29 Şubat 2020
Üye Girişi
Üye Girişi
×
Türk Vatandaşları Üye Olabilir
[Turkish CitizensCan Be Members Of]
Güvenlik Kodu:
Guvenlik
http://www.bagimsizozgurmedya.com
http://www.bagimsizozgurmedya.com
ANKET
Bu kullandığınız site kapatılsın mı?
CIP 0 - CRZ 0
Evet
12
Hayır
849
Çekimser
5
Fikrim yok
3

Toplam Oy:869

SON EKLENENLER
Dereyi geçene kadar at değiştirilmez dediniz, suçlu aramıyoruz fakat bu savaşın sorumlularını ve hangi savaş sanatı ve taktiği uyguladığını soruyoruz. Bu savaş sanatını, taktiklerini veren ve operasyonu başındaki zatı muhterem suçlu değil ise kim resmi kaynaklara göre 33 şehidin sorumlusu… Evet Yanlışın neresinden dönülürse kardır… Bu sanal ve yapısal darbeden sonra şehit cenazelerinden hem sonra düğün derneğe katılan ve darbe sırasında esir olan nereye Aktığı biline ama hakkında işlem yapılmayan ve bu olaylardan sonra ödüllendirilen bu at ne zaman değiştirmeyi sayın zatı muhterem planlıyor? Daha resmi veya gayri resmi kaç şehidimiz olmasını bekliyordur bu zatı muhterem? Evet, su akar yolu bulur, “su uyur düşman uyumaz” derler uyun sudan akarsa işte Akar: Hain saldırı sonrasında 200’ü aşkın rejim hedefi ağır ateş altına alındı. Mesajı verir… bu Akar, "Hain saldırı sonrasında uçak, SİHA ve kara ateş destek vasıtalarımızla 200’ü aşkın rejim hedefi ağır ateş altına alındı. Atışlar sonucu 5 helikopter, 23 tank, 23 top ve obüs, bir SA-17, bir SA-22 hava savunma sistemi, 309 rejim askeri etkisiz hale getirildi" der… bunu yanında doğu savaş kolu liderliğindeSergeyLavrov, İdlib'deki duruma ilişkin olarak sürekli temas tesis edildiğini der…daha sonra doğu savaş kolu liderliğinden başka açakalma gelir; Kremlin'den yapılan açıklamada, “Liderler Suriye'nin kuzeydoğusundaki durumun normalleşmesi için ek tedbirler alınması hususunda anlaştı” derler.Biz daha fazla yorum yapmadan verilen habeleri aynen verelim. Bakalım neye akıyormuş Akar… Karar sizlerin…
Sayın denile zatı muhterem, Su birikintisini geçtik, Çayı geçtik, Dereyi çoktan geçtik. Bu Acı günlerde sorulmaz Fakat topal atı ne zaman değiştirmeyi düşünüyorsunuz…
» Süleyman Çelik: ÖZELEŞTİRİ-ELEŞTİRİ, MÜRİT-MÜRŞİT…

Süleyman Çelik: ÖZELEŞTİRİ-ELEŞTİRİ, MÜRİT-MÜRŞİT…

Paylas
Süleyman Çelik: ÖZELEŞTİRİ-ELEŞTİRİ, MÜRİT-MÜRŞİT…
Narko-Terör Ve Bağlantıları - 13 Şubat 2020, Perşembe 19:58:28
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İki psikolog, David Dunning ve Justin Kruger yaptıkları araştırma sonucunda, “niteliksiz insanların ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemediklerini” saptadılar ve özetle “cehalet, gerçek bilginin tersine, bireyin kendine olan güvenini artırır” diyebileceğimiz bir kuram geliştirdiler.

Dunning–Kruger Sendromu adı verilen bu kurama, aslında bizim bilge halkımız yıllar önce “Cahil cesareti” adını vermiştir. “Boş tenekeden çok ses çıkar” atasözü de buna uymaktadır. Bunlar, “ben her şeyi biliyorum. Bu nedenle her şeyi yapabilirim. Başaramayacağım bir şey yok” diye düşünürler, özeleştiri yapma ve kendilerini geliştirme gereği duymazlar.

Böyle insanlar sıradan bir insan olarak kaldıklarında zararları yalnız kendilerine dokunur. Ancak bir makama geldiklerinde toplum için tehlikeli olurlar. Yaşamlarında özeleştiri yapmamış oldukları için eleştiriden de hoşlanmazlar ve yanlışlarını söyleyen, kendisini eleştirenleri sevmezler. Bu nedenle çevrelerinde sadece yalakaları/ dalkavukları barındırırlar. Dalkavuklar bunların özgüvenlerini daha da arttırır, egolarını iyice şişirirler. Hitler’den Saddam’a tüm diktatörler böyle ortaya çıkmıştır.

Buna karşılık nitelikli insanlar eksikliklerinin ayırdında oldukları için özeleştiri yapabilir ve eleştiriden de hoşlanırlar. Böylece yanlışını, eksiğini, yetersizliğini vb. noksanlarını saptar; bunları gidermek için bilgisini/ yeteneğini/ becerisini arttırmaya çalışır. Sonuçta gelişir, olgunlaşır, büyür, bilge insan olurlar.

Bir ulusun bireyleri ya da bir dernek, kulüp, siyasal parti gibi toplulukların üye veya sempatizanları da toplum/ topluluk içinde yaşanan yanlışları eleştirmedikleri takdirde o toplum/ topluluk gelişemez.

***

Aydınlanma, “kişinin herhangi bir kılavuza gereksinim duymadan kendi aklını kullanarak yaşamını sürdürmesi” demektir. Alman filozof Gotthold Lessingder ki “yanlış düşünebilirsiniz. Önemli değil. Yeter ki her zamankendiniz düşünün.” Çünkü aklını kullanan insan eksikliklerini görür, dolayısıyla özeleştiri yapar ve kendisini/ aklını geliştirir.

Aydınlanmayı özümsememiş bireyler, kendi akıllarını kullanma cesareti gösteremez ve peşine takılacak bir kılavuz ararlar. Kılavuza Arapça “mürşit”, mürşitin peşinden gidenlere de “mürit” denir. Müritlerden oluşan toplumlarda, onları aldatarak sömürmek isteyen açıkgöz/ uyanık mürşitler ortalığı kaplamıştır. Mürşit olarak, din en kolay aldatma aracı olduğu için tarikat/ cemaat lideri ya da fetvacı/ üfürükçü/ muskacı hocalar gibi inanç sömürücüleri elbette başta gelir. Ancak bunun yanında insanların zengin olma/ güzelleşme/ sağlıklı yaşama/ evlenme vd. hayallerini ya da cinsel arzularını sömüren dolandırıcılara kadar türlü çeşitli mürşitler de vardır.

Böyle toplumlarda “gerçek” demokrasi olmaz, “sözde” demokrasi olur. İnsanlar futbol takımı tutar gibi parti tutar ve parti liderini eleştirilemez mürşit kabul ederler. Ancak algı operasyonu yaparak medyayı yönlendirebilme/ kamuoyu oluşturabilme gücüne sahip iç ve dış çevreler, yeni bir partinin ve/ veya yeni bir liderin ortaya çıkmasını sağlayabilir…

***

Genelden Türkiye özeline bakacak olursak, mürit değil aklını kullanabilen özgür bireyler olabilmemiz için, Atatürk 100 yıl önce yaptığı devrimlerle ülkemizi “Aydınlanma” ışığına kavuşturmak istedi. Ancak Avrupa’nın, yüz yıllarca süren bir evrim sürecinden sonra kavuştuğu Aydınlanmayı 15 yılda yaşama geçirmemiz olası değildi. Ne yazık ki Atatürk 15 yıl sonra aramızdan ayrıldı ve ardılları da buna sahip çıkmayınca aydınlanamadık. Fakat Atatürk o kadar büyüktü ki aramızdan ayrıldıktan sonra da fikirleri ışık olmaya devam etti. O bize “akıl ve bilim dışında kılavuz/ mürşit aramamamızı” bildirmişti…

Akıl doğuştan var olan bir yeti değil, daha doğrusu var olan ama etkinleştirilmesi gereken bir yetidir. Bu da akılcı (rasyonel) eğitimle olanaklıdır. Atatürk’ten sonra akılcı eğitimden uzaklaştık ve tersine, aklı körelten ezberci/ dogmatik eğitime geçtik.

Bu koşullarda insanların Aydınlanma ışığına kavuşması için tek yol var; Atatürk’ün gösterdiği gibi, her anlatılanı doğru kabul etmeksizin kendi doğrusunu bulmaya çalışıp, eleştirel düşünceyle kitaplar okuyarak aklıgeliştirmek

Ne yazık ki okuyan bir toplum değiliz. Sosyal medyada bir paragraf yazı bile okunmuyor. Millet resim ya da tek tümcelik yazıyı beğenip/ beğenmeyip geçmek istiyor. Çünkü okumak düşünmeyi ve korteksi (akıl merkezi) çalıştırmayı gerektirir. Beğenmek için aklı kullanmaya gerek yok, haz merkezi yeterlidir. En çok satan kitaplar da zaten, Aydınlanmacı fikirler içerenler değil, dogmatik masallar içeren kitaplar. Medya deseniz halkı aydınlatmayı değil yozlaştırmaya çalışıyor…

***

Bu durumda toplumu Aydınlanmacı (ilerici) ve dogmatik (gerici) düşünceli olarak ikiye ayırmak yerine, tercih edilen yaşam tarzına göre, modernistler (çağdaş yaşamdan yana olanlar) ve Ortaçağ yandaşları olarak ikiye ayırmak daha doğru olur, diye düşünüyorum…

Hal böyle olunca modernistler de tuttukları partinin liderini mürşit kabul ediyor ve eleştirilmemesi gerektiğini düşünüyorlar. Bununla birlikte o liderin sürekli seçim kaybetmesinden ve karşı tarafın gittikçe iktidarını sağlamlaştırarak toplumu Ortaçağ’a doğru götürmesinden de rahatsız oluyor, hatta endişe duymaya başlıyorlar.

***

Paradoks gibi görünebilir ama karşı oldukları “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”ni, bunlar bir çıkış yolu olarak görmeye başladılar. Şöyle ki Cumhurbaşkanının halk oyu ile seçilmesi, lideri değiştirmeden iktidara gelme şansı yarattı. Çünkü lider, seçimi kaybederse liderliği de kaybedebileceğini düşündüğünden kendisi aday olmuyor, başkasını aday gösteriyor. Bundan önceki seçimde böyle bir aday buldu ve o aday bir rüzgâr estirip oyları arttırdı. Ancak bu kişinin dava adamı olmadığı, hemen seçim akşamı anlaşıldı.

Şimdi, son yerel seçimde çok başarılı bir kampanya yürüten ve kazanan birisi, bu kesimin gözdesi oldu. Artık bütün umutlar onda. Üzerine o kadar titriyorlar ki hafif bir rüzgârın bile rahatsız etmemesi için, onu adeta bir “sera gülü” gibi korumak istiyorlar. Bu nedenle, karşı tarafın yaptıklarına bir şey demiyorlar ama kendi içlerinden biri, ona en ufak bir eleştiri yaptığında isyan ediyorlar.

 Oysa seçim akşamı bir daha hayal kırıklığına uğramamak için onun yanlışlarını eleştirmemiz gerekiyor.

Lider bugüne kadar tüm seçimleri antipatik olduğu için değil, politikası yanlış olduğu için kaybetti. Buna karşılık umudumuz olan kişi de liderin politikası ile uyumlu görünüyor. Kendisi ve eşi, lider ve eşi ile aynı mahfillere gidiyorlar. Bu mahfillerin yönlendirmesiyle lider, geçmişte bir Ortaçağ kafalıaday yaptı; “tıpış tıpış gidip oy vereceksiniz” dedi ve siz de verdiniz.

***

Dostlar, bu son şansımız; önümüzdeki seçimi de kaybedersek Ortaçağı boylayacağız. Bu nedenle, kör döğüşü yapar gibi değil ama eleştirel akılla düşünelim, eleştirelim, tartışalım ve testi kırılmadan uyarımızı yapalım…

Süleyman Çelik 

 


Rogg & Nok Haber Servisi:- Rogg & Nok Bağımsı Özgür Fikir, Düşünce yazar Grubu

E-Posta ile gönderilen veya direk Web sitesine yayınlanması için gönderilen yazı, fotoğraf gibi tüm demokratik protesto, bilgi, haber, yorum ve sosyal/siyasal içerikli paylaşımlar TC Anayasasının;
MADDE 25: "Düşünce ve Kanaat Hürriyeti";
MADDE 26: "Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti"
kapsamında Web sitemizde yapılmıştır.
Kişisel veya kurumsal Demokratik düşünce ve kanaatlerimiz engellenmesi ve/veya şiddet/baskı altına alınması, bu nedenle
"Yazar olan biz Hakkımızdaki veya kullanıcıların kullandıkları web sitesindeki yayınlanan haberler dolayısı ile olası her türlü anti-demokratik yasal girişimi",
TC Anayasası, AİHM ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kapsamında, her türlü yasal haklarımız saklı kalmak üzere, peşinen reddederiz…

OKUYUCU YORUMLARI

UYARI:Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.(Yorum Yapanın Taahütü)Yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Ad Soyad
E-Posta
Yorum
Copyright ©2010 - Tüm hakları saklıdır.
PHP Haber Sitesi Türkiye Tasarım
Rogg&Nok Haber- Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Ve kaynak gösterilmeden Alıntı Yapılamaz. Yayınlanan Tüm Haber Ve Açıklamalar İlk Kaynaktan Ulaştırılan Açıklamalardır. Sitemiz Bu Açıklamalara Ekleme Veya Müdahelede Bulunmadan Yayınlar. Yorum,Makale, Sizden Gelenler Bölümündeki Yazılardan Yazanlar Sorumludur. Harici Bilgiler Ayrı Bir Sayfada Açılır. Rogg&Nok Haber Bu Linkler Ve İçeriklerinden Sorumlu Değildir.Her Türlü Haber Ve İletişim İçin roggnok@gmail.com Adresini kullanabilirsiniz. Sitemizden Daha İyi Yararlanabilmek için Gizlilik İlekeleri Ve Yayın Prensiplerimzi Okuyunuz. Ekonomik Veriler Bilgilendirme Amaclidir.Kullanimindan Dogacak Sorunlardan Sitemiz Sorumlu Degildir.