YUKLENIYOR
2 Mart 2021
Üye Girişi
Üye Girişi
×
Türk Vatandaşları Üye Olabilir
[Turkish CitizensCan Be Members Of]
Güvenlik Kodu:
Guvenlik
http://www.bagimsizozgurmedya.com
http://www.bagimsizozgurmedya.com
DEVLET DEĞİL, İKTİDAR!
1 2 3
ANKET
Bu kullandığınız site kapatılsın mı?
CIP 0 - CRZ 0
Evet
72
Hayır
979
Çekimser
10
Fikrim yok
9

Toplam Oy:1070

» Vatandaş PROF. DR. RIDVAN KARLUK; Yekta Saraç: “Üniversitelerde Kaliteyi, Şeffaflığı ve Liyakati Önceleyeceğiz”

Vatandaş PROF. DR. RIDVAN KARLUK; Yekta Saraç: “Üniversitelerde Kaliteyi, Şeffaflığı ve Liyakati Önceleyeceğiz”

Paylas
Vatandaş PROF. DR. RIDVAN KARLUK; Yekta Saraç: “Üniversitelerde Kaliteyi, Şeffaflığı ve Liyakati Önceleyeceğiz”
Siyaset - 15 Şubat 2021, Pazartesi 01:30:17
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Yükseköğretim Kurulu Başkanı sayın Prof. Dr. Yekta Saraç bugün “Yeni YÖK olarak kaliteyi, şeffaflığı ve liyakati önceleyerek yeni ve yenilikçi çalışmalarımıza devam ediyoruz. Akademideki atamalara ilişkin şikayetlerin ancak şeffaflık ve liyakati önceleyerek çözülebileceğini, önümüzdeki günlerde liyakat ve ehliyeti öne çıkaracak yeni kararlar alınacağını da ifade etmek isteriz” demiştir.  Başkanı  Saraç, Akademik Kariyer-Liyakat Platformu’nun tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada platformun, Türk yükseköğretim sisteminde daha  saydamlık ve liyakat odaklı istihdama imkan sağlayacağını belirtmiştir.

 

Başkan Saraç’a göre YÖK Akademik Kariyer-Liyakat Platformu sayesinde Türk yükseköğretim sisteminde yer almak isteyen doktorasını başarıyla tamamlamış Türk veya yabancı uyruklu kişiler ile stratejik hedefleri doğrultusunda öğretim üyesi arayan üniversiteler bir araya gelecektir. Böylece Türk yükseköğretim sisteminde doktoralı insan kaynağı ihtiyacının karşılanması sürecine katkı sağlanacak ve öğretim üyeliği istihdamı sürecinin daha  saydam nitelikli, liyakat ve ehliyet esaslı olarak yürütülmesi mümkün olacaktır.

 

Yükseköğretimde ilk defa uygulanacak bu yöntem ile üniversite akademik personel istihdamına yeni bir vizyon kazandırılmaktadır. Doktoralı öğretim üyesi adayları belirlenen elektronik adresten (https://kariyer.yok.gov.tr) veya e-Devlet kapısından e-Devlet şifreleri ile platforma girebileceklerdir. İlk aşamada bu platformun devlet üniversiteleri için aktif hale getirileceğini, daha sonra vakıf üniversitelerinde de uygulanmaya başlanacağını açıklamış  ve şunları  söylemiştir:

 

“Yükseköğretim tarihinde bir ilk olan bu platform, doktorasını tamamlamış akademisyen, araştırmacı ve bilim insanlarının Türk yükseköğretim sisteminde daha şeffaf ve liyakat odaklı istihdamın gerçekleşmesine hizmet edecektir. Yeni YÖK olarak kaliteyi, şeffaflığı ve liyakati önceleyerek yeni ve yenilikçi çalışmalarımıza devam ediyoruz. Akademideki atamalara ilişkin şikayetlerin ancak şeffaflık ve liyakati önceleyerek çözülebileceğini, önümüzdeki günlerde liyakat ve ehliyeti öne çıkaracak yeni kararlar alınacağını da ifade etmek isteriz.”

 

YÖK Başkanı  sayın  Saraç haklıdır.

 

Fakat vurgu yaptığı  “liyakat ilkesine” YÖK  uymamaktadır. Bu bir çelişkidir. Şimdi bu çelişkiye uygulamadan iki örnek vermek istiyorum. Öğretim üyelerinin eserlerine yapılan  atıf sayısı  yapılan çalışmanın kalitesine bağlıdır. Atıf sayısının artması araştırmacıların kendileri tarafından değil çalışmalarının yer aldığı bilimsel çevre tarafından takdir edilmesi ile mümkündür.

 

Türk üniversitelerinin çoğu dünya sıralamalarında geriye düşmektedir. Bunun sebebi, etki değeri yüksek dergilerdeki makale sayılarının yeterince hızlı şekilde artırılamayışıdır. Atıf alamayan makaleler azaldıkça ilgili üniversitenin makale başına düşen atıf sayısı artacağı için makale başına düşen atıf sayısını artıran üniversitelerin sıralamalarda ilerleme şansı  olacaktır. Türkiye kaynaklı bilimsel makaleler arasında atıf alanların oranı da uzun süredir dünya ortalamasının altındadır. Bu durum üniversitelerimizin dünya sıralamalarında gerilemesini hızlandırmaktadır.

 

Türk  üniversitelerinin başarılarında  önemli faktörlerden birinin bu üniversitelerin  öğretim üyelerinin  yayınlarına yapılan “atıflar” olduğunu   YÖK maalesef dikkate almamaktadırURAP Başkanı Prof. Dr. Akbulut’un  görüşü,   sayın YÖK Başkanı ile aynıdır:

 

“Türk üniversitelerinden birinin 2023’te yani 3,5 yıl sonra ilk 100’e girmesi matematiksel olarak mümkün görünmüyor. Son yıllarda sıralamalarda ilerleme yerine  gerileme yaşıyoruz. İlk 100’e girmek için en az 7-8 dünya ıralamasında ilk 500’de 15-16 üniversitemiz olmalı. İlk 400’de en az 10, ilk 200’de en az 5 üniversitemiz olmalı ki bir tanesi ilk 100’e girebilsin. Rusya 2012’de benzeri amaçla 5-100 projesini başlattı ve yüz milyonlarca dolar harcadı ama hala ilk 100’de 5 değil bir üniversitesi bile yok. Biz henüz bu amaç için hiç para ayırmadık. Hedef koyulması iyidir ama bütçe ayrılmadan ve akademik performans artırıcı  uygulamalar başlatmadan ilk 100’e girebilen üniversitemiz olmaz. Hiçbir başarı enerji, para ve çaba harcamadan kendiliğinden gerçekleşmez. Umarım bilimsel performansı en yüksek 10-15 üniversitemize dünyadaki rakamlara paralel miktarda performansa dayalı Ar-Ge bütçesi ve araştırmacı kadrosu verilir. tüm üniversitelerde atama ve yükseltmelerde, sadece akademik performansı en yüksek akademisyenler tercih edilir. Bunlar zor değil sadece istemek yeterli.”

 

Bu açıklamalardan sonra Türkiye’de bir vakıf üniversitesindeki  örneği paylaşmak istiyorum. Fakat gerçek isimler değil müstear isimleri örnekte kullanacağım.  Süreç yargı aşamasında olduğu için gerçek kişiler yerine A, B ve C kişiler  olarak süreci açıklamak istiyorum. Jüri üyesi (A) kişisinin Geogle Akademik’te bugün itibariyle (11.02.2021) eserlerine yapılan atıf sayısı  367’dir. (A) kişisi  (B) kişisi için “…Çalışmalarının Bilime Katkı Özelliğini Saptayarak  Adayın Bilimselliği Hakkında Bir Fikir Sahibi Olabilmem Söz Konusu Olmamıştır”   demiştir.  Oysa aday  (B)’nin    eserlerine yapılan atıf sayısı 1,770’tir.    Jüri üyesi  (A) kişisi jüri başkanı olarak (C) adayını (B) adayına tercih etmiştir. 

 

(A) kişisi (B) adayı için yukarıdaki  aşağılamayı yaparken aynı zamanda (C) adayının bilimsel çalışmalarını çok takdir ederek (C) kişisinin atamasının yapılmasını sağlamıştır. Ama çok ilginçtir ki, çok başarılı bulduğu (C) kişinin durumu  hiç parlak değildir: (C) adayının makaleleri  401, h-i endeksi   64’tür.  Atanamayan  (B) adayının makalelerine atıf 1770 iken  h-i endeksi de  317’dir.  Aşağıda ilk satır  atanmayan (B) adayının, ikinci satır ise (C) adayınındır.

 

Atanmayan (B) adayı ile atanan (C) adayı arasındaki atıf sayısı farkı 1,770 – 401=1,369’dur.   h-i endeksi  farkı ise 317-64=253’tür. Dünyanın hiçbir nitelikli üniversitesinde adaylar arasında bu fark olan biri kesinlikle atanmaz. (A)  kişisi “…bölge idare mahkemesince açılan iptal davasının da reddedildiğini…”  açıklayarak  yalan söylemekten de çekinmemiştir.  Dava derdest olduğu için gerçek kişiler açıklanmamıştır.

 

Çok  vahim başka bir uygulama daha vardır. Atama yapılırken vakıf üniversitesinin  bilim jürisinin belirlediği 9 kriter İngilizce olarak aşağıdadır. Özellikle İngilizcesini  paylaşıyorum. Çünkü hafta başında THE’ye göndererek bu kriterler ile üniversitelerde profesör atamasını değerlendirmesini istedim.  İlginç olan, YÖK’ün  sözü edilen  9 kriteri uygun bulmasıdır. Bunlar YÖK’ün  liyakat  kriterinin hiçbirine uymamaktadır“Dosyanın Daha Düzenli Olması,  Taşınır Bellek,  Adayın Genç Olması,  Adayın Dinamik Olması,  Adayın Yaşı,  Adayın Lisans Programında Ders Vermesi,  Adayın Yüksek Lisans Programında Ders Vermesi,  Alanında Yetkin Olmak, Profesörlük Kadrosuna Atama Kriterlerini Fazlasıyla  Taşımak”.

 

Bu sebeple THE” (Times Higher Education World University Rankings)  kuruluşuna  9 kriteri gönderdim: “The File is More Organized, Portable MemoryYoung Candidate, Young Candidate, The Candidate Being Dynamic, Candidate’s Age, Candidate’s Teaching in Undergraduate Program, The Candidate’s Teaching in the Graduate Program, To be Competent in the Field, Excessively Carrying the Assignment Criteria to the Professorship Staff”.Eğer yukarıdaki kriterler ile  vakıf üniversitelerine  profesör atanabiliyorsa Türk üniversitelerinin  11. Plan hedeflerine  ulaşması güzel bir hayal olur.

 

Sayın Cumhurbaşkanı da  “liyakata” önem vermiştir ama  söz  konusu liyakata   YÖK uymamaktadır.  Bu bakımdan sayın Cumhurbaşkanı   Erdoğan’ın 2019-2020 Akademik Yılı Açılış Töreni’nde bazı  vakıf üniversiteleri hakkındaki görüşü  çok  önemlidir: “Vakıf üniversiteleri ama vakıf olmaktan çıkmış, tamamen ticari çalışıyorlar.”

 

Şimdi sayın YÖK Başkanının liyakata vurgusunu yok sayan başka bir uygulamaya  değinmek istiyorum. Liyakat akademik kariyerde çok önemlidir ama buna uyan var mı? Bence yok. Bu hafta bu konudaki bir başka uygulamayı örnek olarak vereceğim. Bakalım bu uygulamaya YÖK ne diyecek merak ediyorum. Hem liyakat diyeceksiniz, sonra bunu hiç dikkate alamadan uygulama yapacaksınız. Bu işe hiç aklım ermedi. Söz konusu olan gelişme aşağıdadır ve belgelidir.

 

Çünkü hırsızlığa konu olan kitap, bir doçentlik tezi idi. İntihal ile suçlanan  … bu tezi ile doçent unvanı almıştı. YÖK Denetleme Kurulu bu girişimim üzerine ikinci defa ilgili hakkında yeni bir soruşturma açmış ve bu defa Ankara Üniversitelerinden oluşturulan üç kişilik yeni bilirkişi heyeti yine ayrı ayrı yazdıkları raporlar ile ilk heyet gibi ilgili hakkında ‘yapılan soruşturma sonucu, adı geçenin üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezası ile cezalandırılmasını YDK´na teklif’ edilmesine karar vermiştir.” 

 

“İntihalci öğretim üyesinin intihal yaptığının Ankara 14. İdare Mahkemesi’nin 07.03.2012 gün ve E.2010/1192, 2012/254 sayılı ve 7 Nisan 2012 tarihli kararında intihal fiilinin işlendiği tespit edilmiştir. Bu karardan önce …     ….  Gazetesi’nde konu ile ilgili olarak yazdığım bir yazı sebebiyle aleyhime açmış olduğu                         ‘20 bin TL’lik’ tazminat davasında … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Esas Karar No: 2009-2010/20) hem davayı reddetmiş ve hem de kendisinin intihal fiilini işlediğini bilim jürilerinin hakkında verdikleri raporları esas alarak şöyle tespit etmiştir: Şu halde davacının mezkur eserinde intihal yapıldığı hususunda emarenin mevcut olmadığından söz edilemez. Dolayısıyla davalı tarafından yazılan yazı görünüşteki gerçeğe uygundur. Görünüşteki gerçeğe uygun olan bir yazı nedeni ile yazan kişi aleyhine manevi tazminata hükmetmek mümkün olamayacağından… dava reddedilmiştir. Karar temyiz edilmiş fakat Yargıtay Mahkeme’nin kararını onaylamış ve karar “muhkem kaziye” haline gelmiştir.  Türkiye’de bilim etiğine aykırı davrananlar karşı yeterli ve etkili önlem alınamadığı için, eğer ilkeli bir öğretim üyesi çıkıp konuyu YÖK’e ve yargıya taşımaz ise, intihal olayının üstü maalesef örtülmektedir.” 

 

Şimdi açıklamakta bir sakınca görmüyorum. Bu kişi ….. atanmıştır. Atama makamı yargı kararı olmasına rağmen atamayı yaparak Anayasa Madde 2’yi yok saymıştır.

 

Yazar Prof. Dr. Sadık Rıdvan Karluk

 

1948 yılında Eskişehir’de doğdum .1970’de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdim. Kısa bir süre Maliye Bakanlığı ve Sayıştay’da çalıştıktan sonra 1972 yılında Eskişehir İTİA İktisat Bölümü’nde akademik kariyere başladım. 1975’te doktor, 1979’da doçent oldum. 1975 – 1976’da İngiltere Sussex Üniversitesi’nde doktora üstü çalışmalar yaptım.

 

1982 yılında Devlet Planlama Teşkilatı Başbakan Turgut Özal’ın direktifleri doğrultusunda kurulan AET Genel Müdürlüğü’nün (şimdiki AB Bakanlığı) başkanlığını yaptım. 1984 – 1985 döneminde İktisadi Kalkınma Vakfı Yönetim Kurulu üyeliğinde bulundum, 1982 – 1985 yılları arasında İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı’na (Nuh Kuşçulu) danışmanlık yaptım. Bu dönemde Türkiye’de Yabancı Sermaye Yatırımları konusunda iki kitabım (biri İngilizce) ile İhracatta Vergi İadesi kitabım İTO tarafından yayınlandı.

 

1985 yılında Paris’te OECD nezdinde Türkiye Büyükelçiliği’ne Planlama Müşaviri sıfatıyla tayin edildim. Görev yaptığım dönemde Türkiye’yi 4 Komite’de temsil ederek, Türkiye’de kalkınmakta olan bölgeler konusunda OECD’nin önemli bir araştırmasının (Regional Problems and Policies in Turkey) basılmasına katkıda bulundum. 1990 yılında yurda dönüşümde DPT Müsteşar Müşavirliği’ne getirildim. Daha sonra Başbakanlık Başmüşavirliğinde Türkiye ile Türk Cumhuriyetlerinin ekonomik ilişkilerinin gelişmesinde bir model olan “Türk Ödemeler Birliği” kurulması için bir proje geliştirdim.

 

1991 yılında profesörlüğe atanarak Anadolu Üniversitesi’ne geçtim. Anadolu Üniversitesi’nde Türkiye Ekonomisi, Uluslararası İktisat, Uluslararası Ekonomik Kuruluşlar, Avrupa Birliği, Avrupa Birliği Türkiye İlişkileri , Dış Ticaret Teorisi ve Politikası, Uluslararası Entegrasyonlar derslerini kendi eserlerimi esas alarak yürüttüm. Akademik kariyerimde 23 yüksek lisans, 16 doktora tezi yönettim. Bu öğrencilerim arasında çeşitli üniversitelerde görev yapan çok sayıda profesör, doçent ve yardımcı doçent bulunmaktadır. Üniversite Senato ve Yönetim Kurulu üyeliği yaptım, İktisat Fakültesi Dekanlığım döneminde AÖF kapsamında bulunan tüm iktisat kitaplarının yeni formata göre yazılmasına yazar ve editör olarak katkıda bulundum.

 

İkinci (1981), Üçüncü (1992) ve Dördüncü (2004) Türkiye İktisat Kongrelerine bildiri sunarak katılan tek öğretim üyesiyim. Dördüncü Türkiye İktisat Kongresi Bilim Komisyonu üyeliği yaparak Türk Sanayici ve İşadamları Vakfı (TÜSİAV) Bilim Kurulu Başkanlığı görevinde bulundum. 1996 yılında TOBB Milletlerarası Ticaret Odası (International Chamber of Commerce: ICC) Uluslararası Ticaret ve Yatırım Politikaları Komisyonu’nda (Commission on Trade and Invesment Policy) ICC Türkiye Temsilciliğine getirildim. Son 10 yıldır TOBB ICC IFO World Economic Survey kapsamında her üç ayda Türkiye ekonomisindeki gelişmeler ile ilgili olarak gönderilen sualnameleri cevaplandıran 12 uzmandan biriyim.

 

“Uluslararası Ekonomi: Teori ve Politika”, “Türkiye Ekonomisi: Cumhuriyetin İlanından Günümüze Yapısal Değişim”, “Avrupa Birliği”, “Türkiye Avrupa İlişkileri: Bir Çıkmaz Sokak” ve “Uluslararası Kuruluşlar” başlıklı temel ders kitaplarım dahil yayınlanmış 24 kitabım, 300’den fazla makalem, 12 ortak ve 3 çeviri eserim vardır. Beş ders kitabım (642-908 sayfa aralığında) 42 baskı yapmıştır. Tüm üniversitelerde ders kitabı ve yardımcı kitap olarak okutulmaktadır.

 

Ortak yazarlı bir ders kitabım TÜBA üniversite ders kitapları 2012 yılı telif ve çeviri eser ödülü olmak üzere 6 “bilimsel araştırma ödülüne” sahibim. Diğer araştırma ödüllerim şunlardır: 1984: Enka Vakfı, “Türk Ekonomisinin Dünya Ekonomisine Entegrasyonu,” Bilimsel Araştırma Yarışması Üçüncülük Ödülü, 1982: Türkiye Milli Kültür Vakfı: Teşvik Armağanı, Dal: İktisat, 1981: İktisadi Kalkınma Vakfı, “AET ile İlişkilerimizin Atatürkçü Ekonomik Politika Açısından Değerlendirilmesi,” Behçet Osmanağaoğlu İnceleme Yarışması Birincilik Ödülü, 1979: Pamukbank, “Dışsatımın Özendirilmesinde Ticari Bankalarımızın Yeri” Bilimsel Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü.

 

ABD ABI Enstitüsü’nün Yılın Eğitimcisi (Man of the Year 2011) ödülü sahibiyim. Özgeçmişim WHO’s WHO Dünya, Asya ve Türkiye baskılarında yer almıştır. (Who's Who in Asia 2012, Asya’da Kim Kimdir 2’nci baskı, 01/11/2011, Who's Who in the World 2011, Dünyada Kim Kimdir, 28’nci baskısı, 03/12/2010, Günümüz Türkiyesi'nde Kim Kimdir, 01/05/2005). Özgeçmişim Turkischer Biographiscer Index/Turkish Biographical Index’te (2004, s.563) yer almıştır. Google Akademik’te 1.070 (05.02.2018) atıfım vardır.

 

Eskişehir Sanayi Odası, Eskişehir Ticaret Odası, İstanbul Sanayi Odası, Ankara Ticaret Odası, Ankara Sanayi Odası, Kayseri Sanayi Odası, İşveren Dergisi, İktisadi Kalkınma Vakfı Dergisi gibi oda dergilerinde yazılarım yer almıştır. Türkiye’de yayınlanan çok sayıda bilimsel derginin hakem heyetinde yer almaktayım. Ders kitaplarım: 42 baskı yapmış olup 3.884 sayfadır.

 


Rogg & Nok Sanal Hafıza Bölümü Haber Servisi:- Rogg & Nok Din Yolu İle Sömürülen Türkiyenin Düştüğü Durumu Araştırma Grubu....

E-Posta ile gönderilen veya direk Web sitesine yayınlanması için gönderilen yazı, fotoğraf gibi tüm demokratik protesto, bilgi, haber, yorum ve sosyal/siyasal içerikli paylaşımlar TC Anayasasının;
MADDE 25: "Düşünce ve Kanaat Hürriyeti";
MADDE 26: "Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti"
kapsamında Web sitemizde yapılmıştır.
Kişisel veya kurumsal Demokratik düşünce ve kanaatlerimiz engellenmesi ve/veya şiddet/baskı altına alınması, bu nedenle
"Yazar olan biz Hakkımızdaki veya kullanıcıların kullandıkları web sitesindeki yayınlanan haberler dolayısı ile olası her türlü anti-demokratik yasal girişimi",
TC Anayasası, AİHM ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kapsamında, her türlü yasal haklarımız saklı kalmak üzere, peşinen reddederiz…

OKUYUCU YORUMLARI

UYARI:Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.(Yorum Yapanın Taahütü)Yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Ad Soyad
E-Posta
Yorum
Copyright ©2010 - Tüm hakları saklıdır.
PHP Haber Sitesi Türkiye Tasarım
Rogg&Nok Haber- Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Ve kaynak gösterilmeden Alıntı Yapılamaz. Yayınlanan Tüm Haber Ve Açıklamalar İlk Kaynaktan Ulaştırılan Açıklamalardır. Sitemiz Bu Açıklamalara Ekleme Veya Müdahelede Bulunmadan Yayınlar. Yorum,Makale, Sizden Gelenler Bölümündeki Yazılardan Yazanlar Sorumludur. Harici Bilgiler Ayrı Bir Sayfada Açılır. Rogg&Nok Haber Bu Linkler Ve İçeriklerinden Sorumlu Değildir.Her Türlü Haber Ve İletişim İçin roggnok@gmail.com Adresini kullanabilirsiniz. Sitemizden Daha İyi Yararlanabilmek için Gizlilik İlekeleri Ve Yayın Prensiplerimzi Okuyunuz. Ekonomik Veriler Bilgilendirme Amaclidir.Kullanimindan Dogacak Sorunlardan Sitemiz Sorumlu Degildir.