22 Ağustos 2019 Perşembe 07:48:55
» Susmuyoruz; Değini: Bir İlk: KuirFest

Susmuyoruz; Değini: Bir İlk: KuirFest

Paylas
http://www.bagimsizozgurmedya.com
Susmuyoruz; Değini: Bir İlk: KuirFest
http://www.bagimsizozgurmedya.com/turkhaber.html
Kültür-Sanat - 12 Haziran 2019, Çarşamba 16:23:35
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Değini:

Bir İlk: KuirFest

Nejat Ulusay

Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi

• • •

Film festivali organizasyonları açısından bereketli topraklar üzerinde yaşadığımızı söyleyebiliriz. Gerçekten de, Türkiye’de 1980 sonrasında İstanbul Sinema Günleri ile başlayan festival gündemi, uzun filmlerden kısalara, tarihi konu alanlarından güldürü türündeki yapımlara, kadın filmlerine, Altın Portakal gibi yerli sinemanın vitrini sayılan gelenekselleşmiş festivallerin yanında gezici olanlarının da yer aldığı, metraj, konu, bağlam, tür ve mekân açısından çeşitlilik ve zenginlik içeren bir noktaya ulaştı. Bütün bunlara, 2011’in Kasım ayında ilki gerçekleştirilen yeni bir film festivali eklendi: KuirFest. Heteroseksüel olmayan cinsel kimlikleri temsil eden figürlerin anlatılarının merkezinde yer aldığı, geçmişte ya da günümüzde yapılmış eşcinsel - queer sinema örneklerinin sunulduğu bu festival, Pembe Hayat LGBT Dayanışma Derneği tarafından Ankara’da düzenlendi. “1. Pembe Hayat KuirFest” filmleri, 17–24 Kasım 2011 tarihlerinde Kızılay Büyülü Fener Sineması’nda gösterildi. Festivalde konuklar yer aldı, söyleşiler yapıldı ve atölyeler gerçekleştirildi.

Kadınlık ve erkeklik gibi sabit kimlik tanımlarının ötesinde, farklı ve kültürel olarak marjinalleştirilmiş cinsel kimlikleri aynı şemsiye

altında buluşturan bir kavram, akademik bir çalışma alanı ve yeni bir sinema anlayışı olarak queer (kuir), çok sınırlı bir çerçevede bile olsa, Türkiye’de de bir süredir gündemde yer alıyor. Aslında, Türkiye’de, eşcinselliğin, hatta düpedüz cinselliğin, hemen bütün düşünce iklimlerinin “yumuşak karnı” olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla, böyle bir festivali düzenlemenin hiç de kolay olmadığını ileri sürmek abartılı bir görüş gibi değerlendirilmemelidir. İşte, “heteroseksist düzene ve heteronormatif ideolojiye uyum sağlamayı reddeden” Pembe Hayat, bu anlamda zorlu bir ilki gerçekleştirmiş oldu. İstanbul ve Ankara uluslararası film festivalleri, Uçan Süpürge ve İF Bağımsız Filmler Festivali gibi diğer festivallerin programlarında da bugüne kadar eşcinsel - queer sinemanın örnekleri yer almıştı. Ancak artık bu sinema, anılan festivallerin himayesinden çıkarak adıyla sanıyla kendine ait bir festivale kavuşmuş bulunuyor. İlkinin belli bir ilgiyle karşılanmış olduğunu gözlemlemekle birlikte, KuirFest’in, konuyla ilgilenenler açısından yeni ve elverişli bir platform oluşturup oluşturmayacağını anlamak için ikincisini beklemek gerekiyor.

“1. Pembe Hayat KuirFest”, dokuz bölümden oluşuyordu. Festivalin “Ğ” başlıklı bölümünde, aynı zamanda açılış filmi olan Zenne (M. Caner Alpay ve Mehmet Binay, 2011) ile Ümit Ünal’ın Nar (2011) adlı filmleri gösterildi. Nar’ın vizyon gösterimi henüz tamamlanmıştı. Daha önce Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde yankı uyandıran Zenne ise, KuirFest’in ardından sinemalarda gösterime girdi ve anlaşıldığı kadarıyla gişede beklediği sonucu elde edemedi. Film, dağınık üslubu ve özellikle kadın temsilleri nedeniyle haklı eleştirilere hedef oldu. Ancak, gerçekten yaşanmış bir olayı ele aldığını iddia etmekle birlikte bunu anlatısının merkezine taşımamış olan Zenne, diğer yandan, sözünü esirgemeyen, eskilerin deyişiyle müdanası olmayan bir film olarak dikkati çekiyordu. Yankısı, KuirFest kapsamında ve sonrasındaki genel gösterimi sırasında da sürdü.

Nihayetinde, Türkiye’de bugüne kadar, farklı toplumsal cinsiyet kimliklerinin hikâyelerini anlatan ya da onların yaşadıkları sorunları kendilerine dert edinen onlarca film yapılmamıştı ve Zenne, ilk kez gerçekleştirilen bir queer sinema festivalinin açılışına, zamanlama açısından da, denk düşen bir örnekti. Türkiye sinemasının bu konudaki mahcubiyeti ve birikimsizliği, kaçınılmaz olarak, festivalin konuyla ilgili kült yerli filmler bölümüne yansımıştı. Doğru ya, hangi eli yüzü düzgün filmi bulup o bölüme yerleştirebilirdiniz ki?  Bu durumda, Dönersen Islık Çal (Orhan Oğuz, 1992) gibi patetik bir yerli sinema örneği ile ilginçliğini sanki daha çok başrol oyuncusunun yıldız personasına (Müjde Ar) borçlu Köçek’in (Nejat Saydam, 1975), Türkiye’den kült filmler olarak o bölümde yer almaları kaçınılmazdı. Bundan sonraki yıllarda bu başlık altında Hiçbir Gece (Selim İleri, 1989), Acılar Paylaşılmaz (Eser Zorlu, 1989), Düş Gezginleri (Atıf Yılmaz, 1992) ve Gece, Melek ve Bizim Çocuklar (Atıf Yılmaz, 1993) gibi, görece yakın tarihli ve aralarında daha iyi örneklerin de bulunduğu yerli kült filmleri yeniden izlediğimizde bu konuyla ilgili bir tartışma zemini oluşacağını sanıyorum. İlk festivalde, aynı bölümün yabancı örneklerini ise, hakiki iki “kült” film temsil ediyordu: Jean Genet’nin 1950 yapımı Bir Aşk Şarkısı (Un Chant d’amour) ve Todd Haynes’in Zehir’i (Poison, 1991). 

Festivalin, “Gökkuşağının Altında” başlıklı, günümüz dünyasından queer sinema örneklerinin yer aldığı bölümünde İspanya ve Almanya’dan ikişer, Portekiz, Fransa ve Arjantin’den birer ve FransaCezayir ortak yapımı bir film perdeye geldi. Cinsel kimlik ve muğlâklık, tutku, arzu ve arzunun sürprizleri, aşk, arkadaşlık, haz ve acı gibi hal ve durumlarla ilgili, biçimsel özellikleri itibariyle farklılıklara sahip, özgün ve son derece ilgi çekici filmlerden oluşuyordu bu bölüm. Sözgelimi, João Oedro Rodrigues’in minimalist gerçekçi bir tarzın iyi bir örneği olan Erkek Gibi Ölmek (Morrer como um homen, 2009) adlı filmi, Portekiz sinemasına özgü benzersiz bir melankoli aracılığıyla yaşlanmakta olan bir zennenin son zamanlarını insanın içini kanatan bir duyarlılıkla perdeye taşıyordu. Fransız kadın yönetmen Céline Sciamma, Tomboy’da (2011), beden ile toplumsal cinsiyet kimliği arasındaki çatışmayı, hayranlık uyandıran bir gözlem gücüne dayalı bir özgüvenle anlatırken, başarının büyük bölümünü filminin ana figürü Laure / Michaël’e hayat veren oyuncusu Zoé Héran’a borçluydu. Alman sinemacı Tom Tykwer ise, geçtiğimiz yıl sinemalarda çok kısa bir süre gösterimde kalabilen Üç (Drei, 2010) adlı son filminde, bir dönem çok sayıda Fransız filminde ”aşk üçgeni” üzerinden sorulan “bir insan aynı zamanda iki kişiyi sevebilir mi?” sorusuna, bu kez eşcinselleştirilmiş bir üçgen aracılığıyla cevap arıyordu.

“1. Pembe Hayat KuirFest”in diğer bölümleri, “L-Tarih”, “Biz Bir Aileyiz”, “Kanada’dan Kuir Bakış”, “Kuirbelgesel”, “Transcreen Film Festivali Seçkisi” ve “Kuir Kısa” gibi başlıklar taşıyordu. “L-Tarih” bölümünde, biri kurmaca diğeri belgesel İngiltere yapımı iki film [Bayan Anne Lister’in Gizli Günlükleri (The Secret Diaries of Miss Anne Lister, James Kent, 2010) ve Gerçek Anne Lister (The Real Anne Lister,

Matt Hill, 2010)], toprak sahibi, dağcı ve gezgin Anne Lister’in (1791– 1840) günlüklerden derlenen hayatını ve lezbiyen ilişkilerini sinemaya taşırken kadınların ihmal edilmiş tarihinden bir kesit sunuyordu.

“Biz Bir Aileyiz” başlıklı bölümde, 29’ar dakika uzunluğunda ABD yapımı iki, “Kanada’dan Kuir Bakış” başlıklı bölümde bu kez Kanada yapımı ve en uzunu 43 dakika süreli dört, “Kuirbelgesel” adlı bölümde ise Almanya, ABD, Danimarka, İsrail-Almanya’dan beş belgesel film gösterildi. Festivalin “Transcreen” bölümü, Almanya, İsveç, Avustralya, Kore, Hollanda, ABD, kanada ve Filipinler’den gelen, trans kimliklerle ilgili, 6 ile 25 dakika arasında sürelere sahip on bir filmi izleyiciyle buluşturdu. “Kuirkısa”lar ise Brezilya, Türkiye ve ABD yapımı toplam dört filmden oluşmaktaydı. KuirFest’in film gösterileri dışında kalan etkinlikleri arasında en ilginç olanlarından biri de, Faysal Tekoğlu ile gerçekleştirilen “KuirTango” başlıklı atölye çalışmasıydı. “KuirTango Atölye” için festival katalogundan yapılan davet, doğrusu, çok ilgi çekiciydi: “İçinde hırçınlık, asilik, küstahlık, kalp kırıklıkları, melankoli gibi insana ait pek çok duyguyu, davranışı, hali barındıran bir dansı yaparken kadın ya da erkek rolüne bürünmek zorunda bırakıldığımızı sorgulayanlardansanız bu atölye tam size göre! Tangonun duyguları çoğaltan, akıtan, taşıran haline kapılmak, bunu da cinsiyetlerden kurtularak yapmak istiyorsanız sizi KuirTango Atölyesi’ne bekliyoruz.”

KuirFest, küçük, tadımlık bir başlangıç yaptı. Zenginleşerek sürmesi temennisiyle…

Ham haber: https://www.academia.edu/39515748/Değini_Nejat_Ulusay_-_Bir_İlk_KuirFest?email_work_card=thumbnail-desktop


Rogg & Nok Haber Servisi:- Rogg & Nok Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi...

E-Posta ile gönderilen veya direk Web sitesine yayınlanması için gönderilen yazıların fotoğraf gibi tüm demokratik protesto, bilgi, haber, yorum ve sosyal/siyasal içerikli paylaşımlar TC Anayasasının;
MADDE 25: "Düşünce ve Kanaat Hürriyeti";
MADDE 26: "Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti"
kapsamında Web sitemizde yapılmıştır.
Kişisel veya kurumsal Demokratik düşünce ve kanaatlerimiz engellenmesi ve/veya şiddet/baskı altına alınması, bu nedenle
"Yazar olan biz Hakkımızdaki veya kullanıcıların kullandıkları web sitesindeki yayınlanan haberler dolayısı ile olası her türlü anti-demokratik yasal girişimi",
TC Anayasası, AİHM ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kapsamında, her türlü yasal haklarımız saklı kalmak üzere, peşinen reddederiz…

OKUYUCU YORUMLARI

UYARI:Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.(Yorum Yapanın Taahütü)Yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Ad Soyad
E-Posta
Güvenlik Kodu: Guvenlik
Yorum
Copyright ©2010 - Tüm hakları saklıdır.
PHP Haber Sitesi Türkiye Tasarım
Rogg&Nok Haber- Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Ve kaynak gösterilmeden Alıntı Yapılamaz. Yayınlanan Tüm Haber Ve Açıklamalar İlk Kaynaktan Ulaştırılan Açıklamalardır. Sitemiz Bu Açıklamalara Ekleme Veya Müdahelede Bulunmadan Yayınlar. Yorum,Makale, Sizden Gelenler Bölümündeki Yazılardan Yazanlar Sorumludur. Harici Bilgiler Ayrı Bir Sayfada Açılır. Rogg&Nok Haber Bu Linkler Ve İçeriklerinden Sorumlu Değildir.Her Türlü Haber Ve İletişim İçin roggnok@gmail.com Adresini kullanabilirsiniz. Sitemizden Daha İyi Yararlanabilmek için Gizlilik İlekeleri Ve Yayın Prensiplerimzi Okuyunuz. En İyi İnt Exp 8+ 1024x768 Görüntülenir