24 Mart 2019 Pazar 07:51:14
» 70 YIL ÖNCE BEYCELİ’DE EKONOMİK HAYAT

70 YIL ÖNCE BEYCELİ’DE EKONOMİK HAYAT - Zeki Sarıhan

Paylas
70 YIL ÖNCE BEYCELİ’DE EKONOMİK HAYAT
- 10 Ocak 2019, Perşembe 01:22:48
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

70 YIL ÖNCE BEYCELİ’DE EKONOMİK HAYAT

 

En başta teknoloji olmak üzere temel değişkenler, bütün dünyada ekonomik, sosyal ve kültürel hayat için baş döndürücü bir gelişme sağlıyor. Çin’den Afrika’nın içlerinde yaşayan toplumlara kadar bu hızlı gelişmeden en çok etkilenenler geri kalmış ülkeler. Türkiye de bunların içinde.

 

1944 doğumlu olduğuma göre bundan yaklaşık 65-75 yıl öncesine (1944-1954) dayanan Beyceli köyündeki değişimin ekonomik yönü hakkında bir denemede bulunacağım.

 

Ordu ilinin Fatsa ilçesine bağlı ve denizden 30 km. içeride kurulmuş Beyceli köyünde köylünün temel geçim kaynağı tarımdı. Hemen tamamı ailenin ihtiyaçları için tarımı yapılan ürünler gitgide azalmakla birlikte buğday, daha çok onun yerini almakta olan mısır, yem olarak ekilen yulaf, ailenin ihtiyaçları için üretilen sebzelerdi. Dokuma ve urgan için az miktarda kendir de yetiştiriliyordu.

 

Ticari olarak yetiştirilen hemen tek ürün fındıktı ve fındık bahçeleri tarla tanımının yerini almaya başlamıştı. 1930’lardaki ekonomik bunalımda fındık para etmeyince, bazı fındık bahçeleri sökülerek mısırlık haline getirilmiş. Bunlar tekrar fındıklık haline gelmeye başlamıştı. 1950’den sonra yerli mısır cinsinin yerini Amerikan mısırının alması, tarlalarda ve bahçelerde kullanılan yapay gübre ile üretim olağanüstü artmıştır.

 

Daha önceki yıllar yaylacılık da yapan ve yazın hayvanlarını yaylalara çıkaran köylüler, bu tarihlerde yaylacılığa da son veriyorlardı. Zaten her evin beslediği hayvanlar ailenin ihtiyaçları kadardı. Her evde at, eşek, katır gibi bir yük hayvanı, çift sürmek ve kağnıya koşmak için öküz, sütünden yararlanmak için bir veya iki ineği bulunurdu. Keçi, koyun, manda besleyen birkaç aile de vardı.

 

Yakacak olarak yalnız yakın ormanlardan getirilen odun kullanılırdı. Ailedeki erkeklerden biri, her birkaç günde bir oduna gitmek zorunda kalır, kışlık odun ise sonbaharda tedarik edilirdi. Her evin mutfağındaki ocak, hem yemek pişirmeye, hem ısınmaya yarar, bazı evlerde sacdan yapılma soba da kullanılırdı.

 

Bahçelerden hayvan sırtında getirilen fındık, çoğu eski buğday harmanı yapmak için kullanılan yerlerde kurutulur, çubuk ve tırpanla dövülerek tanesi ayrılır ve ilçe merkezine yük hayvanlarıyla taşınarak Fiskobirlik alım yerlerine veya tüccara teslim edilirdi. İlçe merkezi altı saat çekerdi.

 

Satın alınan mallar: Beyceli’de 1930’ların başında oldukça işlek olduğu anlaşılan bir dükkân açıldığı, bunun on, on beş yıl devam ettiği biliniyor. Bu dükkânda gaz, tuz,  bez, basma gibi mallar satılır, para çok kıt olduğundan köylüler borçlarını dükkân sahibine amelelik yaparak, fındık, yumurta, fasulye gibi ürünlerle öderlerdi.

 

Dükkâncılık 1950’den sonra gelişti. 1950’de köyde Pazar kurulmaya başlanması, iktisadi hayatı canlandırdı. Pazar yerine terzi dükkânı, kahvehane, fırın ve ayakkabı dükkânı (yapım yeri) yapıldıysa da yol çalışmasına engel olunması bu canlılığı kısa sürede öldürdü.    Gene de bazı aileler dükkâncılığa özendiyseler de bunlardan yalnız biri yaşayabildi. Burada adı “Köylü”den “İkinci”ye çevrilen sigara, tuz, gaz, bitkisel yağlar, bisküvi, lokum, kuru incir gibi şekerlemeler, yeni üretilmeye başlanan lastik ayakkabı, yazma, peştamal, bez ve basma, iğne, iplik… bulunurdu. Köylüler, idare lambası ve beş numara gaz lambası için gazı yarım veya bir şişe dolusu alırlardı. Bu malların karşılığı olarak dükkâna fındık, yumurta, fasulye verirler, birçoğu da fındık zamanı (eylülde) ödemek üzere veresiye alırlardı.

 

Sofralarda en çok bulunan yiyecekler, mısır ekmeği, mısır, lahana çorbası ve lahana sarması, bulamaç, fasulye, bulgur pilavı, kabak, bezelye, pırasa, ekmeğin ayrana doğranmasından oluşan soğukluk ve ayrana kıvırcığın doğranmasıyla yapılan salataydı. Mevsimine göre çökülce, kaldırık, ısırgan, merolcan gibi otlardı. “Kirmit” denilen dağ ve fındıklık mantarları da yenirdi.

 

Hemen her ailenin 5-10 tavukluk bir kümesi de olduğundan yumurta da yenir ancak sofralar pek az et görürdü. Bu et ya özel günlerde ve hatırlı misafirlere kesilen bir tavuk ya da ölmek üzere olan bir sığırın kesilmesiyle kavuşulan et olurdu. Köyün derelerinde küçük balıkları tutmak biliniyorsa da balık yeme kültürü hemen hemen yoktu. Yağ olarak tereyağı kullanılırken bunun yerini gitgide bitkisel yağlar almaya başladı. 1950’den sonra Ofislerde 20 kuruşa Amerikan buğdayı verilmeye başlanınca sofralarda yufka böreği, sacda pişirilen buğday ekmeği (cistil), keşkek gibi yiyecekler de yerini aldı. Lahana, fasulye ve pırasa turşuları da kışın köy sofralarının vazgeçilmezlerindendi. Tatlı olarak yalnızca sütlaç ve helva bilinirdi.

 

Tarlalar öküzle sürülür, düz olmayan yerler kazma ile kazılır, buğday orakla biçilir, mısır çapa ile çapalanırdı. Bunlar imece ile yapılır, yoksul aileler de bunun için günlüğe giderlerdi.  Gündelik ücretin tuz ile ödendiği olurdu. O dönemde çok az insanın çalışmak için gurbete gittiği olursa da 1950’den sonra çalışmak için İstanbul’a gidenler arttı. Bunların içinde ceketini satıp dönenler bulunurdu!

 

Köyde sanat veya meslek olarak şunlar vardı: Demircilik, terzilik, nalbantlık, marangozluk, semercilik, ayakkabıcılık, hızarcılık, dülgerlik, kiremitçilik, değirmencilik… Bu mesleklerin hiç biri bugün yoktur. İmamlık ve mahalle mektebi hocalığı köylüler tarafından tutulmuş kişilerce yapılır, doğumları ise köylü ebeler yaptırırdı. Köye öğretmen 1954’te gelmiştir.

 

Köyde yetişen meyveler, elma, armut, üzüm, erik, kestane, ayva, kiraz, dut,  töngel, ceviz, uvaz, incirden ibaretti. Bunların hiçbir ticari değeri yoktu. Yalnız elma, armut,  duttan pekmez yapılırdı. Arı peteği yalnız bir-iki ailede bulunurdu.

 

Köy evlerinin büyük çoğunluğu ahşaptan olduğu için elle çekilen hızarcılık yaygındı. Bazı evlerin alt katının dış duvarları taşla örülmüş olur, bu kat hayvanlara ayrılırdı. Üst katın duvarlarına çakılan merteklerin arası taşla örülürdü. Bütün köyde daha önceki yıllarda yapılmış sıvalı ve dışı badanalı yalnızca iki ev vardı. Evlerde su akmaz, bunun için güğüm ve bakraçlarla çeşmelerden taşınan su kullanılırdı.

 

Köylülerin yalınayaklıktan ve çarıktan kara lastiğe, evlerde dokunan kendir bezi don ve gömlekten fabrika ürünü giyeceklere geçtiği dönem büyük ölçüde 1950 sonrasıdır.

 

Bütün köylerimizde olduğu gibi Beyceli köyünde de son 70 yıllık iktisadi değişim baş döndürücüdür. Aradan geçen sürede aile için yapılan üretim son derece azalmış, onun yerine piyasa için yapılan üretim ve her şeyin satın alındığı bir piyasa ekonomisi almıştır. Az sayıda ailenin beslediği inek dışında hayvancılık hemen hemen ölmüş, ulaşım motorize olmuş, tarım makineleşmiştir. Köy bakkallarında kentteki marketlerde bulunan hemen her şey vardır. Mısır ekmeği bazı evlerde bazen damak zevki için pişirilmektedir. Haftanın birkaç günü mahallelere sebze kamyonları uğramakta ve kenttekilerin alabildiği her sebze ve meyveyi getirmektedir. Ekmek, süt, yoğurt, yumurta, et, meşrubat bakkallarda satılmaktadır. Mutfaklarda tüp gaz yanmakta, evlerde şebeke suyu akmaktadır. Bütün mahallelere motorlu araçlar gidebilmektedir. Bir hayli ailenin otomobili vardır. Fındık tarımından elde edilen gelir, emeklilik, sosyal yardım ve işçilik gelirlerinin yanında önemsiz kalmaktadır.

 

(10 Ocak 2019)

 

Zeki Sarıhan


E-Posta ile gönderilen veya direk Web sitesine yayınlanması için gönderilen yazıların fotoğraf gibi tüm demokratik protesto, bilgi, haber, yorum ve sosyal/siyasal içerikli paylaşımlar TC Anayasasının;
MADDE 25: "Düşünce ve Kanaat Hürriyeti";
MADDE 26: "Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti"
kapsamında Web sitemizde yapılmıştır.
Kişisel veya kurumsal Demokratik düşünce ve kanaatlerimiz engellenmesi ve/veya şiddet/baskı altına alınması, bu nedenle
"Yazar olan biz Hakkımızdaki veya kullanıcıların kullandıkları web sitesindeki yayınlanan haberler dolayısı ile olası her türlü anti-demokratik yasal girişimi",
TC Anayasası, AİHM ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kapsamında, her türlü yasal haklarımız saklı kalmak üzere, peşinen reddederiz…

OKUYUCU YORUMLARI

UYARI:Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.(Yorum Yapanın Taahütü)Yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Ad Soyad
E-Posta
Güvenlik Kodu: Guvenlik
Yorum
MANŞETTEKİLER
Copyright ©2010 - Tüm hakları saklıdır.
PHP Haber Sitesi Türkiye Tasarım
Rogg&Nok Haber- Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Ve kaynak gösterilmeden Alıntı Yapılamaz. Yayınlanan Tüm Haber Ve Açıklamalar İlk Kaynaktan Ulaştırılan Açıklamalardır. Sitemiz Bu Açıklamalara Ekleme Veya Müdahelede Bulunmadan Yayınlar. Yorum,Makale, Sizden Gelenler Bölümündeki Yazılardan Yazanlar Sorumludur. Harici Bilgiler Ayrı Bir Sayfada Açılır. Rogg&Nok Haber Bu Linkler Ve İçeriklerinden Sorumlu Değildir.Her Türlü Haber Ve İletişim İçin roggnok@gmail.com Adresini kullanabilirsiniz. Sitemizden Daha İyi Yararlanabilmek için Gizlilik İlekeleri Ve Yayın Prensiplerimzi Okuyunuz. En İyi İnt Exp 8+ 1024x768 Görüntülenir