıyla bulur, sakıncası yok diyerek, kendi sonlarına açılan çıkış kapısını göstermek, bence en yeterli cevap olur. Kürt sorunu olmayan Türkiye'de barış yaftasıyla, kan kardeşimiz olan Kürtlerimize, yeni bir emperyalist kapan hazırlanmaktadır. Ve etrafınıza baktığınızda yaşadığınız gerçekler ve entrikalardan, başınızın döndüğünü hissediyorum.
Yalnız hiç unutmayın ki, Dünya da herkes bitse de Türkler yine zirvelerde yaşamaya devam edecektir, hiç kuşkunuz olmasın. Yazımı fazla uzatmamak için bu konulara girmek istemiyorum; ama aynı nedenle, kafamı da fazla karıştırmıyorum. Yalnız çok iyi biliyorum ki, mutlaka kendi kültür sentezimizin şemsiyesi altında kalmalıyız, başkalarının sentezleri altında kalırsak değil yağmuru, üstümüze yağacak olan tükürükleri bile karşılayamayız.
Ve her şeyden önce bilinmelidir ki, Türk, Kürt kandaşlığını Kürt sorununa dönüştüren ve emperyalist parmağıyla dürtülerek sorundan federasyon çıkarma gayreti içinde olarak, üstüne bir de mükafat bekleyenlerle bırakın barışı, asla anlaşma bile yapılamaz. Kendilerine Kürt diyen ve Kürtleri temsil ettiğini söyleyen; ama Kürtlerin geleceğini bile karartacak olan bu ne olduğu belli emperyalist ajanları, gerçekte çözüm sürecinden önce tasfiye edilmelidirler.
Bahçeliye Saray talimatıyla baş rol oynatılan tek perdelik bir senaryo ürünü olan 'barış süreci' isimli trajikomik oyunla ülkemiz, emperyalist manda (federasyon) yapılmak üzere silahsız bir işgale hazırlanıyor. Nitekim bu doğrultuda Saraylıdan, Putin'e S-400'lerin geri alınması talimatı bile verildi. Saraylı deyince aklınıza hemen Erdoğan gelmesin. Zira Sarayda artık kimin eli kimin cebinde belli değil olduğu söyleniyor. Ki, muhalif medyaya, çoğunlukla da iç muhaliflere karşı yapılan uyuşturucu nedenli gözdağı operasyonlarından da bu durumu gözlemek mümkün oluyor. Ayrıca sözü dinlenen bazı Saraylılara Trump'ın, bizatihen manifesto bile verebileceği biliniyor.
Hele ülkemizde 2026 da Trump menşeli yeni ayarlamalarla, vergi artışlarıyla birlikte ekonomik durum yaşanamaz hale gelince, eh OHAL de kaçınılmaz olacak demektir. Bu da seçimlerin ertelenmesi demek olur ki, arkasından federasyon flamalarının sallanmaya başlaması gecikmez. Şayet bu tespitlere karşın, Çin seddi gibi bir milli müktesebat duvarı kurulamazsa, sonuç felaket olur. Yoksa, elbette ki Türk milleti, müktesebatını nasıl koruyacağını çok iyi bilir. Ve bilinen başka bir gerçekse, yaşamları yok edenlerin veya etmeye kalkanların, saatleri çalınca her halükârda kendilerinin de yok olacağıdır.
Bu arada hukuk sisteminde bir uygulama yapılarak, tarihimize mal olmuş saygın isimleri taşıyan ve suç işleyen kişilere iki defa ceza verilmelidir aslında. Birisi işlediği suçları, diğeri de sorumsuzca taşıdıkları isimleri için. Ne dersiniz? Çünkü bunlar, asosyal olduklarında, sosyal yapıya zarar verdikleri sorumsuzluğu da maalesef yüklenmiş oluyorlar. Böyleleri ne yazık ki ebeveyn ihmalinde kalmış bazı gençleri yanlış yollara yönlendirerek, genç neslin geleceğini de zapt ederek sosyal yarayı daha da büyütüyorlar.
Bir başka kültür eksikliğimiz de gayri safi hasıla gelirinin büyüdüğü söylenen Türkiye’nin, daha da eksilen toplumsal payına bakınca, toplumun çoğunluğundan kesilen payın da salt yandaşlara aktarıldığı derhal anlaşılıyor. Ki ondan sonra eğitilmiş ve meslek sahibi olmuş genç insanları, arayın ki bulasınız. Kültür zenginliğiyle, çağdaşlığın başatı olmuş ülkeniz mi var sanıyordunuz?
Bu aralar, izah edilemeyen İHA ziyaretleri de alıyoruz. Herhalde birileri güvenlik savunmamızı yokluyor ya da bize, bakın ülkenizde istersek, istediğimiz yerleri yok edebiliriz mesajı veriyor. Biz de hala S-400'leri Ruslara geri vermekten bahsediyoruz. Rusların bu caydırıcı savunma silahlarını kendi güvenlikleri nedeniyle de bizde görmek istediğini, düşünemiyoruz. Hele tarım ürünlerimizle alabildiğimiz Rus silahlarıyla ancak, bağımsızlığımızı kazanabilmiş olduğumuzu dahi anımsayamıyoruz. Ayrıca İran savaşında İsrail ile umduğunu, S-400’ler nedeniyle bulamayan Trump, boşuna mı S-400'leri geri verelim diye tutturuyor?
Tam da bunları düşünüyorken; Libya Genel Kurmay Başkanını da taşıyan bir uçağın, hem de Esenboğa meydanından havalandıktan sonra düşmesi, aslında bizi de ciddi olarak zan altında bırakıyor. Çünkü Ankara’ya kadar arızasız gelmiş bir uçağın Ankara’dan kalktıktan sonra arızalanarak düşmesi, kuşkusuz akıllara farklı mesajlar iletecektir. Yanlış zanları bertaraf edebilmek için ilgililerin bütün olağan imkânları kullanarak olayı kendi hesabımıza ve bilhassa da yabancı makamları ikna edebilecek enternasyonal bir çözümle, temize çıkarmaları gerekmektedir. Ölenlere rahmet, ailelerine sağlık ve sabırlar dileriz.
Şehit kanlarıyla sulanmış toprakların Türk anaları, elbette yeni Atatürkler yaratacaktı. Çünkü Türkler, İmparatorluklarını kuran ve her dönem tarih yapan Liderlere sahip olmuştu. İşte Özgür Özel de o has yaratılmış vatan evlatlarından birisidir. Birbirlerine kenetlenmiş ekibiyle birlikte, sarsılmaz bir vatan aşkıyla Atatürk yolunda vatanseverlik şaheseri sevgi selleri oluşturuyorlar. NARDUGAN Bayramına girerken, Tengrileri onlara, güç kuvvet, ŞAN ve KUT versin, emeklerinin yeni yıl armağanını, çam yapraklarının altında gönüllerine ışınlasın.
Yeni yılınızı muhabbetle kutluyor ve yeni yılda her arzunuzun, düşündüğünüzden çok daha olumlu gerçekleşmesini, huzursuz uykularınızın artık sizi terk etmiş olmasını, bütün esenlik dileklerimle birlikte kabul etmenizi diliyorum…
1.1.2026
Serendip Altındal
Okuyucu Yorumları
Bakmadan Geçme
Bu web sitesi, en iyi deneyimi sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için lütfen Gizlilik Politikamızı Ve Yayın İlkelerimizi okuyunuz.


