24 Ağustos 2019 Cumartesi 20:34:01
» Susmuyoruz; AHMET EREN DOĞA : Sözlü savunma

Susmuyoruz; AHMET EREN DOĞA : Sözlü savunma

Paylas
http://www.bagimsizozgurmedya.com
Susmuyoruz; AHMET EREN DOĞA : Sözlü savunma
http://www.bagimsizozgurmedya.com/turkhaber.html
Sizden Gelenler - 22 Haziran 2019, Cumartesi 20:49:24
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

AHMET EREN DOĞA                                                                                        Yakapınar Köyü

  Araştırmacı - Yazar                                                                                            Bayındır-İZMİR              

   Cep Tel: 0532,7378945                                                                                                                              10.6.2019

                                                            AÇIKLAMA:

      Çok iyi hatırlanacağı üzere mevcut bu Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, 2017’nin Eylül ayında göreve gelir gelmez, “Dakika bir, gol bir!” hesabı, “Sekülerizmin kıskacında debelenen insanlık,” diye söze başlayan daha ilk demecinde dolaylı olarak Atatürk ve Cumhuriyetle uğraşmaya başlamıştı. Bunun üzerine kamuoyu ayağa kalkmış ve bazı çok tanınmış hukukçular tarafından çok ağır eleştirilmiş ve ayıplanmıştı. Bu arada kamu vicdanının bir parçası olarak ben de duyarlılığım gereği hırsızlıktan, tecavüzden ve esrar ticaretine kadar her türlü suç işleyen bilhassa örnek olması gereken din görevlilerin resimli haberlerini sosyal medyadan toplayarak başta kendisine hitaben yayınlamış ve “Göreve gelir gelmez Atatürk’le – Cumhuriyetle uğraşacağınıza, asıl lâikliğin olmadığı yerde işlenen bu pisliklerle mücadele ediniz lütfen!” demiştim. Bunu yaparken Allah var amacım ve maksadım hiç kimseye hakaret ve aşağılamak değil, bilakis hiç yakıştıramadığım ve çok yadırgadığım bu suçlarla mücadele edilmesi idi. Ama buna rağmen ne yazık ki, bunlarla mücadele etmesi veya en azından yüksek sesle bir demeç vermesi gereken Ali Erbaş bunu yapmamış ve bilakis “Vay sen misin benim meslektaşlarımı teşhir eden?” anlamında hakkımda suç duyurusunda bulunmuştur. Bu suç duyurusu üzerine başlıca asli görevi suç ve suçlularla mücadele etmesi gereken ve o nedenle aslında bana bir teşekkür borçlu olan İzmir Merkez Savcılığı tarafından maalesef tam aksine olaya tersinden bakılarak akla hayale gelmeyecek şekilde adıma “Halkın bir bölümünü hedef göstermek ve husumet yaratmak suretiyle aşağılamak” suçundan şok edici yapay bir dava açıldı.

        İşte bu dava üzerine İzmir Karşıyaka 5. Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan duruşmada takdim ettiğim gerçekten çok samimi, çok içten ve çok çarpıcı sözlü savunmamı değerlendirmek üzere konuya vakıf olarak sizlerin sağduyusuna ve takdirlerinize arz ediyor ve bu vesileyle herkese saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

                                                                                           

                  5. Asliye Ceza Mahkemesi Başkanlığına:

                                                     Karşıyaka - İZMİR                                 

           

            ( 2019/278Esas No.lu Dava Dosyasına esas olmak üzere sözlü savunmamdır)

             

                Efendim,

     

           Bugün 10 Haziran 2019 Pazartesi. Siz Hâkimler gerçeği bulup çıkarma konusunda pirenin parmaklarının arasına girecek kadar sahip olduğunuz çok büyük bir dikkat ve hassasiyetle önünüzdeki evraklardan da çok iyi bilirsiniz ki, benim bugün doğum günüm. İddia etmiyorum ama anladığım kadarıyla bu duruşma gününü özellikle bugüne denk getirmekle, muhtemelen bana ya doğum günü armağanı olarak çok güzel bir sürpriz yaşatmak istediniz. Veya en kötü ihtimalle; bugünü bana zehir etmek aklınızdan geçti. Fakat her ne olursa olsun, her halükarda çok üzgünüm. Zira bugün size bu her iki alternatifi de maalesef yaşatamayacağım. Çünkü bugün buraya hem biraz dolu geldim, içimi boşaltmam lazım. Ve hem de incelenmesi gereken sunacak olduğum ekte belge ve delililer var. Onun için üzgünüm. Bununla birlikte ayrıca bazı sağlık nedenlerle yazılı olarak hazırladığım bu sözlü savunmanın yayınlanacağını ve bu meyanda bunu suç duyurusunda bulunan Ali Erbaş’ın bizzat kendisinin de okuyacağını bilinmesini ve burada anlatacaklarımın kadrinin kıymetinin çok iyi anlaşılmasını sizlerden umut ediyorum. O nedenle izninizle her şeyden önce sözlerime, neden buradayım, bunu açıklamakla başlamak istiyorum:

            Bütün kamuoyunun çok iyi bildiği üzere, bu Diyanet İşleri Başkanı (A. Erbaş) ikide bir Atatürk’le, Cumhuriyetle ve Lâiklikle uğraşacağı yerde, benim orada (Dosyada) örneklerini sunduğum kendi mensubu özellikle din görevlilerin rezaletlerini görünce affedersiniz utanacağı, donup kalacağı ve bu rezaletlerle mücadele edeceği yerde, öyle ya aklı sıra, “Nasıl olsa devir bizim devir,” diyerek, sanki kendisi gibi mensupları din adamı olunca kanunen ve vicdanen her türlü suç işleme ve rezaletlere bulaşma hakkına, hukukuna ve ayrıcalığına sahiplermiş gibi “Yavuz hırsız ev sahibini bastırır,” hesabı suç duyurusunda bulunuyor. Ama öbür tarafta böyle, “Dokuz yaşında bir kızla evlenilir ve hamile bırakılabilir,” diye fetva vererek devletin Tekel Bayiine sokmadığı bir çocuğu gerdeğe sokabiliyor. Bununla birlikte ayrıca şu anda nasıl bir insanın suç duyurusuna baktığınızı öğrenme bakımından size bir zahmet şu “METASTAZ” isimli kitabın 217 ila 227 arası sayfaları okumanızı öneririm. Yani kısacası hani eskilerin çok güzel bir lâfı vardır, “Arsızın güçlü olunduğu yerde, haklı suçlu olur,” diye.İşte o hesap ben buradayım. O nedenle en son söyleyeceğimi ilk başta söyleyeyim:

           İddia Makamının, “Halkın bir bölümünü aşağılamak” gerekçesiyle Lâiklik bahanesiyle asıl söz konusu olan Atatürk ve Cumhuriyetle uğraşılmasını bir tarafa bırakarak hakkımda açtığı bu skandal davayı, aslında orada sergilediğim bir sürü Suçu ve suçluları koruma ve kollama anlamına geldiği için temelinden ret ediyorum. Burası çok önemli. Çünkü neden?

             Bakalım ben o mesajımda ne demişim? “Göreve gelir gelmez öyle Atatürkle - Cumhuriyetle uğraşacağınıza, lütfen asıl bu şekilde lâikliğin olmadığı bir yerde şeriatın pençesinde kıvranarak içine düştüğünüz bu lağım çukurunda kendi camianızın altına yaptığı bu aşağıdaki pisliklerle mücadele ediniz.” Bunu derken bu aradaekte sunacağım üzrereo zaman suç unsuru taşıdığı iddia edilen o mesajıma Ankara ve Konya Başsavcılıklardan cevap gelmiş ve kendilerine göre gerekçelerle lehte veya aleyhte herhangi bir işlem yapma gereğini duymamışlar. Ayrıca Türkiye’nin diğer bütün İl Başsavcılıkları da sessiz kalarak aynı davranışta bulunmuşlardır. Ve yine o günler herkezin çok iyi bildiği gibi dosya kapsamında bulunan eski duayen hukukçulardan Anayasa Mahkemesi Başkanı Sn. Yekta Güngör Özden ve Adalet Eski Bakanı Sn. Hikmet Sami Türk yüksek sesle Ali Erbaşı eleştirdiler ve çok ayıpladılar. Ama buna rağmen İddia Makamı benim örneklerini verdiğim bir sürü rezaletleri bir tarafa bırakarak beni “Halkın bir blümünü hedef göstermek ve husumet sağlamakla” itham ediyor. Yani pes doğrusu… Yine bu noktada eskilerin çok güzel bir sözü vardır, “Söyleyecek lâf çok; ceremeye verecek para yok,” diye. Onun için yutkunmak ve ama öbür tarafdan da şöyle haykırmak zorundayım: Ne diyor şair Faruk Nafiz Çamlıbel? “Gövdeler varsa gönüllerden alır cevherini; / Yürekler olmazsa bilekler çekemez hançerini. / Kahramansız yaşamak kahrına mahkumdur; / Kaybeden zümreler Allahını peygamberini…” Benim bu derce Allaha ve Peygambere doğru dürüst görevini yapan bir din görevlisine ve ibadetini laiki veçile yerine getiren bir mümine ne sözüm olabilir ki? Bakınız bu konuda olmasını çok istediğim din görevlisi bir profil görev yaptığı yerde ne diyor?

           “ÇOCUKLARINIZA İBADET ETMEYİ ÖĞRETMEDEN ÖNCE AHLAKLI OLMAYI ÖĞRETİNİZ. YOKSA ÇOCUKLARINIZ NAMAZKILAN BİR HIRSIZ, ORUÇ TUTAN BİR SAPIK, HACCA GİDEN BİR YALANCI, KURBAN KESEN BİR TEFECİ, ŞEHADET GETİREN BİR TERÖRİST OLABİLİR.”

           Doğrusu ben bu İmamın ayakları altında halı olurum, asfalt olurum, park olurum. İşte ben orada özellikle bir sürü din görevlilerinin rezaletlerini zaten var olan sosyal medyadan toplayarak gözler önüne sererken bu din görevlisi gibi ahlaklı olmalarını amaçlamıştım. Benim başka bir amacım da yok, kastım da yok. Siz yargı mensuplarının işi nasıl ki elinizdeki hukuk müeyyideleriyle sırf suçlularla mücadele etmekse, benim de zorum aynı şekilde kalemimle mücadele etmek… Onun için benim ciğerim parçalanıyor. Onun için öyle lâfı oraya buraya yamıp bükmeye hiç gerek yok. Diğer taraftan bundan üç dört ay önce bu davayla bağlantılı olarak temeli sırf din istismarına dayanan bu rezaletleri bu şekilde görmezden gelerek zamanla ülkemizin ne hallere ve nasıl geldiğini yine ekte sunacağım ve sizlere de takdim edeceğim üzere “Bugünlere Nasıl Geldik?” başlıklı 19 sayfalık resimli çok güzel ve çok çarpıcı bir yazı yazmıştım. Aydın İl Emniyet Müdürlüğünün işgüzarlığı hariç bilhassa aydın çevrelerden çok beğeni alan bu yazı o zaman buradaki Başsavcılığa da gelmiş olmalıdır. Bakınız söz konusu bu yazının daha ilk paragrafında ne diyorum? “İnanan bir kimse olarak gerçekten üzülerek söylüyorum: Daha doğrusu “Görünen köy kılavuz istemez,” hesabı söylemeye hiç gerek yok. Bilhassa son yıllarda olmak üzere felsefe itibariyle bir pusula gibi özünde insanları doğru yola sevk etmek olan çok kutsal ve temiz olan İslam dini “Kaş yapıyorum derken göz çıkarma” anlamında, ülkemizde o kadar kirlendi, o kadar kirlendi ki, gerçekten insanın içi parçalanıyor.” Yani bunu diyen bir insan olarak benim orada halkın bir bölümünü aşağılamak gibi ekstradan yaptığım bir şey yok. Daha önce başkaları tarafından kullanılmış olan verdiğim örnekleri kendimden de uydurmuş değilim. Zaten buna gerek de yok. Zira orada örneklerini verdiğim din görevlileri yeteri kadar kendi kendilerini aşağılamışlar. Onun için benim aşağılamama ne lüzum var?. Benim yaptığım sadece kendi kendilerini yeteri kadar aşağılayan bu din görevlilerinin aşağılanmışlıklarını başta sorumlu oldukları Diyanet İşleri Başkanlığının şahsında yüzlerine vurmak ve bu şekilde yüzleştirmek suretiyle yukarıda örneğini verdiğim ekteki din görevlisi gibi ideal olmalarını amaçlamaktır. Yoksa bütün bunları görmezden gelerek, “Bir kereden bir şey olmaz,” demem mi gerekiyordu? İşte benim asıl isyanım bunadır. O nedenle ben burada eleştiri hakkımı kullandım. Başka bir amacım da, kastım da yok. Değilse dediğim gibi doğru dürüst görevini ve ibadetini yapan bir görevliye veya mümine karşı laf söylemeye ne zorum var? Altını kalın çizgilerle çizerek tekrar ediyorum, çünkü bu sözlerim zapta geçecek cümlelerdir. Benim orada ekstradan yaptığım bir şey yok. O verdiğim örnekleri kendimden de uydurmuş değilim. Zaten buna gerek de yok. Zira orada örneklerini verdiğim din görevlileri yeteri kadar kendi kendilerini aşağılamışlar. Onun için benim aşağılamama ne gerek var? Benim yaptığım sadece kendi kendilerini yeteri kadar aşağılayan bu din görevlilerinin aşağılanmışlıklarını başta sorumlu oldukları Diyanet İşleri Başkanlığının şahsında yüzlerine vurmak ve bu şekilde yüzleştirmek suretiyle yukarıda örneğini verdiğim ekteki din görevlisi gibi ideal olmalarını amaçlamaktır. İşte ben bu suretle eleştiri hakkımı kullandım. Başka bir amacım da, kastım da yok. Değilse dediğim gibi doğru dürüst görevini ve ibadetini yapan bir görevliye veya mümine karşı laf söylemeye ne zorum var benim?Değilse “Dışı seni yakar, içi beni yakar,” hesabı tansiyon hastalığı da dâhil, günde 24 tane ilaç içtiğim bu saatten sonra affedersiniz söz gelimi cezaevinde devletin vereceği iki kurtlu fasulyeyi mi canım çekti?

         Sözlerimi bu suretle burada bitirirken, Türk adaleti adına gerçekten çok üzgünüm. Zira ne hazindir ki adı din görevlisi de olsa, dünyada ilk defa “Sağır duymaz yakıştırır,” hesabı olayı tersinden yorumlayıp suçluların ve her türlü rezalete bulaşmış olanların sanki varmış gibi hakkını hukukunu savunarak itibar gördüğü ve korunup kollandığı bu talihsiz davada buraya kadar anlattıklarımı özetlemek ve bir benzetme yapmak gerekirse, “Ben diyorum ki bayram haftası.” Karşıki taraf diyor, “Yok ekmek tahtası…” İşte bunun için buradayım ve ocağınıza düştüm. Bu itibarla kamu vicdanı çerçevesinde takdir ve tasviplerinizi arz eder saygılar sunarım. 10.6.2019                                                                                                 

                                                                               Ahmet Eren Doğa

                                                                               

 

 

                                                 (Ekler aşağıda)

 

        (Ankara ve Konya Başsavcılıklarından gelen cevaplar)

 

 Re: Öyle mi?

19 Eylül 2017 Salı 14:50

Tarih :

Kimden :

KONYA AGIR CEZA Konya AdlI Yargi Adalet Komisyonu 1005963 <konyacbs@adalet.gov.tr>  [Adres Defterine Ekle]

Kime :

ahmet_e_doga@mynet.com

Sayın Ahmet_e_doga@mynet.com
19/09/2017 tarihli e-mailiniz incelendi.
Göndericiyle ilgisi anlaşılamayan talebe Cumhuriyet Başsavcılığımızca
yapılacak bir işlem bulunmadığı hususu,
Bilgilerinize rica olunur.

 

BİLGİ EDİNME BAŞVURUNUZ hk.

20 Eylül 2017 Çarşamba 08:41

Tarih :

Kimden :

Bilgi Edinme Bürosu <abbankara.cbs.be@adalet.gov.tr>  [Adres Defterine Ekle]

Kime :

ahmet_e_doga@mynet.com

T.C.
A N K A R A
CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI
Bilgi Edinme Bürosu

 

Sayı: 2017/ 6096 (Bil.Ed.)      20.09.2017

 

Sayın; .................  

İlgi : 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu uyarınca yapmış olduğunuz 19.09.2017 tarihli 2 başvurunuz.  

İlgide belirtilen başvurunuz Cumhuriyet Başsavcılığımıza gönderilmiş ise de, başvurunuzun 4982 Sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunun 7. maddesinde belirtilen "Bilgi edinme başvurusu, başvurulan kurum ve kuruluşun ellerinde bulunan veya görevleri gereği bulunması gereken bilgi veya belgelere ilişkin belgelere ilişkin olmalıdır." hususlara ilişkin bilgi ve belge talebine yönelik olmadığı,

 

Ayrıca suç duyurusunda bulunmak istiyorsanız şikayetçi olduğunuz kişilerin isimlerinin açıkça belirtildiği, yer, zaman gibi kavramların bulunduğu şikayet dilekçeniz ve somut delilleriniz ile birlikte en yakın Cumhuriyet Başsavcılığına bizzat veya vekiliniz vasıtasıyla müracaat edebileceğiniz hususu, Bilgilerinize rica olunur.

                     

                        (Olmasını çok istediğim ideal din görevlisi profili)

 

                           (Diyanet İşleri Başkanının verdiği fetva)

 

 


Rogg & Nok Haber Servisi:- Rogg & Nok Bağımsı Özgür Fikir, Düşünce yazar Grubu

E-Posta ile gönderilen veya direk Web sitesine yayınlanması için gönderilen yazıların fotoğraf gibi tüm demokratik protesto, bilgi, haber, yorum ve sosyal/siyasal içerikli paylaşımlar TC Anayasasının;
MADDE 25: "Düşünce ve Kanaat Hürriyeti";
MADDE 26: "Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti"
kapsamında Web sitemizde yapılmıştır.
Kişisel veya kurumsal Demokratik düşünce ve kanaatlerimiz engellenmesi ve/veya şiddet/baskı altına alınması, bu nedenle
"Yazar olan biz Hakkımızdaki veya kullanıcıların kullandıkları web sitesindeki yayınlanan haberler dolayısı ile olası her türlü anti-demokratik yasal girişimi",
TC Anayasası, AİHM ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kapsamında, her türlü yasal haklarımız saklı kalmak üzere, peşinen reddederiz…

OKUYUCU YORUMLARI

UYARI:Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.(Yorum Yapanın Taahütü)Yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Ad Soyad
E-Posta
Güvenlik Kodu: Guvenlik
Yorum
Copyright ©2010 - Tüm hakları saklıdır.
PHP Haber Sitesi Türkiye Tasarım
Rogg&Nok Haber- Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Ve kaynak gösterilmeden Alıntı Yapılamaz. Yayınlanan Tüm Haber Ve Açıklamalar İlk Kaynaktan Ulaştırılan Açıklamalardır. Sitemiz Bu Açıklamalara Ekleme Veya Müdahelede Bulunmadan Yayınlar. Yorum,Makale, Sizden Gelenler Bölümündeki Yazılardan Yazanlar Sorumludur. Harici Bilgiler Ayrı Bir Sayfada Açılır. Rogg&Nok Haber Bu Linkler Ve İçeriklerinden Sorumlu Değildir.Her Türlü Haber Ve İletişim İçin roggnok@gmail.com Adresini kullanabilirsiniz. Sitemizden Daha İyi Yararlanabilmek için Gizlilik İlekeleri Ve Yayın Prensiplerimzi Okuyunuz. En İyi İnt Exp 8+ 1024x768 Görüntülenir