11 Aralık 2017 Pazartesi 14:26:22
» 16.11.2017 tarihinde: Tayyipistan olduğuna göre; işte ufak tefek guguk garabetleri...

16.11.2017 tarihinde: Tayyipistan olduğuna göre; işte ufak tefek guguk garabetleri...

...
Paylas
http://www.bagimsizozgurmedya.com
16.11.2017 tarihinde: Tayyipistan olduğuna göre; işte ufak tefek guguk garabetleri...
http://halkgonulluleri.com/halk-tv-seti.asp
Türkiye - 16 Ocak 2018, Salı 14:22:22
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

...

Saygın okurlarımız,

 

 

Haberler ve haberler; İşte bazı haberler vardır ki onlar gündeme düşünce okunur ve unutulur.

 

 

Tayyipistan halkı her şeyi çabuk unutuyor ve haberleri haber gibi değil roman gibi okuyor başka bir roman gelince bu romanı okumak için oluduğu içn olacak hemen unutuyor...

 

 

Bizde Haberleri karıştırarak size biraz fikir jimnastiği olsun, düşünce fırtınaları essin diye önden özet verelim zaten sizler özeti okuyup diğerlerini okumuyorsunuz demeyelim acaba?

 

Ama okuyan okusun okumayan romanın özeti ile yetinsin zaten hep onu yapmıyor muyuz? okumakdansa okumayıp, özeti bize yetiyor...

 

Evet,

 

 

Gezi protestoları sırasında polisin attığı gaz fişeğiyle yaşamını yitiren Berkin Elvan'ın ölümüne ilişkin davanın üçüncü duruşması görüldü. Sanık polis F.D.'nin tutuklanması yönündeki talebi reddeden mahkeme, davayı 13 Aralık'a erteledi.

 

 

Bu arda İstanbul'da bir müzayede şirketinin düzenlediği, internet üzerinden de teklif verilebilen efemera ve obje müzayedesinde, aralarında Deniz Gezmiş'in orijinal idam hüküm belgesinin de bulunduğu çok sayıda eser online satışa sunuldu. İlk olarak 5 liradan satışa çıkan karar, şu an 15 bin liraya alıcı buluyormuş bununda aşağıda aratacağız...

 

 


Uzun zamandır fazla sesi duyulmayan Metin Feyzioğlu, KHK ile çıkarıldıkları işlerine dönmek için 200 günü aşkın süredir açlık grevinde olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için "Nuriye ile Semih'i evlat edinecek bir sempati içinde olmamı kimse benden beklemesin" dedi. Feyzioğlu, tutuklanan avukatlar için de dikkat çekici açıklamalar yaptı.

 

 

 

Din sömürücü yönetimden Reza Zarrab açıklaması geldi; Bir süredir kendisinden haber alınamaya FETÖ örgüütnü öven biri Baş boş bakan Yardımcısı olunca bu kişilik haber oldu.

 

 

Evet bu kişilik Bekir Bozdağ, bakın neler yumurtlamış, "ABD’den bir sözlü cevap gelmiştir ve Rıza Sarraf’ın sağlık durumunun iyi olduğu belirtilmiştir" dedi.

 

 

Acaba sahiden sağlık durumunu merak mı ediyor yoksa...

 

 

Her Neyse burası Tayipistan...

 

Sabah saatlerinde New York Güney Bölgesi Başsavcılığı kaynaklarına dayandırdığı haberinde Türkiye ve İran vatandaşı işadamı Rıza Sarraf'ın hala tutuklu bulunduğunu aktarılmıştı...

 


Zeynep Altıok, İstanbul Beykent Adem Çelik İlköğretim Okulu'nda görevli bir sınıf öğretmeninin 'İrem' ismini yasakladığı iddiasını Meclis gündemine taşıdı.

 

 

Birde Müjdat Gezen Sanat Merkezi'ni kundakladığı gerekçesi ile tutuksuz yargılanan Mehmet Ali Aligül'e, 'Yakarak mala zarar verme' suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezası verildi.

 

 

Birazda trajikomik olgu vardı Kadın sırtından odunu karnıdan bebeği eksiik etme diyen bir müftü bozuntusu var buda guguk garabeti; Müftülere nikah kıyma yetkisinin yürürlüğe girmesinin ardından bir müftü ilk kez resmi nikah kıydı. Müftü, kendisinin 8 çocuğu olduğunu söylerken, çifte de 5 çocuk yapmasını tavsiye etti.

 


Babası belli olmayan Anasını rafa kaldırılan yasa Mahkemesi, Narko-terör örgütlerinin din sömürücü yönetim arasında kuryelik görevi üstlenen burası Tayyipistan olduğuna göre nerenin ve hangi ülkenin milletvekili olduğu kestirilemeyen Gülsel Yıldırım'ın tutukluluğunun hukuki olmadığına dair başvuruyu bu ortamda akılları karıştığından ve diğer önceden dostları olan ve ülkeyi bölen dini siyasetçilerin yönetimi altında olduklarından ne yapacaklarını talimatlarla aldıkları bilinen kişiler siyasetçi olan din sömürücü kişilerle karşı karşıya kalmama için bu dilekçeyi reddetti.

 

 

Belki doğru belki yanlış ama şu andaki hukuk Guguk olduğundan bu olgunun doğruluğu ve yanlışlığı tartışma konusu olması için haber yapılmış.

 

 

Aslında guguk olmayan hukuk bu tartışmalara sebep olmaması gerekir. çünkü delil ve somut kanıtlarla suçlama veya suçu olmadığı kanıtlanmalıdır.

 

 

Yani çağdaş hukuk sisteminde bu kararlar tartışılmaz.

 

 

Ama burası Tayyipistan'sa bu kararlar tartışılır....

 

 

Güven duyulmaz...

 

 

Buda bir ülkenin dışarıda nasıl bir politik siyasi olarak yıkımına ve tehdit altıda kalmasına sebep olur....

 

 

Yorumsuz bu haberleri veriyoruz, kararı sizlere bırakıyoruz çünkü bir kişinin bildiği sır iki kişini bildiği medyadır...

 

 

Bu olası haberleri yayınlandığı biçimde verirken sırlar ve bilgilerin bazılarının açıklayamıyoruz o yüzden sizin inisiyatifinize bazı yorumları bırakıyoruz...

 

Romanımız işte;

 

Adliye çevresinde polisin yoğun güvenlik önlemi aldığı duruşma öncesinde, davayı izlemeye gelenlerle birlikte adliyeye gelen herkes arandı. Berkin Elvan'ın annesi Gülsüm Elvan ve babası Sami Elvan da polis tarafından arandıktan sonra adliye binasına girdi. Duruşma salonuna girenlerin bir kez de içeride üst araması yapıldı.

 

 

İstanbul Adalet Sarayı'nda bulunan İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, 'olası kasıtla öldürmek' suçundan müebbet hapis istemiyle tutuksuz yargılanan sanık polis F.D. Van'dan Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. 

 

Ancak Van'da elektrik kesintisi nedeniyle SEGBİS bağlantısı bir süre yapılamadı. SEGBİS bağlantısı kurulduktan sonra duruşmaya devam edildi.

 

TRT: GÖRÜNTÜ İYİLEŞTİRME İÇİN ALTYAPIMIZ UYGUN DEĞİL

 

Mahkeme Başkanı Canel Rüzgar, olaya ilişkin görüntülerin iyileştirilmesi için TRT'ye gönderilen yazıya kurumdan gelen cevap yazısında, 'Eski dönemlere ait görüntülerin iyileştirilmesi hususunun filmler için geçerli, CD ve kasetlere aktarılan veya güvenlik kamerası gibi teknik cihazlardan alınan görüntülerin iyileştirilmesi ve netleştirilmesinin teknolojik altyapısının uygun değil' dendiğini aktardı. 

 

TÜBİTAK RAPORU ULAŞTI

 

Dava dosyasına, olaya ilişkin görüntüler üzerinde 'sis-pus giderme' programı ve görüntü parlaklık-karşıtlık ve keskinleştirme, büyütme filtresi uygulanarak iyileştirme yapıldığı belirtilen TÜBİTAK raporu ulaştı.

 

'RAPOR UTANÇ VERİCİ'

 

Elvan ailesinin avukatı Can Atalay, "Bu rapor utanç verici. TÜBİTAK raporunda iyileştirme olmadığı açık. İyileştirmek bir yana tamamen bozmuş ve delilleri karartmış" dedi. Atalay ayrıca, mahkemeye gönderdiği yazı nedeniyle TRT çalışanları hakkında suç duyurusunda bulunulmasını istedi.  

 

Sanık F.D'nin avukatlarından ise Didem Boz ise SEGBİS'teki sorundan kaynaklı duruşmanın ertelenmesini ve sanık F.D'nin duruşmalardan vareste tutulmasını talep etti.  

 

 

SANIĞIN TUTUKLANMASI TALEBİNE RET 

 

Mahkeme heyeti, sanığın duruşmalardan vareste tutulması talebini tanık dinleneceği gerekçesiyle, tutuklanması yönündeki talebi de duruşmaları takip etmiş olması nedeniyle reddetti. TRT çalışanları hakkında suç duyurusunda bulunulması talebini de reddeden heyet, davayı 13 Aralık'a erteledi. 

 

 

İstanbul'da bir müzayede şirketinin düzenlediği efemera (gündelik eşya koleksiyonu) ve obje müzayedesinde, aralarında Deniz Gezmiş'in orijinal idam hüküm belgesinin de bulunduğu çok sayıda eser internetten de satışa sunuldu.

 

5 LİRADAN AÇILIŞ

 

Pera Mezat Müzayedecilik tarafından Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın kesinleşmiş idam hükmünün ıslak imzalı orijinal evrakı, internetten de online takip edilen müzayedede 5 lira açılış fiyatından satışa sunuldu.

 

Mustafa Kemal Atatürk'ün fotoğrafları ile Ahmet Kaya'nın annesine yaptığı boncuklu cüzdan gibi ilginç objelerin de yer aldığı müzayede, 18 Kasım saat 13.00'te sona eriyor.

 

Pera Mezat Müzayedecilik Genel Koordinatörü Cem Özkan, müzayedenin internet ortamında da takip edilmesi nedeniyle çok fazla eserin satışa sunulmadığını belirtti.

 

MENDERES VE DEMİREL'İN KALEMLERİ DE SATIŞTA

 

Özkan, müzayedede ayrıca, 2 Mayıs 1954 genel seçimini kazanan Demokrat Parti Genel Başkanı ve Başbakan Adnan Menderes'in, birini de TBMM Başkanı Refik Koraltan'a hediye ettiği sınırlı sayıda üretilen altın kaplama tükenmez kalem ile Süleyman Demirel imzalı iki dolma ve tükenmez kalem, porselen fincan ve tabaklar, fotoğraf ve Osmanlıca belgeler ile çeşitli objelerden oluşan eserlerin bulunduğunu bildirdi. Özkan, müzayedeye ekonomik anlamda her kesimden insanın katılması ve kültür hareketliliğinin oluşturulması amacıyla eserlerin açılış fiyatının 5 lira olarak belirlendiğini kaydetti.

 

'FİYATLARI SABİT TUTTUK'

 

Cem Özkan, "Her kesimden vatandaşımız, öğrenci, öğretmen, işçi, memur, sanatçı veya ev hanımı fark etmiyor. Koleksiyona ve eski eserlere meraklı her insanın açık artırmaya katılımlarını sağlamak için fiyatları sabit tuttuk. Mutlaka herkesin alabileceği bir obje çıkacaktır. Önemli olan koleksiyon tutkusunun tüm insanlara ulaştırılması" dedi. 

 

 

İDAM KARARI 15 BİN LİRADA

 

Müzayedenin 18 Kasım'da sona ereceğini İstanbul dışındaki meraklıların da peramezat.com adresli internet sitesi üzerinden mezatı izleyerek katılabileceklerini vurgulayan Özkan, şöyle devam etti:

 

"Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam hüküm kararlarının yer aldığı belge 5 liradan çıkmıştı. Şu anda 15 bin lira teklif gördü. Adnan Menderes'in hediye ettiği kalem ise 11 bin lira. Müzayedenin bitmesine kısa bir süre var ve eserlere olan ilginin daha da artmasını bekliyoruz."

 

RS FM’de yayınlanan Yavuz Oğhan’dan programına konuk olan Feyzioğlu, NuriyeGülmen ve Semih Özakça’nın avukatlarının tutuklanması hakkında “Nuriye ile Semih adlı açlık grevi yapan kişilerin tutuklanan avukatlarının tutuklanma gerekçesinde, Nuriye ile Semih’in avukatı olmaları yoktu. Polisin öldürdüğü DHKP-C teröristin üzerinden çıkan listede tutuklanan bazı avukatların adı geçtiği söyleniyor. Ben bu listenin değersiz olduğunu söyleyemem” ifadesini kullandı.

 

‘DEVLETİN MÜDAHALE HAKKI VAR’

 

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın açlık grevi yapmasına da değinen Feyzioğlu, devletin açlık grevindeki kişilere müdahale etme yükümlülüğü olduğunu belirterek, “Açlık grevi yapan kişi, bilincini kaybettiğinde, devletin ona ölmemesini sağlamak için müdahale etme yükümlülüğü var. Nuriye ile Semih’i evlat edinecek bir sempati içinde olmamı kimse benden beklemesin” dedi.

 

‘SİLAHA SİLAH!’

Yürütülen operasyonlara da değinen Feyzioğlu “Teröriste karşı silahla mücadele edersiniz, silaha silah!” açıklamasında bulundu. İstanbul Barosu eski başkanı Turgut Kazan’ın “Her gün atılan tweetleri okuduğumuz zaman, Türkiye Barolar Birliği Başkanı’nın başka alemlerde yaşadığını görüyoruz. O başka âlemlerde yaşarken, avukatların özgürlüğü kalmıyor” sözlerine de değinen Feyzioğlu “Turgut beyi, açıklamalarının yaklaşan baro seçimleri nedeniyle olduğunu bilecek kadar iyi tanırım. Bizi ‘avukatları savunmuyor’ diye eleştiren kişiler, gayrıciddi kişiler, baro seçimleri geldiği için pozisyon alıyorlar” görüşünü dile getirdi.

 

"Rıza Sarraf bildiğiniz gibi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır. Birkaç gündür basında Rıza Sarraf’dan haber alınamadığı yönünde haberler çıktı. Avukatı da bu yönde açıklama yaptı. Bunun üzerine Türk Hükümeti ABD’ye nota vermiştir, vatandaşımızın durumu hakkında bilgi almak için. Bazı çevreler bu notayı çarpıtıyor. Nota aslında bir diplomatik yazışma usulüdür. Bizden de bilgi almak istediklerinde başka ülkeler nota veriyorlar. Nota diplomatik yazışma usulüdür ve yapılan da budur. ABD'den bir sözlü cevap şu anda gelmiştir, Rıza Sarraf'ın sağlık durumunun iyi olduğu hakkında Dışişleri Bakanlığına bir bilgi ulaşmıştır."



'VAHİM BİR HATADIR'

 

Bozdağ, terör örgütleri DEAŞ ile PYD/YPG arasındaki anlaşmaya ilişkin ise, "DEAŞ ile gerçekte ve samimi bir mücadele yapılmıyor, bir terör örgütü diğer bir terör örgütünü yaşatmak, korumak için onunla iş birliği yapıyor. Bu iş birliği de ABD'nin gözetim ve denetimi altında yapılıyor. Bu kabul edilebilir bir durum değildir. Vahim bir hatadır. Bütün dünyanın gözü önünde onları yok etmek için ant içtiğini söyleyenler, ellerine fırsat geçmişken bu teröristleri yok etmek yerine onları koruyan, kollayan bir yaklaşım ortaya koymuşlardır. Fevkalade büyük bir hatadır, büyük bir yanlıştır ve bütün dünyanın bu vahim hatayı, yanlışı görmelerini ve bu konudaki riyakar tutumu yakından değerlendirmelerini bekliyoruz" açıklamasını yaptı.

 

Hürriyet gazetesinde çalışan ve patronunun Tramp ile ufak göbek bağı olan bu gazetede yayı yapan Uğur ERGAN imzası ile ABD Sözcülüğü notayla ilgili 14.11.2017 akşamı kısa bir açıklama yaptı.  Haberini verdi; Bu habere göre bu açıklamada yazılı notanın Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği tarafından ABD makamlarına iletildiği bildirildi.

15.11.2017 : HENÜZ YANIT GELMEDİ

 

Açıklamada, “Rıza Zarrab hakkında basına yansıyan haberler üzerine Washington Büyükelçiliğimizce ABD makamlarından resmen bir bilgi talep edilmiş olup ABD makamlarından henüz bir yanıt alınamadı. Konu takip edilmektedir” denildi.

 

Üst düzey bir kaynak da Hürriyet’e, ABD ile yürütülen yüz yüze temaslarda, Zarrab’ın hangi cezaevinde olduğunun ve can güvenliğinden endişe edildiğinin bildirildiğini söyledi.

 

ABD Adalet Bakanlığı’na bağlı Federal Cezaevleri Bürosu’nun internet sitesindeki resmi kayıtlarda, “09135-104” kayıt numaralı Zarrab’ın 8 Kasım 2017 tarihinde cezaevinden tahliye edildiği bilgisi yalanlanmıştı.

 

Davayı kovuşturan New York Güney Bölgesi Federal Başsavcılığı sözcülerinden “Zarrab hâlâ gözaltında” açıklaması gelmişti.

 
 

 

Bu gün sabah saatlerinde 16.11.2017; New York Güney Bölgesi Başsavcılığı kaynaklarına dayandırdığı haberinde Türkiye ve İran vatandaşı işadamı Rıza Sarraf'ın hala tutuklu bulunduğunu aktardı.

 

Haberde;New York Güney Bölgesi Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada, ABD'nin İran'a uyguladığı ambargoyu delme, bankacılık sahtekarlığı, kara para aklama, ABD yasalarını delmek için işbirliği yapıp komplo kurma, bankacılık sahtekarlığı ve kara para aklama suçlamalarıyla New York'ta tutuklu olarak yargılanan İran asıllı işadamı Sarraf'ın, 'federal hapishanede tutukluluk halinin sürdüğü' kaydedildi.

 

ABD Federal Hapishaneler Bürosu kayıtlarında 11 Kasım'da serbest bırakıldığı bilgisinin doğru olmadığını belirten başsavcılık kaynakları, Sarraf'ın jürili yargılamanın başlayacağı 27 Kasım öncesinde, bugün yapılacak son ön duruşması olduğunu, yargılamanın da belirlenen tarihte yapılacağını kaydetti.

 

Yukarıdaki olgular olurken yasa yapıcıları; Ekşi Sözlük'te bir yazar, oğlunun da sınıf öğretmeni olan H.P'nin, 'sahte cennet' anlamına geldiği gerekçesiyle İrem isminin sınıfta söylenmesini yasakladığını öne sürmüş, velilerin WhatsApp grubunda paylaşılan bir mesajı da bu iddiasına kanıt olarak göstermişti. 

 

'HASTA OLUP OKULA GELMEZSENİZ BEYNİNİZ KÜÇÜLÜR' 

 

Söz konusu iddiaya ilişkin Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na soru önergesi veren Akatlı, şu ifadeleri kullandı: "İddialar çok vahim. Konunun derhal açıklığa kavuşturulması gerekiyor. İddialara göre bu öğretmen İrem isminden rahatsızlık duyduğu için sınıfta öğrencisinin adının söylenmesine yasak koyuyor. Sadece bununla da kalmıyor bu öğretmen. ‘Köpek olan eve melekler giremez, bebeklerin ismini babaanne koyar başkası koyarsa günaha girer, hasta olup okula gelmezseniz beyniniz küçülür’ gibi ifadeler kullanmış. Birçok velinin konudan rahatsızlık duyarak okul yönetimine şikayet ettiği bilgisi de geldi. Bazı çocukların annelerine bu öğretmenin korkutmaları nedeniyle ‘anne okula gelirken dövmeni kapat, gözükmesin’ dediği de belirtiliyor. Bu öğretmenin derslere girmesinden sonra birçok öğrencinin de notları düşmüş."

 

'SORUŞTURMA BAŞLATILDI MI?'

 

Yılmaz'a yönelttiği sorular şöyle: “İstanbul Beykent Adem Çelik İlköğretim Okulunun 4. Sınıf öğretmeni H.P. hakkında yazılan iddialar doğru mudur? Doğruysa konuyla ilgili olarak idari soruşturma başlatılmış mıdır?

 

Konuyla ilgili olarak veliler tarafından okul yönetimine ve ilçe milli eğitim müdürlüğü ya da il milli eğitim müdürlüğüne yapılan şikayet sayısı kaçtır. Ne zamandan beri bu şikayetler devam etmektedir? Bakanlık bu konu hakkında hangi adımları atmıştır?

 

H.P. isimli öğretmenin pedagojik formasyonu bulunmakta mıdır? Varsa bu formasyonu nereden almıştır? Yoksa, öğrencilerin derslerine bu şekilde nasıl girmektedir?

 

Okullarda bu ve buna benzer olayların yaşanmaması için hangi denetimleri ne sıklıklarda ve ne şekillerde gerçekleştiriyorsunuz? Bu ve buna benzer olayların yaşanmaması ve çocuklarımızın korunması için ne tür önlemler alıyorsunuz?”

 

 

Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) tutuklu bulunan HDP Mardin Milletvekili Gülser Yıldırım'ın başvurusuna verdiği ret yanıtında şu ifadeler yer aldı:

 

"Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu 16/11/2017 tarihinde, Gülser Yıldırım tarafından yapılan bireysel başvuruda (B. No: 2016/40170), 'tutuklamanın hukuki olmadığına', 'ifade özgürlüğü ile seçilme ve siyasi faaliyette bulunma haklarının ihlal edildiğine' ve 'soruşturma dosyasına erişimin kısıtlandığına' ilişkin iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olmaları, 'yakalama ve gözaltına almanın hukuka aykırı olduğuna' ilişkin iddianın ise başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedenleriyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir."

 

Yıldırım'ın başvurusunda, "milletvekili hakkında uygulanan yakalama, gözaltına alma ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması ve soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, tutuklamaya konu suçlamaların ifade özgürlüğü ve siyasi faaliyet kapsamındaki eylemlere ilişkin olması ve tutukluluk nedeniyle milletvekilliği görevinin yerine getirilememesi nedenleriyle ifade özgürlüğü ile seçilme ve siyasi faaliyette bulunma haklarının ihlal edildiği" denilmişti.

 

AYM, BALBAY İÇİN NE DEMİŞTİ?

 

 

AYM, Ergenekon davasında 'hükümeti düşürmeye teşebbüs' suçlamasıyla 34 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırılan CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay’ın hak ihlaline uğradığı gerekçesiyle yaptığı bireysel başvuruya ilişkin kararında "Yasama faaliyetlerine katılmadıkları gerekçesiyle milletin temsil yetkisi ölçüsüzce ihlal edilmiştir" ifadelerini kullanmıştı. AYM'nin bu kararı sonrası Balbay, cezaevinden tahliye edilmişti.

 

 

HDP'li Yıldırım, Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) milletvekili olduğu dönemde de tutuklanmış, ancak AYM'nin verdiği Balbay kararına rağmen yine tahliye edilmemişti.

 


Rogg & Nok Haber Servisi:- Rogg & Nok Adalet Ve Terör Oluşumunu Araştırma Grubu

E-Posta ile gönderilen veya direk Web sitesine yayınlanması için gönderilen yazıların fotoğraf gibi tüm demokratik protesto, bilgi, haber, yorum ve sosyal/siyasal içerikli paylaşımlar TC Anayasasının;
MADDE 25: "Düşünce ve Kanaat Hürriyeti";
MADDE 26: "Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti"
kapsamında Web sitemizde yapılmıştır.
Kişisel veya kurumsal Demokratik düşünce ve kanaatlerimiz engellenmesi ve/veya şiddet/baskı altına alınması, bu nedenle
"Yazar olan biz Hakkımızdaki veya kullanıcıların kullandıkları web sitesindeki yayınlanan haberler dolayısı ile olası her türlü anti-demokratik yasal girişimi",
TC Anayasası, AİHM ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kapsamında, her türlü yasal haklarımız saklı kalmak üzere, peşinen reddederiz…

OKUYUCU YORUMLARI

UYARI:Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.(Yorum Yapanın Taahütü)Yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Ad Soyad
E-Posta
Güvenlik Kodu: Guvenlik
Yorum
Copyright ©2010 - Tüm hakları saklıdır.
PHP Haber Sitesi Türkiye Tasarım
Rogg&Nok Haber- Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Ve kaynak gösterilmeden Alıntı Yapılamaz. Yayınlanan Tüm Haber Ve Açıklamalar İlk Kaynaktan Ulaştırılan Açıklamalardır. Sitemiz Bu Açıklamalara Ekleme Veya Müdahelede Bulunmadan Yayınlar. Yorum,Makale, Sizden Gelenler Bölümündeki Yazılardan Yazanlar Sorumludur. Harici Bilgiler Ayrı Bir Sayfada Açılır. Rogg&Nok Haber Bu Linkler Ve İçeriklerinden Sorumlu Değildir.Her Türlü Haber Ve İletişim İçin roggnok@gmail.com Adresini kullanabilirsiniz. Sitemizden Daha İyi Yararlanabilmek için Gizlilik İlekeleri Ve Yayın Prensiplerimzi Okuyunuz. En İyi İnt Exp 8+ 1024x768 Görüntülenir