27 Mayıs 2020
Üye Girişi
Üye Girişi
×
Türk Vatandaşları Üye Olabilir
[Turkish CitizensCan Be Members Of]
Güvenlik Kodu:
Guvenlik
http://www.bagimsizozgurmedya.com
http://www.bagimsizozgurmedya.com
YAYCI OLAYININ ARKA PLANI
1 2 3
ANKET
Bu kullandığınız site kapatılsın mı?
CIP 0 - CRZ 0
Evet
31
Hayır
907
Çekimser
6
Fikrim yok
5

Toplam Oy:949

SON YORUMLAR
» Vatandaş Şahap Osman ARAS: YUNAN İŞGALİ’NİN 101.YILI?

Vatandaş Şahap Osman ARAS: YUNAN İŞGALİ’NİN 101.YILI?

YUNAN İŞGALİ’NİN 101
Paylas
Vatandaş Şahap Osman ARAS: YUNAN İŞGALİ’NİN 101.YILI?
Narko-Terör Ve Bağlantıları - 15 Mayıs 2020, Cuma 12:19:13
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

YUNAN İŞGALİNİN 101.YILI

Yunanistan, İtilaf Devletlerinin tüm baskı ve teşviklerine rağmen 1917 yılına kadar Birinci Dünya Savaşına katılmayarak, tarafsız kalmıştı. Çünkü, Kral Konstantin’in Eşi (Kraliçe Sophie) Alman İmparatoru 2’nci Wilhelm’in kız kardeşi idi. İngiltere ve Fransa, Çanakkale Cephesine asker göndermesi için, “İzmir’i vermeyi” Yunanistan’a vaat ettikleri halde Kral Konstantin “tarafsızlık politikasını” sürdürdü. Ancak, Yunanistan Başbakanı Elefterios Venizelos (1864-1936) aynı görüşte değildi. İtilaf Bloğunda savaşa katılmayı “Megali İdea” emelleri için gerekli görüyordu. Bu ikilem devam ederken, Bulgaristan’ın İttifak Bloğu safında savaşa katılması üzerine, İngiltere ve Fransa Haziran 1917’de Selanik'e asker çıkardı. Başbakan buna tepki göstermeyince, Kral onu görevden uzaklaştırdı. Venizelos Selanik'e kaçarak orada “uydu” bir Hükümet kurdu. Sonra da, İngiliz ve Fransız askerlerini önüne katıp Atina’ya yürüyünce, Kral tahtını Oğlu Aleksandr'a bırakmak zorunda kaldı. Yunanistan böylece İtilaf Bloğuna katılarak, 26 Ekim 1917’de savaşa girdi.

 

Almanya’nın liderliğindeki “İttifak Bloğunda” yenilgiyi ilk kabul eden devlet Bulgaristan oldu. Bulgarlar, 28 Eylül 1918 tarihinde “mütareke (ateşkes)” anlaşması imzalayarak; Osmanlı Devletinin müttefikleri ile bağlantısını kopardılar… 4 Ekim'de Almanya, 5 Ekim'de Avusturya-Macaristan İmparatorluğu da “ateşkes” kararı verince; Birinci Dünya Savaşı “İtilaf Bloğu”nun galibiyetiyle sonuçlanmış oldu. Bunun ardından, Osmanlı İmparatorluğu da 30 Ekim 1918 günü, Limni Adası’nın Mondros Limanında “ateşkes” anlaşmasını imzalayarak, yenilgiyi kabul etmek zorunda kaldı. Ancak, İtilaf Devletleri devletlerarası hukuk kurallarını çiğneyerek, Osmanlı Devleti ile imzaladıkları “ateşkes anlaşmasını” (kayıtsız-koşulsuz) bir teslim antlaşması gibi uygulamaya koydular. Anlaşmanın 7nci Maddesini kötüye kullanarak, yurdumuzun en önemli bölgelerini işgal ettiler ve de Doğu İllerimizi Ermenistan’a vermek istediler.

 

13 Kasım 1918’de Osmanlı Başkenti İstanbul'dan başlayan bu işgaller, Milletimizin yüreğinde derin yaralar açıyordu. Fakat en acısı, güzel İzmir'imizin, 400 yıldan fazla Osmanlı Devletinin yönetiminde kalan Yunanistan tarafından 15 Mayıs 1919’da işgal edilmesi oldu. Hazırlıklar 5 ay öncesinden başlatılmıştı. 24 Aralık 1918’de “Leon” adlı Yunan savaş gemisiyle İzmir'e gelen Mavrudis, Yunan Konsolosluğuna yerleşerek, İzmir ve Ege Bölgesindeki yerli Rumları gizlice örgütlemeye başladı. Bir yandan da, “Megali İdea” emellerini engelleyen Vali Rahmi Bey’in görevden alınması için çalışıyorlardı. Sonuçta, Rahmi Bey “İttihat ve Terakki Partisi” yandaşı olduğu gerekçesiyle, teslimiyetçi Sadrazam Damat Ferit Hükümeti tarafından İstanbul'a çağırıldı. 30 Ocak 1919 günü (diğer İttihatçılar’la birlikte) tutuklanarak, Bekirağa Bölüğüne hapsedildi…Rahmi Beyin görevden uzaklaştırdığı (Osmanlı vatandaşı) Hrisostomos ise, İzmir Metropoliti olarak İzmir’e döndü ve Yunan Hükümetince görevlendirilen Mavrudis’in ekibine katılarak, vatana ihanetini sürdürdü.

 

Rahmi Bey’in yerine İzmir Valiliği görevine “vekâleten” atanan 17’nci Kolordu Komutanı (Sakallı) Nurettin Paşa, Yunan ve yerli Rumların gizli çalışmalarını izleterek, işgale karşı önlemler almaya çalışıyordu. Bu amaçla; İzmir, Manisa(Saruhanlı), Aydın ve Denizli Sancaklarından seçilen temsilcilerle, İzmir’de bir “Redd-i İlhak Kongresi” düzenledi.(Osmanlı Devletindeki idari taksimata göre; “AYDIN VİLAYETİ” İzmir merkez sancağı ile Manisa, Aydın ve Denizli Sancaklarından oluşuyor; İzmir’deki Vali tarafından yönetiliyordu) İzmir Müftüsü Rahmetullah Efendi ile Denizli Müftüsü Ahmet Hulusi Efendi de kongreye katılan temsilciler arasında idiler…Ne var ki, teslimiyetçi “İtilaf ve Hürriyet Partisi” iktidarı bu durumdan hoşnut olmayarak, 22 Mart 1919 tarihinde Nurettin Paşa’yı da görevden aldı. Valiliğe İzzet Bey, 17’nci Kolordu Komutanlığına Ali Nadir Paşa getirildi. Böylece, işgale direnen bütün yöneticiler saf-dışı edilmiş oluyordu.

 

YUNAN İŞGALİ

Birinci Dünya Savaşında yenilen “İttifak Bloğuna” karşı savaş ilan etmiş bulunan “İtilaf Bloğundaki” 32 Devletin temsilcileri, “Barış Konferansı” için 18 Ocak 1919 tarihinde Paris'te toplandılar. Yunanistan Başbakanı Elefterios Venizelos ile,

 

küresel silah tüccarı Muğla doğumlu vatan haini Basil Zahorof’un (1848-1936) yürüttüğü yoğun “kulis” faaliyetleriyle; Konferansa ev sahipliği yapan Fransa Başbakanı Clemenceau (Klemenso) “İzmir ve Civarının Yunanistan’a verilmesi” için ikna edildi. Anadolu’da yayılmacı emelleri olan İtalya'nın muhalefetine rağmen, Yunan işgaline izin verildi. Bunun üzerine; iki Piyade Alayı, bir Efzon Alayı ve iki Topçu Taburundan oluşan, Albay Nikoloas Zafirios komutasındaki 1.Piyade Tümeni, 13 Mayıs 1919 günü Selanik/Elefteron Limanında nakliye gemilerine bindirilerek, Ege Denizi’ne açıldı. İlk durak, Midilli Adası idi.

 

Yunan konvoyunun güvenliği, Osmanlı Devletiyle “Mondros Mütarekesini” imzalayan İngiliz Amirali Calthrope komutasındaki “İtilaf Donanması” tarafından sağlanıyordu. Buna ilaveten; Fransızlar Foça'ya, İtalyanlar Karaburun'a, İngilizler Kösten Adası’na (Uzunada’ya) asker çıkardılar. Sahil Evlerindeki Sancakkale’ye de bir Yunan müfrezesi çıkarıdı. İşgalin siyasi yöneticisi Mavrudis, İzmir Metropoliti Hrisostomos ile birlikte, 14 Mayıs öğleden sonra Aya Fotini Kilisesinde toplanan Rum toplumu liderlerine Venizelos'un mesajını okuyarak “müjdeyi” verdi. İşgalin açıklanması ile birlikte; Aydın Vilayetinde yaşayan (İzmir-Aydın-Manisa-Denizli Sancaklarındaki) Osmanlı vatandaşı Rumların trenlerle İzmir’e taşınarak, kentteki Müslüman nüfusa baskın olması için hazırlanan sinsi plân da, yürürlüğe kondu.

 

Damat Ferit Hükümeti’nin görevlendirdiği Vali ve Kolordu Komutanından umudu kesen İzmir’liler, kendi başının çaresine bakmaya çalışıyordu. Günümüzde, Konak Kaymakamlığı binasının bulunduğu yerdeki “Sultani Mektebi” ile halen Devlet Tiyatrosunun kullanımında olan “Türk Ocağı” binası, işgale direnen vatanseverlerin karargâhı olmuştu. “Redd-i İlhak Heyet-i Milliyesi” tarafından hazırlanan bir bildiri ile Müslüman Türk halkı,15 Mayıs sabahında Maşatlık (Bahribaba)’da düzenlenecek olan mitinge çağrıldı. Bu bildiri, Anadolu Gazetesi’nin matbaasında çoğaltılarak, Sultani Mektebi (şimdiki ATATÜRK Lisesi)’nin öğrencileri tarafından dağıtıldı. İzmir Müftüsü Rahmetullah Efendi de mitinge katılarak, etkili bir konuşma yaptı. Aynı gece, “İzmir İhtiyat Zâbitleri Teavün Cemiyeti” üyesi vatanseverler, Polis Dairesinin deposuna hücum ederek oradaki silah ve cephaneyi ele geçirdiler. Sonra da, Askeri Hapishaneyi basarak, tutuklu Subayları “Milli Mücadele” için, özgürlüğe kavuşturdular.

 

15 Mayıs 1919 sabahı gün ağarırken Rumlar ve Ermeniler, karşılama için Kordon'da tertiplenmiş bulunuyordu. Gece Saat 02.00’de Midilli Adası’nın Yera Limanından hareket eden Yunan konvoyu İzmir Körfezine girerken, Averof Zırhlısından ve Limnos savaş gemisinden karaya çıkan Yunan müfrezeleri Kordon'daki Gümrük, Liman İdaresi, Telgraf Merkezi ve Polis Karakolu’nu ele geçirdiler. Tümen Karargâhı Avcılar Kulübüne yerleşmişti. Saat: 07.00 sıralarında Punta (Alsancak) İskelelerine yanaşan gemilerden çıkan Yunan askerlerini karşılayan İzmir Metropoliti Hrisostomos (1867-1922) onları takdis ederek, insanlığın tüylerini ürperten şu konuşmayı yaptı: “Bugün ecdat topraklarını yeniden fethetmekle, İsa’nın en büyük mucizesini göstermiş oluyorsunuz. Bu uğurda ne kadar Türk kanı dökerseniz, o kadar sevaba girmiş olacaksınız. Ben de bir bardak Türk kanı içmekle, onlara karşı kin ve nefretimi teskin etmiş olacağım”

 

Takdis töreninin ardından, üç Yunan Alayı (Mavrudis’in hazırladığı işgal plânına göre) Türk Mahallelerine doğru harekete geçti. Karantina Semtini işgal edecek olan 1/38’nci Efzon Alayı, Kordon’daki Rum ve Ermenilerin sevinç gösterileri arasında, Saat: 11.00 sıralarında Hükümet Konağına varmış bulunuyordu.. Bu sırada, kalabalığın arasından sıyrılan ve asıl adı Osman Nevres olan, Gazeteci Hasan Tahsin (1888-1919) tabancasını ateşleyerek, iki Efzonu devirdi. Kendisi de, defalarca süngülenerek, Şehadete erdi. Bunu izleyen kargaşada ; Yunan askerleri Müslüman halkın üzerine yaylım ateşi açtılar. 48 saatte iki binden fazla vatandaşımızı şehit ettiler...Şehit Gazeteci Hasan Tahsin’in mübarek nâşını ise, bir arabaya bağlayıp, yerlerde sürükleyerek teşhir ettiler.

 

Keza, 17’nci Kolordu’nun Asker Alma Heyeti Başkanı Kurmay Albay Süleyman Fethi Bey başta olmak üzere, esir aldıkları askerlere en ağır hakaretleri yaparak, bir çoğunu şehit etmişlerdir...Bu kadarla yetinmeyen Yunan siyasileri ve komutanları;

 

 

(ABD Başkanı Woodrow Wilson tarafından 8 Ocak 1918 tarihinde yayınlanan “ilkeleri” istismar ederek, azami toprak kazanmak amacıyla) Anadolu’da işgal ettikleri her yerde yerli Rumları “çoğunluk”, Türkleri “azınlık” konumuna düşürebilmek için, halkımızı insafsızca kırdırmışlardır…Prof. Dr. Mustafa Turan, Yunan vahşetini sayısal olarak tespit eden, en kapsamlı çalışmayı yapmış ve belgelendirmiştir.

Bknz: “YUNAN MEZALİMİ” Atatürk Araştırma Mrk. Yyn, Ankara-1999)

 

SONRASINDA NELER OLDU ?

Batı emperyalizminin, özellikle de, İngiltere’nin maddi-manevi tüm desteğiyle “Megali İdea (Büyük Ülkü)” emellerini gerçekleştirmek için Anadolu'ya saldıran Yunan ordusu ve siyaseti, 13 Eylül 1921’de TBMM’nin merkezi Ankara’nın batısındaki Sakarya Mevzilerinde durduruldu…26 Ağustos 1922 sabahı Afyon/Kocatepe’den başlatılan taarruzumuz, 30 Ağustos günü, Dumlupınar kuzeyindeki “Başkumandan Meydan Muharebesinde” kazandığımız “Büyük Zafer”le sonuçlandı. İstiklâl Savaşımızın “stratejik hedefi” olan güzel İzmir’imiz 9 Eylül 1922’de Yunan işgalinden kurtarılarak, özgürlüğüne kavuştu. Yunan ordusunun artıkları ise 16 Eylül’de Çeşme'den, 18 Eylül’de de Gemlik'ten gemilere doluşarak, defolup gittiler.

 

Ancak, hüsranla sonuçlanan “Küçük Asya Macerası, Yunan halkına çok pahalıya mal oldu. Yunanistan, İkinci Dünya Savaşı’nın sonuna kadar, bir türlü siyasi istikrara kavuşamadı. 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Barış Antlaşmasına göre, Türkiye’ye “savaş tazminatı” ödediler. Bu felaketin baş aktörü Elefterios Venizelos ise, defalarca iktidara gelip-gittikten sonra, Necip Milletimizin dostluğuna dört elle sarıldı. 12 Ocak 1934 tarihinde Norveç’teki “Nobel Barış Ödülü Komitesine” bir mektup göndererek; Gazi M.Kemal ATATÜRK’e “barış ödülü verilmesini” önerdi.

 

11 Eylül 1933’de Dışişleri ve Ekonomi Bakanlarıyla Ankara’ya gelen Yunanistan Başbakanı Çaldaris; Türkiye Cumhuriyeti ile “Dostluk ve Ticaret” Antlaşması imzaladı. Eğer, günümüze kadar bu antlaşmaya sadık kalsaydılar; Ege Denizi, Türk ve Yunan Halkları için “barış ve dostluk denizi” olur, dünya barışına büyük katkılar sağlanırdı…Maalesef öyle olmadı. Yunan siyasetçileri iç politikadaki başarısızlıklarını halklarımıza ödetmek için, her yolu denediler. Anadolu’muz, Sakarya’ya kadar yakılıp-yıkıldığı halde… 24 Eylül 1998’de Yunan Parlamentosunda kabul edilen bir kanunla (14 Eylül 1922 tarihini) KüçükAsya Elenleri’nin Türk Devleti tarafından soykırıma uğratılmasının Milli Anma Günü ilan ettiler.

 

Yetmedi; “500 bin Rumun soykırıma uğratıldığı” iftirasını, ders kitaplarına da koydular. Oysa, Osmanlı Devletinde 1914 yılı başında (savaştan önce) düzenlenen sayıma göre; 1.625 bin civarında Rum nüfusumuz vardı…24 Temmuz 1923 Lozan Barış Antlaşmasından 6 ay önce, 30 Ocak 1923 günü Lozan’da kabul edilen “Türk-Yunan Mübadele Anlaşması”na göre; (İstanbul’da ikamet eden Rumlar ve Batı Trakya’daki Türkler mübadeleden hariç tutularak) 1.200 bin civarında Ortodoks/Rum ile 500 bin civarında Müslüman/Türk karşılıklı olarak göç ettirilmiştir. “Mübadele” elbette ki, kolay olmamıştır. Ancak, böyle bir önlem alınmamış olsaydı; Ege Denizi’nin her iki yakasında pek çok kıyım ve felaketler yaşanabilirdi.

 

İZMİR/NARLIDERE ŞEHİTLİĞİNDE YATANLAR

Günümüzde, Narlıdere Belediyesi Kültür Merkezi’nin karşısındaki Şehitlikte, 15 Şehidimiz yatmaktadır. Bunlardan altısı, Birinci Dünya Savaşında İngilizlerin denizden Yenikale’deki tahkimatımıza açtıkları ateş sırasında Şehit düşmüşlerdir. Diğerleri, Yunan işgalinde Şehit düşen, 17’nci Kolordu mensuplarıdır. Kimlikleri; Albay Süleyman Fethi, Yarbay Mehmet Şükrü (Kolordu Baştabibi), Kıdemli Yüzbaşı Ahmet (Eczacı), Kıdemli Yüzbaşı Necati, Kıdemli Yüzbaşı Nazmi, Üsteğmen Faik, Alay Kâtibi Fethi, Mümeyyiz Nadir, Mümeyyiz Ahmet Beylerdir. Bu Şehitlikte, ayrıca bazı sivillerin de mezarları bulunmaktadır…15 Mayıs’ta süngülenerek, ağır yaralanan Kurmay Albay Süleyman Fethi Bey, kaldırıldığı İtalyan Hastanesinde 23 Mayıs 1919

günü şehadete kavuşmuştur. Cenazesi, önce (Konak İlçe/Namazgâh Semtindeki) “Emir Sultan Türbesi” avlusundaki hazireye defnedilmiş: Ege Ordusu Komutanlığının talebi üzerine, 1981 yılında Narlıdere’deki Şehitliğe nakledilmiştir.

 

15 MAYIS POLİS ŞEHİTLERİ

Askerlerimiz gibi, güvenlik güçlerimiz de Yunan’ın ilk hedefi olmuşlardır. İşgal gününde, altı emniyet mensubu şehadete ermiştir. Kimlikleri: (38 Sicil No.lu) Komiser Muavini Hüseyin; (387 No.lu) Polis Memuru Hüseyin Avni; (456 No.lu) Polis

Memuru M.Fahrettin; (470 No.lu) Polis Memuru M.Fahri; (230 No.lu) Polis Memuru Kemal ve (Sicil No.su belirlenemeyen) Polis Memuru Ali beylerdir… 15 Mayıs günü şehit düşenler ile, diğer yıllardaki Polis Şehitlerimizin kimlikleri Cumhuriyetimizin 10’uncu yılında (1933’de) dikilen: “SELVİLİ MESCİT ANITINDA” yazılıdır. Adı geçen Anıtın açılışı, zamanın İzmir Valisi, merhum Kâzım Dirik tarafından yapılmıştır. Ziyaretçiler; Basmane’yi Yenişehir’e bağlayan Gaziler Caddesinde, Oğuzlar Mahallesi Muhtarlığının önünden 1282 No.lu Sokağa girerek, İbn-i Sina Ortaokulu’nun bitişiğindeki bu Anıta ulaşabileceklerdir. Tüm Şehitlerimizi rahmetle anıyoruz.

 

(*) Şahap Osman ARAS, Tarihçi Yazar (2020-İzmir)

 

 

 

 


Rogg & Nok Haber Servisi:- Rogg & Nok: Türk Vatandaşları soruyor...

E-Posta ile gönderilen veya direk Web sitesine yayınlanması için gönderilen yazı, fotoğraf gibi tüm demokratik protesto, bilgi, haber, yorum ve sosyal/siyasal içerikli paylaşımlar TC Anayasasının;
MADDE 25: "Düşünce ve Kanaat Hürriyeti";
MADDE 26: "Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti"
kapsamında Web sitemizde yapılmıştır.
Kişisel veya kurumsal Demokratik düşünce ve kanaatlerimiz engellenmesi ve/veya şiddet/baskı altına alınması, bu nedenle
"Yazar olan biz Hakkımızdaki veya kullanıcıların kullandıkları web sitesindeki yayınlanan haberler dolayısı ile olası her türlü anti-demokratik yasal girişimi",
TC Anayasası, AİHM ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kapsamında, her türlü yasal haklarımız saklı kalmak üzere, peşinen reddederiz…

OKUYUCU YORUMLARI

UYARI:Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.(Yorum Yapanın Taahütü)Yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Ad Soyad
E-Posta
Yorum
Copyright ©2010 - Tüm hakları saklıdır.
PHP Haber Sitesi Türkiye Tasarım
Rogg&Nok Haber- Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Ve kaynak gösterilmeden Alıntı Yapılamaz. Yayınlanan Tüm Haber Ve Açıklamalar İlk Kaynaktan Ulaştırılan Açıklamalardır. Sitemiz Bu Açıklamalara Ekleme Veya Müdahelede Bulunmadan Yayınlar. Yorum,Makale, Sizden Gelenler Bölümündeki Yazılardan Yazanlar Sorumludur. Harici Bilgiler Ayrı Bir Sayfada Açılır. Rogg&Nok Haber Bu Linkler Ve İçeriklerinden Sorumlu Değildir.Her Türlü Haber Ve İletişim İçin roggnok@gmail.com Adresini kullanabilirsiniz. Sitemizden Daha İyi Yararlanabilmek için Gizlilik İlekeleri Ve Yayın Prensiplerimzi Okuyunuz. Ekonomik Veriler Bilgilendirme Amaclidir.Kullanimindan Dogacak Sorunlardan Sitemiz Sorumlu Degildir.